Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği hâlde sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği hâlde sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Kısa adı Öz İplik-İş olan Tüm Dokuma, İplik, Trikotaj, Hazır Giyim, Konfeksiyon ve Deri İşçileri Sendikası (Sendika) 1978 yılında kurulmuş, hâlen Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu bağlı olarak tekstil alanında faaliyet göstermek üzere örgütlenen bir işçi sendikasıdır. Davalı işyeri ise 1984 yılından beri yurt içinde kumaş, oto koltuk kılıf imalat tesisleri ve yurt dışında da benzer yatırımları olan bir kuruluştur. Başvuruculardan Emine Yaşar Kaya 2011, Melike Gök ise 2013 yılından beri davalı işyerinde çalışmıştır. Başvurucu Emine Yaşar Kaya 19/4/2018 tarihinde Öz İplik-İş üyesi olmuş, iş sözleşmesi aynı gün "iş görme performansının önemli oranda düşmesi, işe bağlılığının giderek azalması, performansını yeterli düzeye çıkarmak için gerekli gayret ve özeni göstermeyerek ortalama olarak benzer iş görenlerden daha az verimli çalışması, göstermiş olduğu niteliklerden daha düşük performansa sahip olması" gerekçesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında işçilik alacakları ödenerek feshedilmiştir. Diğer başvurucu 24/4/2018 tarihinde Öz İplik-İş Sendikasına üye olmuş ve iş sözleşmesi yine Sendikaya üye olduğu gün Emine Yaşar Kaya ile aynı gerekçelerle ve aynı kanun maddesine dayanılarak feshedilmiştir. Başvurucular iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiği iddiasıyla işe iade ve sendikal tazminat talepli dava açmıştır. Davacılar iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiğini ispat edebilmek için tanık deliline başvurmuştur. İlk derece mahkemelerinde dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının ilgili kısmı şöyledir: "Tanık U.M: 'Ben davalı iş yerinde 2011 yılından 2018 yılına kadar... çalıştım tarafları bu nedenle tanırım... Davacıların işine sendikal nedenlerle son verildi. Davacıların sendikaya ne zaman üye olduğunu bilmiyorum ancak, davacılar işe giriş ve çıkışlarda, molalarda sendikal faaliyette bulunup diğer işçilerle sendikaya üye toplamaya çalışırdı. O dönem çalışanların birleşme süreci idi. Yine aynı dönemde sendikaya üye olan çalışan sayısı artmıştı... Davacıların işine son verildiği dönemde ben ve sendikal faaliyette bulunan birçok çalışanın işine topluca son verilmiştir. Davacıların çıktığı dönemde, yani ikinci ay ile onuncu ay arasında son 5-6 ay içinde çıkarılan kişilerin %99 sendikalı idi. Sendikalı olup çalışmaya halen devam eden kişiler olup olmadığını bilmiyorum. Bu dönemde sendika üyeliğini iptal eden çalışan olup olmadığını da bilmiyorum. İş yerinde sendikalı olanlara baskılar yapılırdı. Bu kapsamda iş yeri yanlısı olan kişiler sendikal konuşmaları dinler ve bu gibi konuşma yapanları işverene bildirirdi. Bunun karşılığında işveren de bu kişileri çağırırdı bende bu şekilde çağırıldım. Bana neden sosyal medyadaki sendikal paylaşımları beğenmemem gerektiğini, sendikadan uzak durmam gerektiğini, üyeliğim varsa iptal etmem gerektiğini söylüyor aksi halde işten çıkarılacağımı belirtiyorlardı. Ben sendikanın iftar yemeği paylaşımını beğenmiştim, beni çağırıp neden beğendiğimi sordular. Makineciler de sendikalı olanlara görev değişikliği yaparlardı. Görev değişikliği sonrası kişi bilmediği işe verilince çıkarması gereken parça sayısı düşüyordu...Bizlerin sendikalı olduğunu işverene tüm formenler iletirlerdi. Yine çalışanların facebook sayfalarına girip sendika ile ilgili paylaşım yapıp yapmadıklarını formenler takip ederdi. Davacılar sendika ile ilgili faaliyetleri ilk başlatan grup içerisindedir...'Tanık E.M: '... Davacılar sendikal nedenlerle işten ayrıldı. Davacıların sendikaya ne zaman üye