10. Hukuk Dairesi 2013/2715 E. , 2013/18513 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/848-2012/741 Davacı, 01.05.1993 tarihinden 19.05.1993 tarihine kadar davalı ... Şefliğinde mevsimlik işçi olarak çalıştığının tespiti istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum ve davalı ... Genel Müdürlüğü avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından d
**10. Hukuk Dairesi 2013/2715 E. , 2013/18513 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/848-2012/741 Davacı, 01.05.1993 tarihinden 19.05.1993 tarihine kadar davalı ... Şefliğinde mevsimlik işçi olarak çalıştığının tespiti istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum ve davalı ... Genel Müdürlüğü avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesidir. Anılan Kanunda ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak, kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda,davacının 01.05.1993-19.05.1993 tarihleri arasında kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; toplanması gereken bütün delillerin toplanmadığı ve re’sen delil toplama yoluna gidilmediği, davalıya ait işyerinde ne tür işlerin görüldüğü ve görülen bu işlerden hangilerinin sürekli, hangilerinin mevsimlik işler olduğunun tam olarak saptanmadığı, bu kapsamda davacının çalışmalarının hangi bölümde hangi tarihlerde geçtiği hususunun da netleştirilmediği,bordro tanıklarına yönelik araştırma yapılmadığı,dinlenen tanıkların bordro tanığı olup olmadığının tespit edilmediği,çalışmanın yazılı belge ile ispat edilebileceği hususunun gözetilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, tarafların bildirdiği tanıkların anlatımı ile yetinilmeyerek, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinde ne tür işlerin yapıldığı, bu işlerin mevsimlik olarak mı, yoksa yılın tamamında mı yapıldığı, yine, dava edilen dönemde davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek, kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde işveren tarafından dönem bordrolarında isimleri bildirilen veya aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re’sen saptanarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı, bu şekilde davacının gerçek çalışma süreleri tespit edilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca taleple bağlı kalınarak bir karar verilmelidir. Husumet, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, Mahkeme tarafından, gerekse Yargıtay tarafından, tarafların bu yönde bir itirazlarının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden (re'sen) göz önünde bulundurulur. Davada husumetin ayrı tüzel kişiliği bulunan Orman Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerekirken, tüzel kişiliği ve aktif husumet ehliyeti olmayan İnegöl Orman İşletme Şefliğine yöneltilmiş olması, davayı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin takip etmesi nedeniyle sonuca etkili olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı davalı ... Genel Müdürlüğü'ne iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.