Başvuru, gönderilen mektupların ceza infaz kurumunca başvurucuya verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme hakkının ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, gönderilen mektupların ceza infaz kurumunca başvurucuya verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme hakkının ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 4/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/8/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. Başvurucunun aynı tarihli ve 2013/3595 numaralı başvurusunun konusu da yine aynı şahıs tarafından başvurucuya gönderilen mektubun ceza infaz kurumunca verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme hakkının ve ifade hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin olduğundan 2013/3595 B. No.lu başvuru, incelenmekte olan bu başvuruyla birleştirilmiştir. Başvurucunun 15/5/2013 tarihli ve 2013/3595 numaralı başvurusunda, İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş; Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Bakanlığa gönderilmesine karar verilmesi üzerine başvuru konusu olay ve olgular aynı tarihte Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 18/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 24/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/8/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvurulara konu dosyaların içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır (Kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/12/1995 tarihli ve E.1995/46, K.1995/738 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği kanaati ile başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hapis cezasını çekmekte olduğu Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada A. isimli bir şahıs tarafından kendisine iki adet mektup gönderilmiştir. 2013/3594 B. No.lu başvuru konusunu oluşturan, yargılama aşamalarında dört sayfadan oluştuğu belirtilen mektup, aslında neredeyse birbirinin aynısı olan iki sayfası bilgisayar, iki sayfası elle yazılmış Kürtçe mektuptur. Aynı zamanda bu iki sayfa bilgisayar ürünü olan Kürtçe mektup, 2013/3595 numaralı başvurunun da konusunu oluşturmaktadır. Aynı mektubun başvurucuya iki kez gönderilmesi nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunca iki farklı karara konu edilmiştir. Her iki başvuruda da bu mektuplarla (Aslında aynı olan mektuplar bundan sonraki paragraflarda mektup olarak anılacaktır.) birlikte bir de tek sayfadan oluşan Türkçe yazılmış bir mektup bulunmaktadır ki bu mektup Kürtçe olan mektubun tercümesidir. Anılan mektubun Türkçe tercümesinden değerlendirmeye esas alınan ilgili kısımları şöyledir:“ Güneşin Işınları programına,Ben bu mektubu yoldaş ve kuzenim Ahmet Temiz’e gönderiyorum. Siz bu mektubu programınızda okursanız ben çok mutlu olacağım.Her şeyden önce önder Aponun şahsında PKK ve PAJK tutuklusu tüm yoldaşlara selam ediyorum.Ahmet yoldaş bu kadar yıldan sonra dağların rüzgarlarıyla sana sıcak selamlarımı gönderiyorum. Sizleri unuttuğumda değil, imkânlarım olmadığı için sizleri soramıyordum. Ama ben yine de iki mektup gönderdim ama bu mektuplar radyodaki arkadaşların eline geçmemiş olabilir.Ben bu mektubu gabar dağlarında, şu an bir kayanın üzerine oturmuş yazıyorum. … Odaya gidiyorum. Oda geliyor gözlerimin önüne ‘Diyarbakır, Diyarbakır seni hiçbir şekilde unutmayız!’ diyorum.… ben sizler gibi ülkenin dağlarının özlemiyle yıllardır eriyen mahkumları kendimle beraber gezdiriyorum. Bundan dolayı içiniz rahat olsun.… Daha sonra sizin toplantı evinize gittim. …Ahmet yoldaş, eğer sen benim durumumu soracak olursan ben iyiyim. Yaklaşık 6 yıldır (bu süre el yazısıyla eklenmiş) gabardakiagid ve adilan alanlarında mücadelemi yürütüyorum.Eğer köyümüzle haberleşme imkanın olursa tüm dost ve tanıdıklara selam söyle. … Ancak radyo Kürdistandan da seslerini duyarsak çok mutlu olacağım.Ben bu mektubumla birlikte selamlarımı H.O.’ya gönderiyorum. H. yoldaş eğer sen bu mektubu dinliyorsan seni canı gönülden selamlıyorum. .. .H. yoldaş ben senin hangi cezaevinde kaldığını bilmiyorum. Eğer mektubumu dinlersen bundan sonra bu program aracılığıyla bana bir mektup yazarsan ben çok mutlu olurum.Yoldaşlar mektubumu bitirmeden önce sizleri canı gönülden selamlıyor ve güler yüzlerinizden öpüyorum. Yine sizlerin şahsında bu arkadaşlara da selam gönderiyorum.(On yedi kişi ismi yazmaktadır) … Özgür günlerde görüşmek dileğiyle.…” Bahse konu iki kez gönderilen mektubun, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 8/3/2013 tarihli ve 2013/103 ile 2013/102 sayılı kararları ile “ … terör örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan ifadeler içermesi …” gerekçesine istinaden hükümlüye verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Disiplin Kurulunun anılan kararlarına karşı Sincan İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet yoluna başvurmuş; İnfaz Hâkimliği 21/3/2013 tarihli ve E.2013/2117 K.2013/2067 ile aynı tarihli ve E.2013/2119 K.2013/2063 sayılı kararlarıyla başvurucunun şikâyetlerini reddetmiştir. Kararların ilgili kısımları şöyledir:"...Hükümlüye gönderilen mektubun ‘F.Z. yani H.T. adıyla ve kod isim olarak kabul edilebilecek iki isimle gönderildiği, mektubun gönderen tarafından doğrudan doğruya muhatabına değil de önce Belçika'da kayıtlı bir adrese ve başka bir isme gönderildiği, sonradan da bu isim tarafından da muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği, Hakimliğimize intikal eden birçok dosyadan da ( mesela … Esas sayılı dosyalar) anlaşıldığı üzere bu şekilde gönderen tarafından doğrudan muhatabına postalanmayan mektupların Belçika'da kayıtlı bir adrese ulaştırılıp o adreste görünen bir isim tarafından muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği, bu uygulamaya göre de mektupların bir merkezde toplandıktan sonra muhataplarına iletildiği, mektuplaşmanın bu şekilde bir merkezin kontrol ve denetiminde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Öte yandan mektubun içeriğinden de daha önce gerçekleştirilmiş somut terör eylemlerinden bahsedildiği, bu eylemlere katılan kişilerin ve yerlerin anlatıldığı, yapılan terör eylemlerinden olumlu şekilde bahsedildiği, bu eylemlere katılan kişilerin mektuplaştığı anlaşılmıştır.Buna göre gerek mektuplaşmanın usulü gerekse içeriği gözetildiğinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68/ maddesinde belirtilen "terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olma" hali söz konusu olduğundan İdare kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu, itirazın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir....." Başvurucunun anılan ret kararlarına karşı yaptığı itirazların Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarihli ve 2012/1156 ile 9/4/2013 tarihli ve 2013/1036 Değişik İş sayılı kararları ile reddine karar verilmiştir. Anılan kararlar başvurucuya 25/4/2013 ve 6/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/5/2013 tarihinde her iki karar yönünden bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”