T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : .... KARAR NO : .... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2025 NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 …
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : .... KARAR NO : .... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2025 NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının araç alım-satım ticareti ile iştigal ettiğini, bir arkadaşının vasıtasıyla .... (...) plaka sayılı Mercedes-Benz S-320 marka 2003 modelde ikinci el aracı ... Noterliğinin 08/09/2023 tarih, ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesi ile bedelini ödemek suretiyle karşı taraftan satın aldığını, araç vizesi olmadığından çekme belgeli olarak satın alındığını, araç eksperine lüzum olmadığı ufak tefek noksanlıkları (tüp, elektrik, ön takım) dışında başka bir arızasının olmadığının karşı yanca bildirildiğini, belirtilen bu noksanların davacı tarafından kabul edildiğini, aracın teslim alınmasından sonra bakıma sokulduğunu, noksanlıkları tamamlanarak 15/09/2023 tarihinde vizeye tabi tutulduğunu, vizeden geçmesinden sonra araç 5 km yolda 7 litre su eksiltmeye başlayınca tekrar tamirciye götürüldüğünü ve aracın “ motor yataklarının hasarlı olduğu, yeniden motor yapılması” gerektiğinin belirtildiğini, aracın ufak tefek noksanları dışında başkaca arızasının olmadığı bildirildiği halde motorunun tamamen bitik olduğu, km sinin belirtilenden yüksek olduğu, daha önce tamir gördüğünün ortaya çıkmasıyla durumun karşı tarafa önce sözlü olarak bildirildiğini, aracın kendileri tarafından yaptırılacağı belirtilmesine rağmen davacının sebepsiz oyalanması sonucu ... Noterliğinin 15/11/2023 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarı ile aracın tamir ve diğer zarar bedellerinin ödenmesinin ihtar edildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .. D.iş dosyasından yaptırılan inceleme sonucu “motorda tespit edilen arıza nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğu ve gizli ayıbı giderme bedelinin 129.900.TL, 4 günlük araç mahrumiyetinin oluştuğu ve aracın motor tamiratının yapılması ile değer kaybı oluşmayacağı” bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek, öncelikle davalı tarafın dava değerine yetecek miktarda menkul, gayrimenkul malvarlığına ihtiyati haciz şerhi işlenmesini, ayıplı olarak satılan ... plakalı aracın onarım masrafları olarak bilirkişi tarafından hesaplandığında arttırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ilk etapta 129.900,00 TL nin mahrumiyet bedeli için ve 100,00 TL ayıp ihtarının tebliğ tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte ayıplı mal satışı sebebiyle yapılmak zorunda kalınan masraflar nedeniyle "...Noterliği'nin 15/11/2023 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname masrafı olan 745,03 TL nin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasının yargılama gideri olan 6.866,30 TL ve tespit davası için 4.700,00 TL vekalet ücretinin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, huzurdaki davanın haksız ve yersiz olduğunu, zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının araç alım satım ticareti ile uğraşan galerici olduğunu, aracın 08/09/2023 tarihinde satıldığını, 15/11/2023 tarihinde 68 gün sonra davacı yanca ihtar keşide edildiğini, dava konusu araç çekme belgeli olarak satıldığını, bu durum satış evrakları ile ve davacının kabulüyle sabit olduğunu, araç çekme belgeli olup gizli ayıp söz konusu olmadığını, arızanın davacının uhdesindeyken 68. günde, onun hatasından oluştuğunu, aracın davacı yanca 20.000 km kullanılmış olduğunu, gizli ayıbı giderme bedelinin fahiş olduğunu, davacı yanca tek taraflı yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi ve raporunu kabul etmediklerini, usul ve yasaya aykırı ihtiyati haciz talebine yönelik de itirazlarını bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 71.900,00 TL araç onarım masrafı ve 3.600,00 TL araç mahrumiyet tazminatının 20/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kararın usul ve yasaya aykırı olup davalı lehine kaldırılarak davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep ettiğini, hak düşürücü süre geçmiş olup davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, tacirler arasındaki satışın 08.09.2023 tarihinde yapıldığını, tacir olan davacının çekme belgeli aracı 15.09.2023 tarihinde vizeye soktuğunu, davacının, noter ihtarında 15.09.2023 tarihindeki vizeden hemen sonra aracın arızalı olduğunun anlaşıldığının belirtildiğini, tacir olan davacının, tacir olan