olduğunu bilmiyorum. Sendikal faaliyet kapsamında çay molalarında ve giriş çıkışlarda diğer çalışanlarla sendika konusunda konuşmalar yapar broşür dağıtırlardı. Bu işleri yaptıktan ne kadar sonra işten çıkarıldılar hatırlamıyorum. Davacılar gibi 120-150 kişi arasında kişinin işine son vermişlerdir... İş yerinde kimlerin sendikalı olduğunu işverene bir başka çalışan söylemiştir bu kişinin adı idi... İş yerinde sendikalı olanların ilk önce bandını değiştirirlerdi, sonrasında operasyonunu değiştirdikleri de olmuştur. Bu kişiler bilmedikleri işlere veriliyordu. Vardiyasını değiştirenler de olmuştur. İş yerinde tüm işçilerin dolapları aranırdı, kilitli olanların kiliti kırılırdı. Broşür arıyorlardı. İş veren tarafından sendika ile ilgili... abim çağırıldı. Abime sendikanın kendisini koruyamıyacağını kendilerinin haklarını koruyacağını söyleyip sendikadan ayrılmasını istemişler, görüşmeye girişlerde sendikalı olan işçilerin kayıt yapmaması için telefonları alınırdı. Davacılar, benimle aynı bantta bulunan ben ve iki arkadaşımı sendika iftar yemeğine davet etmişti katılan üçümüzde ertesi gün işten çıkarıldık. Davacılar sendikal faaliyette öncü çalışanlardandı...' " Davaların görüldüğü Bursa İş Mahkemesinin dosyalarında yer alan bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:"... 2018 Nisan ayında davalı iş yerinde sendika üyesi 43 işçi bulunduğu, davacılar da dahil 21 üye işçinin iş akdinin sona erdirildiği, 10 üyenin sendikadan istifa etmek zorunda kaldığı,2017 Ekim- 2018 Ekim arasında 98 işçinin sendika üyesi olduğu, bunlardan 33'ünün Öz İplik- İş65'inin diğer sendikalara üye olduğu, 2017 Ekim-2018 Ekim arasında 81 işçinin sendika üyeliğinin sona erdiği, bunlardan 2 işçinin Öz İplik-İş Sendikası üyesi olduğu,79 işçinin diğer sendikaların üyesi olduğu, üyeliği sona eren 76 işçinin üyelikten istifa ettiği, üyelikten istifa edenlerin çoğunluğunun iş akitlerinin devam ettiği görülmüştür ." İlk derece mahkemesi, davaları kabul etmiş ve iş sözleşmelerinin feshinin sendikal sebeplere dayanması nedeniyle 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca başvuruculara bir yıllık brüt ücretleri tutarında sendikal tazminat ödenmesine hükmetmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Somut olayda dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere .. fesih yazısında iddia edilen şekilde davacıların performans düşüklüğü iddiasının kanıtlanamadığı (davacılardan bu yönde savunma istenmediği, davacıların iş yerinde başka bir görevde değerlendirilmediği, davacının performansı düşük dahi olsa performansı artırıcı bir eğitim verildiği takdirde sonuç alınıp alınmayacağının değerlendirilmeye alınmadığı, işçiye bu durumu düzeltmesi için olanak verilmediği); işverence, iş akdi sonlandırılacak çalışanlar/işsiz kalabilecekler yönünden bir eylem planı hazırlanmadığı, davacının işten çıkarılmasında hangi kriterlerin gözönünde bulundurulduğunun açıklanamaması; davalı işverenin, ölçülü/tutarlı davranmadığı ve feshin kaçınılmaz/son çare olması kuralına aykırı davrandığı (davacı işçiye başka görev, esnek çalışma vs önermemiştir) anlaşılmıştır.Mahkememiz dosyası ile benzer/aynı mahiyette olan ve diğer Bursa İş Mahkemelerince verilen kararlarda Öz İplik Sendikası yapılan yazışmalarda;2018 yılı Nisan ayından itibaren davalı iş yerinde çalışan işçilerden davacılar da dahil 43 işçinin sendikaya üye olduğu, örgütlenmeden haberdar olunması akabinde 21 üyenin iş sözleşmesinin sona erdirildiği, üyelerin iş sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra 10 üyenin de sendikadan istifa ettiğinin bildirdiği anlaşılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yapılan yazışmalarda; 2017 yılı Ekim ayı ile 2018 yılı Ekim ayı arasıda 98 işçinin sendika