4. Hukuk Dairesi 2022/10285 E. , 2025/16086 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1090 E., 2022/426 K. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ....... geldi. Davacılar adına …
4. Hukuk Dairesi 2022/10285 E. , 2025/16086 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1090 E., 2022/426 K. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ....... geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.12.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi .......ün gayrimenkul için ... A.Ş.'den kredi aldığını, ayrıca banka uygulaması çerçevesinde 17.02.2010-17.02.2015 tarihleri için davalıdan hayat sigortası yaptırdığını, vefat teminatının 236.000,00 TL olduğunu, davadışı ... A.Ş.’nin poliçede rehin alacaklısı sıfatı bulunduğunu, 01.10.2010 tarihinde sigortalı murisin vefat ettiğini, davacılar tarafından davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de, murisin kronik ... lösemi nedeni ile vefat ettiği ve sigorta yapılırken bu hastalığın beyan edilmediği gerekçesiyle taleplerinin davalı tarafından 06.12.2010 tarihinde reddedildiğini, murisin ölüm nedeninin bu hastalık olmadığını, sigorta sözleşmesinin düzenlendiği sırada sağlık durumuna ilişkin formda beyan kutucuklarının zaten basılı halde olduğunu ve bunların sigortalı tarafından doldurulmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL hayat sigortası teminat tazminatının ölüm tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 236.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta başvuru formundaki kanser de dahil olmak üzere geçirilen hastalık ve tedavilerle ilgili soruya sigortalı tarafından “hayır” cevabı verildiğini, bu doğrultuda 23.02.2010 tarihinde, 17.02.2010 - 17.02.2015 tarihleri için hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, sigortalının vefatının 05.10.2010 tarihli başvuru ile öğrenildiğini, ölüm belgesine göre ölüm nedeninin kronik myelositer lösemi olduğunu, yapılan incelemede sigortalının 28.03.2006 tarihinde ... Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kronik lenfositer lösemi tanısı ile tedavisine başlandığını ve müteaddit kereler hastanede kaldığını, en son 2009 yılı Şubat ayında tedavi aldığı ve sonradan da düzenli şekilde takip edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle tazminat ödenmediğini, eğer gerçek durum bilinse idi davacıların murisine hayat sigortası yapılmayacağını, sigortalının sözleşme kurulduktan sonraki 10.03.2010 tarihinde muayene kaydının bulunması karşısında söz konusu hastalıktan kurtulduğu iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, formun matbu şekilde doldurulduğu iddiasının da doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.02.2014 tarihli ve 2010/961 E., 2014/34 K. sayılı kararı ile murisin 01.10.2010 tarihinde kalp krizi (kardiyak arrest) nedeniyle vefat ettiği, murisin ölüm belgesinde; bu nedene yol açan ölüm ile sonuçlanan durumlar varsa altında yatan durumun “Lösemi” olarak belirtildiği, dosya kapsamında alınan 05.06.2013 tarihli heyet raporunda, hematoloji uzmanı bilirkişi tarafından, ......ün 01.10.2010 tarihinde kardiyak arrest ve solunum arresti nedeniyle vefat ettiği, ....’ün 2000 yılından beri Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısıyla takip edildiği ve son tedavisini Şubat 2009’da aldığı, tedavi sonucunda hastalığının kontrol altına alındığı, hastanın ölüm tarihinden 7 ay önce (10.03.2010) yapılan tetkiklerinde kan değerlerinin normal olduğu ve hastalığının kontrolde olduğu, ölüm sırasında kan hastalığının durumu ve kan değerleri ile ilgili bir bilgi bulunmadığı, KLL hastalığının kontrolde olması durumunda kardiyak arrest gibi ani ölüme yol açma ihtimalinin çok düşük olduğu, kan hastalığı kontrolde değilse bile ölüm sebebi ile bağlantısının düşük bulunduğu, buna göre; hastada daha önce tanı konmuş olan KLL-Löseminin, ani kalp nedenli ölüme çok nadiren neden olabildiği, hastalığın beyan edilmemesinde kast ve kötüniyetin bulunmadığı, bu nedenlerle beyan edilmeyen husus ile riziko arasında nedensellik bağı olmadığı yönünde görüş bildirildiği, söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, murisin ölümü ile KLL hastalığı arasında nedensellik bağı bulunmadığının anlaşıldığı, davaya konu poliçede tespit edilen vefat limitlerinin yıllara göre ayrıldığı, ölüm ilk yıl içinde gerçekleştiği için ilk yıllık dilimde belirlenen 236.000,00 TL'nin davacı tarafa ödenmesi gerektiği, davalı sigortacının davacıların başvurusuna red cevabı verdiği 06.12.2010 tarihinde temerrüde düştüğü, davacıların ertesi günden itibaren avans faizi talep edebilecekleri kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 236.