1. Hukuk Dairesi 2012/2679 E. , 2012/2110 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 757 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, bu kısımın tapusunun iptalini istemiştir. Davalıya dava dilekçesi ilanen tebliği edilmiş, davalı yanıt vermemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabul
**1. Hukuk Dairesi 2012/2679 E. , 2012/2110 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 757 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, bu kısımın tapusunun iptalini istemiştir. Davalıya dava dilekçesi ilanen tebliği edilmiş, davalı yanıt vermemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava dilekçesinin kayıt malikine 6.10.2002 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, yapılan uygulama sonucu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının belirlendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek kararın kayıt maliki ...'e yine ilanen tebliğ edildiği, süresinde temyiz edilmediği gerekçesiyle karara 20.04.2007 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği ve kayden 12.2.2008 tarihinde sicilden terkin edildiği görülmektedir. Kararı temyiz eden kayıt malikinin bir kısım mirasçıların miras bırakanları ...'in dava tarihinden önce öldüğünü belirtmişlerdir. Gerçekten de, dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarına göre kayıt maliki Kazime'nin dava tarihinden önce 2.12.1988 tarihinde ölmüş olduğu sabittir. Bilindiği üzere; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) taraf ehliyetini tanımlamamış, 38.maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8,28,47 ve 48.maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir. Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanunun 28.maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Medeni Kanun gerekse HUMK.nu dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş; ölen veya mevhum kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 4.5.l978 tarih l978/4-5 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet) kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır. Mahkemece, kendiliğinden (resen) gözönünde bulundurulması gereken bu usul kuralı gözardı edilerek hüküm kurulması doğru değildir. Bu durumda davanın açıldığı, yargılamanın yürütüldüğü ve karara bağlandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan yasalar uyarınca davanın reddedilmesi gerekir ise de 1086 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. maddesi ile bu gibi durumlarda dava reddedilmeyip mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanmasıyla yargılama yapılması olanağı getirilmiştir. Öte yandan, davanın ölü kişi aleyhine yürütülerek sonuca bağlanması ve kararın şeklen kesinleştirilerek taşınmazın sicilden terkini hukuksal bir değer taşımadığından sonuca etkili kabul edilmemiştir. Hal böyle olunca 6100 sayılı Yasanın 124. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması, yargılamaya devam edilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için karar bozulmalıdır. Davalı olarak temyiz eden bir kısım mirasçıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.