T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1163 - 2026/527 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1163 KARAR NO : 2026/527 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.07.2024 NUMARASI : 2022/264 Esas 2024/417 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 02.04.202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1163 - 2026/527 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1163 KARAR NO : 2026/527 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.07.2024 NUMARASI : 2022/264 Esas 2024/417 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 02.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.02.2021 tarihinde davalı ... ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı 06 plakalı aracın ...idaresindeki 06 ... ... plakalı araca çarpması sonucunda bu aracın da davacı sevk ve idaresindeki 06 ... ... plakalı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davalı 06 ... ... plakalı araç sürücüsü davalı ... ...'a ait olduğunu, davalı araç sürücüsü hakkında Ankara 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/442 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucu davalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olması nedeni ile ceza aldığını ve kararın kesinleştiğini, davacının Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde okumakta olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00-TL geçici işgöremezlik, 50,00-TL sürekli işgöremezlik olmak üzere toplam 100,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi ile davalı araç sürücüsünden, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı araç sürücüsünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 28.05.2024 tarihinde ıslah dilekçesi ile dava değerini 11.398,20-TL geçici, 1.081.490,05-TL sürekli iş görmezlik olmak üzere toplam 1.092.888,25-TL olarak artırılmıştır. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, 06 ... ... plakalı aracın davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, dava dışı 06 ... ... plakalı araç sürücüsünün sol şeritte durması nedeni ile dava konusu trafik kazasına sebep olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, maluliyetin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca belirlenmesini, geçici işgöremezlik ve tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesini, hesaplamada TRH-2010 ömür tablosu ile 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, temerrüdün gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davalının kusuru olmadığını, bu nedenle öncelikle kusurun ve davacının maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının talep ettiği manevi tazminatın sebepsiz senginleşme teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihi olan 24.02.2021 günü davalı sürücü ... ... sevk ve idaresinde olup, davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan 06 ... ... plaka sayılı araç ile dava dışı sürücü ...sevk ve idaresindeki 06 ... ... plaka sayılı araç ve davacı sürücü sevk ve idaresindeki 06 ... ... plaka sayılı araçlar arasında maddi hasarlı, yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, trafik kazasında yaralanması nedeniyle davacının engel oranının % 5 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, kesinleşen ceza mahkemesi dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.11.2021 tarihli raporu ile kazanın meydana gelmesinde sürücü ... ...'ın asli kusurlu, sürücü ...ve ...'ün kusursuz olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının 11.398,20-TL geçici iş göremezlik ve 1.081.490,05-TL sürekli iş göremezlik tazminat talep hakkının bulunduğu, davalı sigorta şirketi yönünden ZMMS poliçe limitinin sakatlanma ve tedavi giderleri klozunda ayrı ayrı olmak üzere 430.000,00-TL olduğu, tüm davalıların oluşan maddi zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek, davanın maddi tazminat talebi bakımından kabulü ile 11.398,20-TL geçici, 1.081.490,05-TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 24.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak ve dava tarihi olan 04.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davanın manevi tazminat talebi bakımından kısmen kabulü ile toplam 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabında davalının geçici ve sürekli dönem maddi zararının eksik hesaplandığını, hesaplamaya esas ücretlerin gerçek ücretin altında belirlendiğini, davalının üniversite mezunu olması nedeni ile asgari ücretin en az 5 katı ücretle çalışacağını, davalının muhtemel iş bulma süresinin hatalı hesaplandığını, maddi tazminat yönünden gelecek dönem asgari ücret zam oranlarının hatalı hesaplandığını, manevi tazminatın hakkaniyete aykırı şekilde düşük hesaplandığını, belirlenen bu meblağın maddi tazminat ve paranın alım gücü düşünüldüğünde az olduğunu, manevi tazminat yönünden davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, dava dışı 06 ... ... plakalı araç sürücüsü...'ın davaya konu kazanın meydana geldiği yerde sol şeritte durmak suretiyle davaya konu kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, hükme esas alınan maluliyet raporunda hatalı ve eksik tespit yapılmış olup rapor ile muayene evrakları arasında çelişki bulunmakla birlikte davacının söz konusu kaza ile maluliyeti arasında illiyet bulunmadığını, bağımsız ve tarafsız medikal firma olan Alerta tarafından alınan 31.12.2022 tarihli raporda davacı tarafın davaya konu kaza neticesinde herhangi bir maluliyeti bulunmadığının tespit edildiğini, hükme esas alınan raporda kaza ile maluliyetin illiyetli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığını, davacının iyileşme süreci de göz ardı edilerek rapor düzenlendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ...'ün Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi iken kaza gerçekleşmiş olup aylık kazancının asgari ücret olarak belirlenmesi gerektiğini, davacı ...'