19. Ceza Dairesi 2018/4957 E. , 2018/9427 K. MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca ned…
**19. Ceza Dairesi 2018/4957 E. , 2018/9427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, “1-)Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette, 2-)Gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek, 3-)Asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksilterek” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut olayımızda; Şikayetçi tarafından sanığın adına kayıtlı 48 RD 010, 48 SJ 579 ve 48 RT 682 plakalı araçlarını ve iş yerini muvazaalı olarak üçüncü kişiye devrettiğinin iddia edildiği, araç devirlerinin 27/02/2012, 20/07/2012 ve 31/12/2012 tarihlerinde, şikayetin ise 21/04/2014 tarihinde yapıldığı, hükümde araçların muvazaalı olarak devredildiği belirtilerek mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında; sanığın üzerine atılı "Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek" suçunun takibi şikayete bağlı olup; sanığın kendisine ait araçları devrettiği son günden itibaren İİK'nın 347. maddesinde düzenlenen bir yıllık süre geçtikten sonra şikayetçi vekilinin 21/04/2014 tarihinde şikayette bulunduğu ancak şikayet dilekçesinde (Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2013/6182 esas sayılı dosyasında yapılan haciz işlemi sırasında öğrenildiği) belirtilen sanığa ait iş yerinin de devredildiğine ilişkin iddiayla ilgili olarak herhangi bir araştırma yapılmadığı, hükmün gerekçesinde de iş yeri devrine yer verilmediği tespit edilmekle; iş yerinin devrine ilişkin tüm bilgi ve belgeler araştırılarak devrin alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla yapılıp yapılmadığının tespiti açısından, söz konusu iş yerinin devir sözleşmesi de getirtilip, devir alan şahıs ile sanık arasında yakın akrabalık ya da yakın arkadaşlık ilişkilerinin bulunup bulunmadığı araştırılıp, gerektiğinde devir alan şahıs da dinlenerek, ayrıca devirden elde edilen gelirin borçların ödenmesinde kullanıldığı iddiası karşısında, bu hususun da araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri yerine eksik kovuşturma ile yetinilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre ise; 1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 331/1. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu, 2- TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.