3. Ceza Dairesi 2022/1382 E. , 2024/7005 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1045 E., 2021/1073 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 04.11.2021 tarihli ve 2020/1045 Esas, 2021/1073 sayılı ek Kararın; 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir ol…
**3. Ceza Dairesi 2022/1382 E. , 2024/7005 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1045 E., 2021/1073 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 04.11.2021 tarihli ve 2020/1045 Esas, 2021/1073 sayılı ek Kararın; 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 25.09.2021 tarihinde kararın sanık müdafine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafiinin kararı temyiz etmediği, sanığın kararı 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süreden sonra 28.10.2021 tarihinde temyiz etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince aynı Kanun'un 296 ıncı maddesi gereğince 04.11.2021 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/573 Esas 2022/119 sayılı Kararında belirtildiği üzere, temyize konu kararın ayrıca sanığa tebliğinin gerekli olduğu ve dosya içeriğine göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin anılan kararının sanığa tebliğ edilmediği, sanığın kararı öğrenme tarihi olan 28.10.2021 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu ve temyiz kanunu yolu başvurusunun süresinde yapıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2020 tarihli ve 2019/9 Esas, 2020/136 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2020/1045 E., 2021/1073 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin istinaf başvurularının, doğru hesaplama neticesinde sanık hakkında tayin edilen sonuç ceza 1 yıl 13 ay hapis cezası olarak gösterilecek şekilde hüküm fıkralarının düzeltilmesi bakımından, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.12.2021 tarihli ve temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi özet olarak; 1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine, 2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için özel kastın bulunması gerektiğine, 3. Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiği, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine, 4. İlgili dönemde Kanunlar çerçevesinde faaliyet gösteren işyerindeki SGK çalışma kayıtlarının, protesto gösterilerine katılma eyleminin yahut hakkın kullanılması niteliğindeki diğer iddia konusu eylemlerin, müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, 5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme sebebi dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (Kapatılan) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 karar sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar ilamlarında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık savunmaları, Bank Asyadaki rutin hesap hareketlerine dair kayıtlar, hesap hareketlerine dair düzenlenen Bilirkişi Raporları, örgütle iltisaklı işyerinde SGK kaydı, Zaman Gazetesine yapılan operasyonlara yönelik protesto katılımı, Digiturk kanal listesinden örgütle iltisaklı yayınların çıkartılmasının protestosu amacıyla abonelik iptali, sosyal medya paylaşımları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla, Mahkemenin kabulünde de lehe değerlendirildiği üzere Bank Asya hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatı üzerine örgüte yardım kastı ile gerçekleştiğine yönelik savunmalarının aksini ispat eden, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan, hakkında hükme esas alınan sair tespitlerin de tek başına ve bir bütün olarak suçun sübutunu sağlayacak nitelikte delil sıfatında olmadığı anlaşılan sanığın, atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2020/1045 Esas, 2021/1073 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi.