Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1051 E. , 2024/346 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1051 Karar No : 2024/346 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 13/09/2021 tarih ve E:2016/14365 K:2021/4035 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1051 E. , 2024/346 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1051 Karar No : 2024/346 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 13/09/2021 tarih ve E:2016/14365 K:2021/4035 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından,... tarihinde ... Tren İstasyonu'nda, yaya geçidine kapalı olan rayların üzerinden geçtiği sırada meydana gelen tren kazasından dolayı iş görmezliğe uğradığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 55.654,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri ile hastaneye ulaşım giderleri için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 70.654,36 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta ... Sulh Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; ... Tren İstasyonu'nun 20 metre kadar yakınında yayaların yürümesine kapalı olan rayların üzerinden karşı karşıya geçmek isteyen davacının, geçtiği yerin 20 metre yakınında güvenli geçiş yapabileceği yaya geçişlerinin bulunduğu, davacının yayaların geçişine kapalı olan tren raylarının üzerinden geçerek yaralanmasına neden olduğu, tren raylarının üzerinden geçmesinin tehlikeli olacağını bilmesine rağmen dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının sonucu olarak yaralandığı, kazanın olmasına kendisinin sebebiyet verdiği, olayda 1. derecede asli kusurlu olduğu, söz konusu trenin makinistlerinin ise, rayların üzerine kadar gelmiş olan davacıyı görmemelerinin, yola bakmadıkları ve dikkatlerini yola vermediklerini gösterdiği bu nedenle olayda 2. derece tali kusurlu oldukları yönünde rapor hazırlandığı, rapordaki görüşler dikkate alınarak ilgili Mahkemenin...gün ve E:..., K:...sayılı kararı ile makinistlerin yola gereken dikkati vermeyerek kusurlu davrandıkları ve tali kusurlu oldukları, sevk ve idarelerindeki trenle yayaya çarptıkları gerekçesiyle ayrı ayrı 2.240 TL adli para cezasıyla cezalandırıldıkları ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği, öte yandan, söz konusu tren kazasına ilişkin olarak tutulan "Olay Yeri Basit Krokisi ve Görgü Tespit Tutanağı"nda tren raylarına çıkılmasını engelleyen korkuluk demirlerinin raylara 2 metre mesafede olduğu, olay yerine yaklaşık 50 metre uzaklıktaki kaynak ile sabitlenmiş açılmayan kapının muhafaza demirinin kırıldığı ve yaya geçişine açık olduğunun tespit edildiği, bu durumda, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı ile, davalı idare çalışanı olan makinistlerin rayların önüne kadar gelen davacıyı görmedikleri ve siren ile uyarmadıkları gerekçesiyle tali kusurlu bulunarak adli para cezası ile cezalandırıldıkları açık olsa da, davacının, korkuluk demirleriyle kapatılmış ve kazanın olduğu yerin 20 metre ilerisinde yayaların geçiş yapabileceği bir geçit bulunmasına rağmen karşıya geçmenin yasak ve tehlikeli olduğu rayların üzerinden yanına kadar gelen treni fark etmeyerek karşıya geçmeye çalışarak kazanın olmasına sebebiyet verdiği, davacının bu kusurunun uğradığı ileri sürülen zarar ile davalı idarenin eylemleri arasında bulunması gerekli olan illiyet bağını ortadan kaldıracak düzeyde yoğun olduğu anlaşıldığından, davacının tazminat isteminin idarenin sorumluluğu ilke ve esaslarına göre kabul edilmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince; temyize konu kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, davanın reddinin sebebini söz konusu kazada kendisinin asli kusurlu olduğu hususu oluşturmakta ise de gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, bilirkişi raporu alınmadan karar verildiği, ceza davasında makinistlerin kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verildiği, tren yolunun yaya kullanımına açık halde bırakılmasının hizmetin kötü ifası olarak değerlendirilmesi gerektiği, yayaların geçişini alacağı tedbirlerle engellemeyen idarenin kusuru bulunduğu, bunun yanında tren makinistlerinin kendisini görmemelerinin ve ikaz etmemelerinin dahi tek başına hizmet kusuru teşkil