ün, üniversiteyi bitirdiğinde kamu kurumlarında uzman, müfettiş, kaymakam gibi pozisyonlarda memur olarak atanacağına dair iddia hiçbir somut veri bulunmadığını, hesap bilirkişi raporunda bu kurumlar için iş arama ve sınav süreçleri 1 yıl olarak değerlendirilmiş ise de sayılan kurumların her yıl işe alım yapmadığını, işe alımlarda kontenjan sayısının az olduğu, KPSS ile alım yapan bu kurumların 2 yılda bir defa sınavının yapıldığını, pasif dönem zarar hesabının AGİ hariç net asgari ücret esas alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının davalı şirketin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takıp takmadığı hususunun araştırılması gerekli olup takmaması halinde tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, zarar hesabında progresif rant sisteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, 1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata hükmedilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, hükmedilen tutarlar yönünden davalı şirketin sorumlu olduğu tutarların poliçe limiti dahilinde rakamsal olarak açıkça belirtilmediğini, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için tüm davalıların müteselsil olarak sorumlu tutulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ceza dosyasındaki kusur raporu ile bağlı kalındığını, dosya kapsamında ayrı bir kusur raporu alınmadığını, davalının davaya konu kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, yeni bir kusur raporu alınması gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmediğini, davacının öğrenci olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının % 5 oranında maluliyeti bulunduğu yönünde yapılan tespitin hatalı olduğunu, maluliyet oranına ilişkin itirazları dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, İstanbul ATK dan rapor alınması gerektiğini, hesap raporunda yapılan seçenekli hesaplamada hangi seçeneğe hangi gerekçeyle itibar edildiği açıklanmaksızın gerekçesiz şekilde hüküm kurulduğunu, davacının kazanç durumu yönünden kabul edilen maaş miktarı fahiş tutarda olup gerçek durumu yansıtmadığını, davacının yalnızca kamu kurumlarında çalışma ihtimali değerlendirilerek ücret belirlendiğini, özel sektörde çalışma ihtimalinin esas alınmadığını, yılda 200-300 kişiyi geçmeyen ve Uluslararası İlişkiler dışında birçok farklı bölümden alım yapan iş kolları esas alınarak davacının bu işlerden birini yapacağı kesinmiş gibi varsayımda bulunmanın hatalı olduğunu, davacının kamu kurumlarına gireceği varsayılmış ise de devlet memurluğu için gereken şartları taşıyıp taşımadığının tespit edilmediğini, iş bulma sürecinin en az 3 yıl süreceği dikkate alınmadığından bu yönüyle de hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının kazanın gerçekleştiği dönemde gerekli destekte bulunmasına rağmen davacının kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını, mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken mahkemece hiçbir indirim yapılmadığını, davacı davalıdan herhangi bir maddi talepte bulunmamasına rağmen daha sonra kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, davalının iyiniyetinin gözetilmesi suretiyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacının tazminat talepleri zamanaşımına uğradığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zarara dayalı manevi tazminat istemleri yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ve 6098 sayılı TBK'nın 49. ve 56. maddesi kapsamında işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Bu kapsamında davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Dava konusu olaya ilişkin Ankara 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/442 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, sigortalı araç sürücüsü sanık ... ...'un asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılması cihetine gidildiği, kararın 10.03.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın 24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın 14/06/2016 tarih ve 2015/3502 E. - 2016/7282 K.) Bu kapsamda, anılan ceza dava dosyası kapsamında dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağıyla uyumlu kusur bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusur değerlendirilmesi yapılarak, meydana gelen kazanın oluşumunda sürücü ... ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, sol şeritte ön ilerisinde sola dönüş yapmak için duraklayan otomobile tehlikeli biçimde yaklaşıp arkadan çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile % 100 oranında asli ve tam kusurlu, sürücü ...ile sürücü ...'ün atıfı kabil kusuru bulunmadığının kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. 2.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K.) Mahkemece hükme esas alınan ve davacının maluliyetine esas teşkil eden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki hükümlerine göre trafik kazasına bağlı meydana gelen sağ radius kırığı nedeniyle % 4 oranında sürekli, 4 (dört) aya süre ile geçici iş göremezlik oluşacak şekilde yaralandığı belirtilmiştir. Söz konusu rapor ile davacının son durumunu gösterir muayenesi yapılıp, tüm raporları incelenerek, olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümleri dikkate alınmak suretiyle, anılan yönetmelikte belirlenen ilke ve esaslar ile davacının mevcut yaralanması ve tedavi evraklarıyla uyumlu şekilde maluliyetin tespit edildiğinin anlaşılması karşısında raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 TBK 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanarak tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir. Bu hüküm gereğince, masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bedensel zarara ilişkin tazminat hesabı yapılırken gerçek zararın belirlenebilmesi için gelirin doğru şekilde saptanması, 25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32'nci maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlendiğinden bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması, pasif dönem için de önceki içtihatları gereğince AGİ' siz net asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerekir. Somut olayda, davacının üniversite öğrencisi olduğu anlaşılmakla mezun olduğunda asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabulü gerekir. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan hesap bilirkişi raporu ile belirlenen kusur ve maluliyet oranı ile süreleri dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak, bilinen / bilinmeyen aktif - pasif dönem ayrımı yapılıp, sosyal ekonomik durum araştırması ve davacının üniversite öğrenci olması göz önüne alınarak bilinen ve bilinemeyen aktif dönem için davacının çalışmaya başlayacağı kabul edilen dönem için asgari ücret, mezuniyet tarihinden sonra iş bulma süresi de dikkate alınarak çalışmaya başlayacağı tarihten itibaren ise asgari ücretin 2.5416 katı, bilinmeyen pasif dönemde ise asgari üzerinden yapılan hesaplama çerçevesinde sürekli iş göremezlik, kaza tarihinde 18 yaşından büyük olup üniversite öğrencisi olan çalışma çağında bulunması nazara alınarak asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik süresi için geçici iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmış olmasında ve yapılan hesaplama doğrultusunda tazminatın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Açıklanan nedenlerle tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacı vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin, davalı ... ... vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 732,00-TL istinaf harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... ...'dan alınması gereken 76.704,50-TL istinaf harcından peşin alınan 19.176,20-TL harcın mahsubu ile kalan 57.528,30-TL harcın, davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 29.673,30-TL harçtan peşin alınan 7.343,00-TL'nin mahsubu ile kalan 26.030,30-TLn harçtan sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.