1. Hukuk Dairesi 2009/10310 E. , 2009/11962 K. "" MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalılar adına kayıtlı 207 parsel sayılı taşınmazın 2920 metrekaresinin dere yatağı içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalılardan M.T.., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise yargılamaya katılmadıkları gibi yanıt ta vermemişlerdir. Mah…
**1. Hukuk Dairesi 2009/10310 E. , 2009/11962 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalılar adına kayıtlı 207 parsel sayılı taşınmazın 2920 metrekaresinin dere yatağı içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalılardan M.T.., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise yargılamaya katılmadıkları gibi yanıt ta vermemişlerdir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 207 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün dere yatağı içinde kaldığı, iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 207 parsel sayılı taşınmazın 27.04.1972 tarihinde kesinleşen kadastro tespitine dayalı olarak tescil edildiği, davanın ise 26.09.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, tescilin dayanağı olan kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine, Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.