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 07.12.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 19.02.2014 tarihli ve 2010/961 E., 2014/34 K. sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2018 tarihli ve 2015/11493 E., 2018/1080 K. sayılı ilamıyla; davacıların murisi ... ...’ün ... Bank A.Ş.'den kullandığı kredi nedeniyle davalı tarafından hayat sigortası yapıldığı, murisin 01.10.2010 tarihinde kalp krizi (kardiyak arrest) nedeniyle vefat ettiği, murisin ölüm belgesinde; bu nedene yol açan ölüm ile sonuçlanan durumlar varsa altında yatan durumun “Lösemi” olarak belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan heyet raporunda, hematoloji uzmanı bilirkişi tarafından, ... ...’e daha önce tanı konmuş olan KLL-Löseminin, ani kalp nedenli ölüme çok nadiren neden olabildiği, hastalığın beyan edilmemesinde kast ve kötüniyetin bulunmadığı, bu nedenlerle beyan edilmeyen husus ile riziko arasında nedensellik bağı olmadığının bildirildiği, doktor bilirkişinin uzmanlığı itibariyle raporun, hüküm kurmaya yeterli olmadığı, bu itibarla, içerisinde kardiyoloji, hematoloji ve onkoloji uzmanlarının bulunduğu üçlü bilirkişi heyetinden dosya kapsamındaki tedavi belgeleri değerlendirilmek suretiyle, müteveffanın ölüm nedeninin sigorta ilişkisinin kurulmasından önce sigortalı muriste bulunan ve sigortacıya bildirilmeyen KLL-Lösemi hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığının kesin olarak tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alındıktan sonra, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca .... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden içerisinde kardiyoloji, hematoloji ve onkoloji uzmanlarının bulunduğu üçlü bilirkişi heyetinden alınan 19.08.2021 tarihli raporda; davacıların murisi sigortalı .... ... 2000 yılından itibaren kronik lenfositik lösemi tanısı ile tedavi gördüğü, hastayı takip eden Prof. Dr. .....'ın 10.11.2010 tarihli epikrizine göre hastanın 10.03.2010'daki kontrol muayenesi ve kan tetkiklerinin tümüyle normal olduğu, hastanın altı ayda bir kontrole gelmek üzere taburcu edildiği, İstanbul ... ... Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Avcılar ek binasında görevli hekimlerce düzenlenen 01.10.2010 saat:22:20 tarihli ölüm raporuna göre, kişinin damar tıkanıklığına(emboli) bağlı kalp ve solunum durması nedeniyle vefat ettiğinin anlaşıldığı, ölüm belgesinde ölüme neden olabilecek diğer tanılar arasında bahsedilen kronik miyelositer löseminin ise kronik lenfositik lösemiden farklı bir hastalık olup muhtemelen yanlışlıkla yazıldığı, kişinin kesin ölüm nedenini tespit etmenin tek objektif yolunun otopsi olduğu, bunun mümkün olmadığı durumlarda ancak olasılıklar üzerinden görüş bildirilebileceği, müteveffanın hastane acil servisindeki değerlendirmesine ilişkin tetkikleri bulunmadığından, olayın vuku bulduğu anda kronik lenfositik löseminin alevlenmiş veya yatışmış olduğuna dair bir yorum yapmanın da mümkün olmadığı, kronik lenfositik löseminin yavaş bir seyir gösteren, hastaların büyük bir kısmında (%60) tedavi bile gerektirmediği, tedavi gerektirenlerin de uzun yaşam sürelerine sahip olduğu bir hastalık olduğu, ölümün çoğunlukla hastalık ilerlemesine bağlı, enfeksiyonlar, kanamalar, lenf bezelerinin organlara baskı yapması neticesinde geliştiği, çoğunlukla bu sürecin de ani olarak ortaya çıkmayacağı, öncesinde hastalığın tekrar ettiğini gösteren şikayetler ve kan tetkiki bozukluklarının gözlemlendiği, ölüm nedeni olarak bildirilen embolinin (damar tıkanıklığı) kronik lenfositik löseminin beklenen, sık görülen ve alışılagelmiş bir sebebi olmadığı, embolinin (damar tıkanıklığı), kronik lenfositik lösemisi olmayan herhangi bir kişide de görülebileceği, olayın ortaya çıkmasını kolaylaştıran, neden olan etmenlerin farklı olduğu, özellikle de aktif hastalığı olmayan, kemoterapisinin üstünden uzun zaman geçmiş kişilerde emboli riskinin, kanseri olmayan kişilerden farksız olduğu, sonuç itibariyle objektif bir kesinlikle ölüm nedenini tespit etmek mümkün değilse de, kişinin ölüm nedeninin kronik lenfositik lösemi ile ilişkili olma ihtimalinin düşük olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu rapora göre ölüm nedenin tespiti için otopsi gerekmesi ve ölüm tarihinin 2010 olması itibari ile bunun mümkün olmaması, ölüm nedeni olarak bildirilen embolinin(damar tıkanıklığı) kronik lenfositik löseminin beklenen sık görülen ve alışılagelmiş bir sebebi olmaması ve rapora göre ölüm nedeninin kronik lenfositik lösemi ile ilişkili olmasının düşük olması ihtimali nazara alındığında sigortalının kalp krizi nedeniyle öldüğü tespitine varılarak davacının davasında haklı olduğu sonucuna varıldığı, temlik alan bankaya yazılan müzekkereye verilen 14.03.2019 tarihli cevapta......'ün kullanmış olduğu krediden dolayı borcu kalmadığının tespit edildiği, yargılama sırasında çözülmesi gereken diğer problemin ise taraf sıfatı olduğu, davanın 17.12.2010 tarihinde kendi adına asaleten ve çocukları ... ve ... bakımından velayeten ... tarafından davalı .... Emeklilik ve ... A.Ş. aleyhine açıldığı, yargılama sürecinde davacı tarafça 15.03.2012 havale tarihli temliknamenin sunulduğu, bu temliknamede davacıların temlik eden, kredi kullanılan banka olan ... Bank A.Ş.'nin ise temlik alan olduğunun anlaşıldığı, temlikname içeriğine göre davacılar murisinin ... Bank A.Ş.'den kullanmış olduğu nakdi ve gayri nakdi borçları için Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/961 E dosyasından açılan davada doğacak hak ve alacaklarından 236.000,00 TL kadarının temlik edildiği, davada haklı çıkmaları halinde ya da dava dışı sulh olunması halinde davacılara ödenecek bedelin 236.000,00 TL'sine kadar anılan bankaya temlik ettikleri, temlikin bankaya olan borcun ödenmesi anlamında olmadığı, krediden dolayı bankanın temlik edenlere rücu hakkının saklı tutulduğu, davalı tarafından temlik alan bankaya para ödenirse öncelikle borçtan mahsup edileceği ve kalan paranın temlik edenlere ödeneceği, bankanın temellük ettiği alacak için takip tahsil yükümlülüğü olmadığı, ancak tahsil işlemlerine girişip bir para tahsil eder ise bu bedeli borçtan mahsup edeceği ve bu sebeple bir sorumluluğunun olmadığı, temlikin borcu yenileyici nitelikte olmadığının hüküm altına alındığı, işbu temlikin dosyaya ibrazından sonra davanın temlik verenler tarafından takip edildiği, temlik alan bankanın vekaletname sunmadığı, bununla birlikte bozma ilamından önce mahkemece gerekçeli karar yazıldığında davacı olarak temlik alan ... Bank A.Ş. ve parantez içersinde kendi adına asaleten ve çocukları ... ve .... bakımından velayeten ...'ün gösterildiği, kararın davalı tarafından temyiz edildiği, Yargıtay bozma ilamında davacı olarak ... Bank A.Ş. ve parantez içerisinde kendi adına asaleten ve çocukları ... ve ... bakımından velayeten ...'ün gösterildiği, her ne kadar bozma ilamından önceki mahkemenin gerekçeli kararında ve Yargıtay bozma ilamında davacı sıfatı tam olarak belirtilmeyerek ... Bank A.Ş. ve parantez içersinde kendi adına asaleten ve çocukları .... ve ...,. bakımından velayeten ... olarak gösterilmiş ise de, gerek temliknamenin 4 üncü maddesinde alacağın takip ve tahsil yetkisinin temlik alan ... Bank A.