Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik-iş kazasına ilişkin ceza soruşturmasının etkili şekilde yürütülmemiş olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik-iş kazasına ilişkin ceza soruşturmasının etkili şekilde yürütülmemiş olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun eşi İ. Kılıçarslan 14/9/2014 tarihinde, şoför olarak çalışmakta olduğu tünel inşaatında kullandığı kamyon ile yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Saha formeni (ustabaşı) olarak görev yapan İ.K. ve şantiye şefi olarak görev yapan A.Ç. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan yürütülen soruşturmada Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/10/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi, söz konusu kazanın oluşumunda şüphelilerin kusuru bulunduğuna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, kamyonun bakımında eksiklik olmadığı, kazanın müteveffa tarafından "aracın hızının yük, yol ve trafik durumuna uydurma" kuralının ihlal edilmiş olması nedeniyle gerçekleştiğinin anlaşıldığı, kazanın meydana gelmesinde başkasının kusuru bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı şeklindedir. Başvurucunun itirazı üzerine Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/11/2014 tarihli kararıyla, kazaya karışan aracın "hafif kusurlu" şekilde trafik muayenesinden geçmiş olduğunun anlaşıldığı, dosyanın işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek kimlerin ne oranda kusurlu olduğuna ilişkin rapor alınması gerektiği gerekçesiyle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. İki inşaat mühendisi ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 17/12/2014 tarihli raporda; kazaya karışan aracın lastiklerinde hasar oluşması ve lastiklerin profili uygun olmayan şekilde yeniden açılmış olması nedeniyle muayeneden hafif kusurlu olarak geçtiği tespit edilmiştir. Raporda, aracın kaza anındaki kilometresi ile lastik değişim tarihi ya da lastiklerin durumuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, işverenin ve sürücünün kusur durumlarının tespit edilebilmesi için anılan hususun açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca kaza anında sürücünün 96 km/saat hızla seyretmekte olduğu, bu hızın araç cinsi ve olay yerine göre yüksek olduğu, sürücünün hızını yol şartlarına göre ayarlamadığı, işverenin bakım yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunun -lastik durumunun asgari şartlara uygun olması hâlinde- belirlenmesi hâlinde kazanın meydana gelmesinde sürücünün tamamen kusurlu olduğunun tespit edilebileceği, aksi durumda bakım yükümlülüğünü ihlal edenlerin kusuru bulunacağı belirtilmiştir. Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/1/2015 tarihinde, ölen sürücü İ. Kılıçarslan'ın kullandığı kamyonun TÜVTÜRK'te 26/10/2013 tarihinde muayenesinin yaptırıldığı ve aracın hafif kusurlu olarak muayeneden geçtiği, bir sonraki muayene tarihinin ise 27/10/2014 olduğu, şantiye görevlilerinin aracı muayene ettirme yükümlülüklerini yerine getirdiklerinin anlaşıldığı, lastikleri de dâhil olmak üzere kamyonun muayeneden geçmesi nedeniyle lastiklerin durumuyla ilgili bilgi eksikliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, söz konusu kamyonun bakımında eksiklik bulunmadığı, kazanın İ. Kılıçarslan'ın "araçların hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak"tan dolayı meydana geldiği, kazanın oluşumunda başkasının kusurunun bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı, Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/3/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar 13/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu 19/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca işveren şirketler ile sigorta şirketi aleyhine manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle dava açmıştır. İstanbul Anadolu İş Mahkemesi önünde görülen davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.