Başvuru, bir şirket hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımı sebebi ile cezalandırılan başvurucunun adil yargılanma hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, bir şirket hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımı sebebi ile cezalandırılan başvurucunun adil yargılanma hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1986 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir. Müşteki T.; telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren, haberleşme ve iletişim sektöründe ticari faaliyetleriyle kamuoyu tarafından tanınan bir şirkettir. Müşteki, ticari faaliyetlerinin yanı sıra kültür, sanat, spor ve eğitim alanlarında yürütülen birçok toplumsal sorumluluk proje ve kampanyalarına da destek sağladığını belirtmektedir. 2016 yılının Mart ayı başlarında ulusal bir gazetede E. Vakfı ve bir dernekle bağlantılı olduğu söylenen yurtlarda kalan en az on öğrencinin yurt sorumlusu bir öğretmen tarafından tacize uğradığına ilişkin bir haber yayımlanmıştır. Haberde; çocuklardan birinin yaşadıklarını bir psikoloğa anlatması, psikoloğun konuyu yetkililere bildirmesiyle olayın ortaya çıktığı ve Karaman’da Cumhuriyet savcısının konuyla ilgili soruşturma başlattığı yer almıştır. Daha sonraki haberlere göre sanığın kısa sürede tutuklandığı ve yine mart ayı içinde iddianamenin tamamlanarak yargı sürecinin başladığı anlaşılmaktadır. Kamuoyunda büyük infial uyandıran olay çok sayıda sivil toplum kuruluşunca takip edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmiş, ulusal ve uluslararası yayın organlarında sayısız habere konu olmuştur (Hayriye Özde Çelikbilek, B. No: 2016/13543, 24/10/2019, § 10). Bahsi geçen haberlerin ardından müştekinin E. Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığının iş birliği ile düzenlediği bir proje olan Türkiye Değer Ödüllerine 2016 yılı için sponsor olduğuna ilişkin başka bir haber yapılmış ve söz konusu bu haber yazılı, görsel ve sosyal medyada yer almıştır. Başvurucu, anılan haberin ardından 26/3/2016 tarihinde bir sosyal medya platformundaki hesabından "#BabaBeniE.yeGönderme T. ile ilişkini bitir, tecavüzlere destek olma" şeklinde bir gönderi paylaşmıştır. Müşteki Şirket ilgili paylaşımın haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek başvurucudan şikâyetçi olmuştur. Müşteki söz konusu şikâyetinde, Türkiye Değer Ödüllerine vermiş olduğu desteğin eğitim alanındaki sosyal sorumluluk projelerinin bir parçası olduğunu belirtmektedir. Projeyi düzenleyen taraflardan biri olan ilgili Vakfa ait yurtta gerçekleşen cinsel istismar olayının sosyal medyada çarpıtıldığını ve Şirket aleyhine bir karalama kampanyasına dönüştürülerek atılı suçun işlendiğini belirtmiştir. Şikâyet sonucunda düzenlenen iddianameyle başvurucunun 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun maddesinde düzenlenen haksız rekabet suçundan cezalandırılması istenmiştir. Yargılama İstanbul (Anadolu) Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılmıştır. 31/1/2017 tarihli kararı ile Mahkeme, başvurucunun 6102 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde düzenlenen haksız rekabet suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Alt sınırdan ayrılmak suretiyle başvurucunun 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar veren Mahkemenin gerekçesinde; başvurucunun yapmış olduğu paylaşım ile müştekiye tecavüzlere destek olma ithamında bulunduğu ve iletinin muhataplarına müşteki şirket ile olan ilişkilerini bitirme çağrısı yaptığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul (Anadolu) Ağır Ceza Mahkemesince 6/3/2017 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı 16/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6102 sayılı Kanun’un "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırıdavranışlar ve özellikle; Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticariişlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek..." 6102 sayılı Kanun'un "Cezayı gerektiren fiiller" kenar başlıklı Maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,...fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) UJ/Macaristan (B. No: 23954/10, 19/7/2011) kararında, günlük bir gazetede yayımlanan makalede devlete ait bir şirket tarafından üretilen şarapların kalitesi ile ilgili kullandığı bir kelime sebebi ile başvurucunun cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini incelemiştir. Söz konusu makalede üretici şirket tarafından imal edilen şarapların kalitesi konu edilmektedir. Şirket ilgili makalenin ticari itibarını zedelediği gerekçesi ile başvurucu hakkında hakaret davası açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda başvurucunun makalede söz konusu şarapları nitelemek için kullandığı"b.k" kelimesinin hakaret suçuna vücut verdiği belirtilerek başvurucu kınama cezasına mahkûm edilmiştir (UJ/ Macaristan, §§ 6-8). AİHM; başvurucu tarafından kullanılan ifadenin saldırgan oluğunu belirtmekle birlikte ifadenin değer yargısı niteliği taşıdığını, başvuranın birincil amacının okurların zihninde şirketin ürünlerinin kalitesini düşürmek değil devlet mülkiyetinin dezavantajları hakkında farkındalık yaratmak olduğunu tespit etmiştir. Makalede ifade edilen fikirlerin kamu yararını ilgilendirdiğini, başvuran tarafından kullanılan ifadenin abartılı olmakla birlikte düşük kaliteli şarabı nitelemek için kullanıldığı ve söz konusu bu ifadenin taşıdığı kabalığın başvurucunun güçlü anlatımının bir parçasını oluşturduğunu kabul eden AİHM başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal ediliğine karar vermiştir (UJ/ Macaristan, §§ 23-26).