5. Hukuk Dairesi 2025/5010 E. , 2025/16178 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/562 Esas, 2024/588 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapuda sahte vekâlete işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,…
5. Hukuk Dairesi 2025/5010 E. , 2025/16178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/562 Esas, 2024/588 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapuda sahte vekâlete işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı üçüncü şahsa ait .. ili, ..., ... 72 68... parselde bulunan 4, 8 ve 10 nolu bağımsız bölümleri .. 1. Noterliğinin 28.11.2005 tarihli ve 0 ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile vekil tayin edilen ...'dan 02.12.2005 tarihinde satın alarak, satış bedellerini bu şahsa ödediğini; ancak taşınmazın sahibi ...'un vekâletnamenin sahte olduğunu ileri sürerek Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince tedbir koydurduğunu, akabinde de Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/97 sayılı dosyasında açılan ve görülen dava sonucunda vekâletteki imzaların ...'a ait olmadığı, satış işleminin sahte nüfus cüzdanı ve vekâlet kullanılmak sureti ile gerçekleştiğinden işlemin yolsuz tescile dönüştüğü tespit edilerek tapuların iptali ile ... adına tesciline karar verildiğini, 3 adet bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri ile Antalya 2. İcra Müdürlüğünün 2009/22387 Esas sayılı icra dosyasına ödenen 11.800 TL'nin davalı Hazineden tahsili ile taraflara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/236 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, dosyanın halen derdest olduğunu, bu davada müvekkilinin zararının miktarı sonradan öğrenildiğini ve davayı ıslah ettiklerini, ancak Yargıtay incelemesinden sonra ıslah söz konusu olmadığından Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile birleştirilmesi talepli olarak bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerlerinin tespiti ile bu dava değerlerinin maddi tazminat olarak davalıdan tahsiline, Antalya 2. İcra Müdürlüğünün 2009/22387 Esas sayılı dosyasından ödenen 11.800,00 TL'nin maddi tazminat olarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile maddi tazminatların yasal faiz işletilerek tazminini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu satış işleminin sahte nüfus cüzdanları ve vekâletname kullanılmak suretiyle gerçekleştiğini, bu sonucun ortaya çıkmasına 3. kişinin hukuka aykırı eyleminin sebep olduğunu, idarenin sorumluluğunu gerektirecek uygun illiyet bağının bulunmadığını ayrıca taleplerinde fazla olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.06.2012 tarihli ve 2010/134 Esas, 2012/254 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.06.2012 tarihli ve 2010/134 Esas, 2012/254 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; sahteciliğe konu eylem ve işlemler, üçüncü kişinin dahli de olsa, hukuka aykırı şekilde gerçekleşmiş ve sahte nüfus cüzdanı ile sahte vekâlet tescil işlemine dayanak alınmasıyla ortaya çıkmış olup, zarar ile tapu dairesinin işlemleri arasında uygun illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.07.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/329 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.07.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/329 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı hâlde, bozma sonrasında verilen ıslah dilekçesine değer verilerek işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması ve temsilcide yanılma hususunun giderilmemiş olması da doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 24.12.2020 tarihli ve 2018/236 Esas, 2020/478 Karar sayılı asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.12.2020 tarihli ve 2018/236 Esas, 2020/478 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekirken soyut ifadelerle değer biçilmesi isabetli bulunmadığı gibi bağımsız bölümlere ise 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 46 ncı maddesinin son fıkrası (ana gayrimenkulün arsası ile birlikte kamulaştırılması halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de göz önünde tutularak ayrı ayrı takdir olunacağı) hükmüne uygun olarak değer biçilmesi gerektiğinden ve Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesi hatalı olduğundan ve davacı tarafın, asıl malik tarafından açılan tapu iptal tescil dosyasında yapılan yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin icra takibi sebebi ile ilgili icra dosyasında ödediği bedele iş bu davada hükmedilmemesi gerektiğinden mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. F.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtildikten sonra 24.12.2020 tarihli kararı temyiz etmediği ve 03.09.2021 tarihli temyize cevap dilekçesinde verilen kararın onanmasını talep ettiği, bu anlamda davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşıldığından kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş bu davanın açıldığı tarih gözetildiğinde yasal değişiklikler nedeniyle dava açılış tarihinde açıkça dava dilekçesinde iş bu dava belirsiz alacak davasıdır yazılmasının mümkün olmadığını, dava tarihinde bunun yazılması hukuken mümkün değilse de davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra niteliğinin belirsiz alacak davası olduğunun kabulü ile değer artırım dilekçeleri dikkate alınarak birleştirilen davanın tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının zararının üçüncü kişinin hukuka aykırı eyleminden kaynaklandığını, Hazinenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davanın açıldığı tarihin değerlendirme tarihi olarak kabulü isabetli olup davacı tarafça 24.12.2020 tarihli kararın temyiz edilmediği ve 03.09.2021 tarihli temyize cevap dilekçesinde verilen kararın onanmasının talep edildiği anlaşıldığından, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.