Ş.'ye verilmemiş olması, gerek temliknamenin davacı kendi adına asaleten ve çocukları ... ve .... bakımından velayeten ... vekili tarafından sunulduktan sonra gerekçeli karara kadar temlik alan bankanın davaya katılıp vekaletname sunmaması ve gerekse de temlik alan bankanın daini mürtehin sıfatı ile 20.03.2012 tarihinde 08.03.2012 tarihli temlikname sonrası bir tarihte davaya muvafakat verdiği anlaşılmasına göre davacı sıfatının yargılama sırasında reşit olan ..., ... ve anneleri ...'te olduğu nazara alınarak kararın bu davacılar hakkında kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 236.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 07.12.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; işbu davanın ... ... A.Ş.’ye temlik edildiğini, temlik sözleşmesi incelendiğinde temlik edenin işbu davadan doğan tüm hak ve yetkilerinin ... ... A.Ş.'ye devredildiğinin görüleceğini, temlik sözleşmesine rağmen temlik alan yerine dava tarihine göre değerlendirme yapılarak mirasçılar lehine yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 29.03.2022 tarihli celsede temlik alan vekilinin duruşmaya katılmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığını, daha sonra “dosyanın düşürülmesine ilişkin karardan dönüldüğüne” dair ara karar verildiğini, Eylül ayına bırakılan duruşma tarihinin onbeş gün gibi kısa bir zaman sonraya değiştirildiğini, mahkemece onbeş içinde duruşma yapılarak aynı celsede davanın kabulüne karar verildiğini, bozma ilamından sonra alınan 19.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre muris ... .....’ün işbu davaya konu poliçenin tanzim tarihinde kronik lenfosittik lösemi hastası olduğunu, murisin 17.02.2010 tarihinde poliçe yaptırdığını, 06.12.2010 tarihinde de vefat ettiğini, poliçe tanzim tarihinde dört yıldır lösemi hastası olan ve uzun bir tedavi süreci geçiren murisin sigorta sağlık beyan formunda açıkça sorulmasına rağmen lösemi hastalığını beyan etmediğini, sigortalı murisin hastalığını gizlediğini, doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, murisin hastalığını gizleyerek poliçe düzenlenmesine neden olduğunu, sigortalı murisin 17.02.2010 tarihinde imzaladığı poliçenin ön şartı olan sağlık beyan formunda ölümcül risk taşıyan lösemi hastalığını beyan etmesi halinde adı geçen poliçenin müvekkili tarafından hiçbir şekilde imzalanmayacak olduğunu, müvekkilinin murisin lösemi hastası olduğunu, dört yıldır tedavi gördüğünü, defalarca kere hastanede yattığını bilmediğini, bu nedenle poliçeyi düzenlediğini, sigortalının poliçeyi imzaladıktan on ay gibi kısa bir süre içerisinde vefat ettiğini, bilirkişi raporunda murisin poliçe tanzim tarihinde lösemi hastası olduğunun tespit edildiğini, hükme gerekçe alınan bilirkişi raporunda “mütevaffanın hastane acil servisindeki tetkikler dosyada bulunmadığından olayın vuku bulduğu anda lösemi hastalığının alevlenmiş veya yatışmış olduğuna dair bir değerlendirme yapılamayacağı” belirlenmesine rağmen mahkemece eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunun yalnızca davacılar lehine yorumlanarak hüküm kurulduğunu, oysaki raporda; murisin poliçe tanzim tarihinde hasta olduğunun tespit edildiğini, murisin acil servis tetkikleri olmadığından lösemi hastalığının vefata etkisinin tespit edilemediğinin belirtildiğini, otopsi yapılmadığından kesin ölüm nedeninin belirlenemeyeceği görüşünün bulunduğunu, buna göre bilirkişi raporunda davacılar lehine yorumlanabilecek hiçbir tespitin mevcut olmadığını, mahkemece, bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen acil servis kayıtları getirtilerek ek rapor alınması gerektiğini, gizlenen hastalık ile vefat nedeni arasında doğrudan etki olmasa dahi, dolaylı etki halinde bile sigortacının artık vefat teminatı ödeme yükümlülüğünden kurtulacağını, davaya konu olayda sağlık beyan formunun sigortalıya doldurtulduğunu, açıkça hastalık ismi zikredilerek sorulduğunu, ancak sigortalı tarafından hastalığının beyan edilmediğini, beyan edilmiş olsa idi müvekkilinin bu poliçeyi düzenlemeyeceğinin ortada olduğunu, bu nedenle, doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davranılarak, aslında düzenlenmeyecek bir poliçenin düzenlenmesine sebep olunduğundan poliçenin geçersiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, bozma ilamı uyarınca alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.