ettiği, % 74 oranında iş ve çalışma gücü kaybına uğradığından zararın yoğunluğu gözetilerek ve gerekirse müterafik kusur değerlendirmesi yapılarak zararın tazmin edilmesi, davalı idarenin kusuru bulunmadığı sonucuna varılsa dahi duyulan elem ve ızdırabı tatmin edecek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 13/09/2021 tarih ve E:2016/14365, K:2021/4035 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : ... tarihinde, saat 07.15 sıralarında, ... ili, ... ilçesinde bulunan ... Tren İstasyonu'nun 20 metre kadar yakınında yayaların yürümesine kapalı olan rayların üzerinden karşıya geçiş yapmak istediği sırada ... - ... seferini yapmakta olan ... sayılı trenin, bacağına çarpması sonucu davacının yaralanması olayında idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 55.654,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri ile hastaneye ulaşım giderleri için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 70.654,36 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden; kazanın meydana gelmesinin akabinde polis tarafından düzenlenen tutanakta özetle; olayın olduğu yerin ... Tren İstasyonu'na yaklaşık 20 metre mesafede olduğu, şehir merkezi istikametindeki rayın sağ tarafında ve çevresinde kan izlerinin olduğu, raylar ile korkuluk demirleri arasındaki mesafenin yaklaşık 2 metre olduğu, olay yerine yaklaşık 50 metre mesafede elektrik trafosunun yanında kaynak ile sabitlenmiş açılmayan muhafaza demirlerinin kırıldığı ve yaya geçişi yapılabilecek şekilde açıklık oluştuğu ifade edilmiştir. Olay kapsamında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından... soruşturma numarası ile yürütülen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle; davacının yaya geçişine kapalı olan rayların üzerinden karşıya geçmek istediği, olay yerinin yakınında yaya geçidi bulunmasına rağmen davacının yaya geçidinden geçmeyip yayaların geçişine kapalı olan tren rayları üzerinden karşıya geçmeye çalışarak yaralanmasına sebep olduğu, tren raylarının üzerindeki geçişinin tehlikeli olacağını bilmesine rağmen dikkatsiz ve tedbirsiz davranışının sonucu olarak olayın meydana gelmesine sebebiyet vererek 1. derecede asli kusurlu bulunduğu, trenin makinistleri A.K. ve H.S.'nin ise rayların üzerine kadar gelmiş olan yayayı görmemelerinin yola bakmadıklarını ve dikkatlerini yola vermediklerini gösterdiği, makinistlerin sevk ve idaresindeki trenin kısa mesafede durma imkanının bulunmadığı ancak istasyon yaklaşımında sirene basmadıkları, rayların üzerine kadar gelen yayaya karşı herhangi bir ikaz tedbirine başvurmadıkları anlaşıldığından meydana gelen olayda 2. derece tali kusurlu oldukları ifade edilmiştir. Yürütülen soruşturma sonucunda taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ... Sulh Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında olayın meydana geldiği kazada treni sevk ve idare eden makinistler hakkında açılan dava sonucunda; yola gereken dikkati vermeyerek kusurlu davrandıkları ve tali kusurlu oldukları, sevk ve idarelerindeki trenle yayaya çarparak yayanın yaralanmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle... tarih ve K:... sayılı kararla adli para cezasına hükmolunarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince her ne kadar; davacının kusurunun uğradığı ileri sürülen zarar ile davalı idarenin eylemi arasında bulunan illiyet bağını ortadan kaldıracak düzeyde yoğun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının yayaların girmesine yasak olan rayların üzerine korkulukları kırık olan ve kaynakla sabitlenerek açılmaması gereken demir kapıdan girdiği, ayrıca bu demir kapının başka vatandaşlar tarafından da kullanılarak rayların üzerinden karşıya geçildiğine ilişkin ifadeler olduğu, bunun yanında idarenin ajanlarının da tali kusurlu bulunarak ceza mahkemesi kararı ile adli para cezasına mahkum edildikleri görülmektedir. Bu durumda; İdare Mahkemesince; yukarıda belirtilen hususlar ile kazaya sebebiyet veren makinistler hakkındaki ceza yargılaması sonucunda verilen ve kesinleşen karar da dikkate alınmak suretiyle, tarafların kusur oranını ortaya koyacak şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 22/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.