üyesi olduğu, bunlardan 33 işçinin Öz İplik sendikasına, 65 işçinin de diğer sendikalara üye olduğu, 2010 yılı Ekim ile 2018 yılı Ekim tarihleri arasında 81 işçinin sendika üyeliğinin sona erdiği, bunlardan 2 işçinin Öz İplik İş sendikası, 79 işçinin de diğer sendikaların üyesi olduğu, üyeliği sona eren işçilerden 76 işçinin üyelikten istifa ettiği, üyelikten istifa edenlerin bir kısmının iş akitlerinin sona erdiği, çoğunluğunun ise iş akitlerinin devam ettiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Bu tespitlerden hareketle; temel hukuk normlarının korumaya çalıştığı sendikal düzen ve örgütlenme hakkının ihlal edildiği ve bu kapsamda sendikalı olmaları nedeniyle davacıların iş akdinin sonlandırıldığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar sendikalı olup çalışmaya devam eden işçiler bulunsa da; sayı itibariyle sembolik olduğu, yetki alma sayısına ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, buna yönelik faaliyetlerin engellendiği kanaati oluşmuştur..." İlk derece mahkemesinin kararları istinaf yargı yoluna götürülmüş; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararlarının ortadan kaldırılmasına, davaların kabulü ile fesihlerin geçersizliğine ancak sendikal tazminat taleplerinin reddine kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gereklidir. Somut olayda; davacıların iş akitlerinin feshedildiği tarihlerde Öz İplik-İş sendikasına üye oldukları, davalı iş yerinde 2011 ve 2013 yıllarında çalışmaya başladıkları, 26/04/2018 tarihinde işyerinde 2552işçi çalıştığı bunlardan 2 işçinin Öz İplik-İş,43işçinin T. Sendikasına, 18 işçinin T. Sendikasına 15 işçinin B. Sendikasına üye oldukları ve sendikaların çoğunluğu sağlayamadıkları için yetki başvurusunda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Davacılar iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğini iddia etmişse de, bu iddiayı destekler mahiyette işveren tarafından özellikle sendika üyesi işçilerin işten çıkartıldığına ilişkin bir uygulamanın bulunduğuna ilişkin somut veriler elde edilememesi, sendikalı olup halen çalışan işçilerin bulunması, iş yerindeki çalışan sayısına oranla yoğun sendika üyelik hareketlerinin bulunmaması (üye olma, istifa, iş akti feshi gibi) ayrıca davacıların iş akitlerinin feshedildiği tarihte sendikaya üye olmaları, yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıklarının beyanlarının soyut kalması nazara alındığında davacıların iş akdinin sendikal nedenle sona erdirildiğinin ispat edilmediği..." Başvurucular süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Feshin geçerli sebebe dayandırılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak...." 6356 sayılı Kanun’un "Sendika özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. (2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır. (3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. (4) İşverenin (…) yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. (5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun (…), 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. (6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. (7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur....” 6356 sayılı Kanun’un maddesinin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "...Sendikal neden, işçilerin, sendikaya üye olmaları Sendikal neden, işçilerin, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılması veya farklı bir işleme tâbi tutulması olarak tanımlanmıştır." Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sendikal fesih iddiasının değerlendirilmesi bakımından ortaya koyduğu kriterlerle ilgili 7/10/2009 tarihli ve E.2009/9-372, K.2009/416 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, işyerinde çalışan sendikaya üye olan ve olmayan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen, çekilme sonrası çalışmaya devam eden işçilerin olup olmadığı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı, toplu iş sözleşmesi prosedürü uygulanmasının söz konusu olup olmadığı, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi halinde teknik yönden bu hususların araştırılması, feshin son çare olarak kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gereklidir"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye (B. No: 35009/05, 4/4/2017) kararında, işverenin sendika üyeliğinden ayrılma tehdidine boyun eğmeyerek sendika üyeliğini sürdüren kırk işçinin iş sözleşmesinin ekonomik nedenler ve mesleki yetersizlikler gerekçe gösterilerek feshedilmiş olmasını sendika özgürlüğü yönünden incelemiştir.i. Anılan karara konu olayda mahkemeler 2004 yılı Temmuz ile Aralık ayları arasında verdikleri kararlarda işçilerin sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarıldığı sonucuna ulaşmış ve işçilerin işe iadelerine ya da bir yıllık brüt aylıklarına denk tazminatın işveren tarafından işçilere ödenmesine hükmetmiştir. İşveren, tazminat ödeme seçeneğini tercih ederek işçileri işe başlatmamış ve netice olarak davalı işverene ait işyerinde başvurucu sendika üyesi hiçbir işçi kalmamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, §§ 17-22). ii. AİHM; işçilerin ödenen tazminatın yeterliliğini, sendika hakkının kullanımına yönelik işveren tarafından yapılacak müdahalelerde caydırıcılık özelliğine sahip olup olmadığı bakımından incelemiştir. Söz konusu başvuruda başvuran sendika, tazminatın caydırıcı bir nitelik taşımaması nedeniyle işverenin işe iade yerine tazminat ödeme seçeneğini tercih ettiğinden ve bunun sonucunda toplu görüşme ve toplu sözleşme yapma yetkisini elde edemediğinden şikâyet etmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 48). iii. Mahkeme, işverenin tazminat ödeme seçeneğini tercih etmesi nedeniyle sendikasızlaşma sürecinin yaşandığını ve sonuç olarak sendikanın o işyerinde üyesinin kalmadığını vurgulamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 54). iv. AİHM'e göre bu kayıp sendika yönünden sendikal faaliyetlerinin özünü zedeleyen bir sınırlama mahiyetindedir ve ulusal mahkemelerin müdahalenin ölçülülüğüyle ilgili daha detaylı gerekçeler sunmaları gerekir. AİHM, somut olayda derece mahkemesinin haksız işten çıkarma için kanun tarafından müsaade edilen asgari tutarda tazminata hükmederken-örneğin işten çıkarılan işçinin aldığı ücretin düşüklüğünü ve işveren şirketin ekonomik gücünün büyüklüğünü dikkate almak suretiyle- tutarın önleyici etkisi üzerinde titiz bir inceleme yaptığına dair hiçbir işaretin bulunmadığını belirtmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 55). v. AİHM, işverenin işten çıkarılan işçilerin işe iadelerini reddetmesinin ve işverenin çalışanları haksız yere işten çıkarmasının önlenmesi bakımından yetersiz miktarda tazminata hükmetmesinin derece mahkemelerince yorumlandığı biçimiyle kanuna aykırı olmadığını not etmiştir. AİHM ilgili kanunun -derece mahkemesince uygulandığı şekliyle- başvurucu sendikanın çalışanları üyeliğe ikna etme hakkını toplu işten çıkarma yoluyla bertaraf eden işveren için caydırıcı etki doğuracak yeterlilikte bir ceza dayatmadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM'e göre sonuç olarak somut olayda ne yasama ne de mahkeme, başvuran sendikanın çalışanları sendikaya üye olmaya ikna etme ve bu suretle toplu görüşme imkânı elde etme hakkının kullanımının güvenceye bağlanması pozitif yükümlülüğünü ifa etmiştir. Bu nedenle başvurucu sendika ile işverenin yarışan menfaatleri arasında makul denge kurulamamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 56).