davalıya, noter ihtarını ise 15.11.2023 tarihinde göndererek ayıp ihbarında bulunduğunu, TTK md. 23 uyarınca 2 ve 8 günlük sürelerden çok sonra (satıştan 68 gün sonra, ayıbın anlaşılmasından 60 gün sonra) ayıp ihbarında bulunulduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, zamanaşımı geçtiğinden davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanca alacak kalemleri belirlendiği halde, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, esas bakımından da davanın haksız ve yersiz olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aracın 08.09.2023 tarihinde satıldığını, 15.09.2023 tarihinde vizeye sokularak ayıplı olduğunun anlaşıldığının iddia edildiğini, ancak davacının, 15.11.2023 tarihinde, satıştan 68 gün sonra ihtar keşide edildiğini, araç alım satım işiyle uğraşan tacir olan davacının hiç bir iddiasını kabul etmemekle birlikte; malı teslim alan tacirin 2 gün ve gizli ayıp halinde 8 gün içerisinde ayıbı bildirmesi gerektiği halde bu süreye uymamasının başvuru hakkını kaybettiği manasına geldiğini, davacı yanca araç mevcut haliyle görülüp beğenilip kabul edilerek satın alındığını, davalı yanca da araç aynı şekilde çekme belgeli olarak satın alındığını, kısa süre sonra da davacıya aynı şekilde satıldığını, çekme belgeli aracın trafikte kullanılmasının yasal olarak mümkün olmadığını, bu sebeple aracın trafikte seyretmeksizin park halinde iken satıldığını, bu şekildeki bir aracın seyir halinde kullanımı halinde park halindeyken fark edilemeyecek olan kimi arızalarının sözkonusu olabileceği, işinin uzmanı olmayan kimseler tarafından bile bilinebilecek bir durum olduğunu, davacının da araç alım satımı ile geçimini sağlayan bir galerici olduğunu, dolayısıyla, davacı yanca aracın mevcut halinin bilinmediğinin iddia edilmesinin hem hayatın olağan akışına hem de basiretli bir tacir tanımına açıkça aykırı olduğunu, davacıdan gizlenen bir ayıbın olmadığını, aracın davacıya 414.000 km olarak satıldığını, davacı yanca bu aracın 435.000 km'de muayene/vizeye sokulduğunu, davacı tarafın bu aracı en az 20.000 km ve belki daha da fazla kullandığını, yirmi bin kilometrelik kullanımda, aracın motor yağı, antifriz, su, gibi kısımlarının kontrol edilmemesi veya eksik olması ya da hiç uygun olmaması sebebiyle de bu arızanın meydana gelebileceğini, hükme esas alının bilirkişi raporuna karşı itirazlarının giderilmediğini, gerekçeli kararın hatalı olduğunu, kararın bu yönden de kaldırılmasını talep ettiklerini, davanın kabulüne gerekçe olarak "davacının aracın gizli ayıplı olduğunu öğrenince makul sürede ayıp ihbarında bulunduğu" belirtildiğini, aracın 08.09.2023 tarihinde satıldığı, davacının noter ihtarında belirttiği üzere 15.09.2023 tarihinde ayıbın anlaşıldığı, ancak 15.11.2023 tarihinde, satıştan 68 gün sonra, ayıbın anlaşılmasından 60 gün sonra davacı yanca ihtar keşide edildiğini, davanın her iki tarafı da tacir olup her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren bir uyuşmazlık olduğundan ve yine TTK' da düzenlenen bir hususa ilişkin olduğundan dava ticari dava olduğunu, tacirler için öngörülen ayıp ihbarı süresi gerekçedeki gibi "makul süre" değil, 8 gün olduğunu, kararın faiz yönünden de çelişkili olduğunu, mahkemece taraflar tacir olarak değerlendirilip "avans" faizine hükmedilmişken, ihbar süresinde tarafların tacir değilmiş gibi karar verilmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte, temerrüt olmadığını varsa da faiz türünün "yasal faiz" olmalı, aksi halde ise "reeskont avans" faizi olmasının gerektiğini, mahkemece ise hatalı şekilde "avans" faizine hükmedildiğini, bu nedenlerle istinaf itirazlarının kabulünü, kararın davalı lehine kaldırılmasını, haksız ve yersiz davanın usul ve esastan reddini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; tacir olan taraflar arasında ayıplı araç satışından kaynaklanan onarım bedelinin ve onarım süresi boyunca aracın kullanılamadığı süre için araç mahrumiyet zararının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Somut olayda taraflar tacir olduğundan ve uyuşmazlığın da ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, a-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1, a-c hükmü de uygulanacaktır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur.Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre,“Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- YAVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Bu bilgiler ışığında dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarından davaya konu aracın kilometresinin alıcıya bildirilenden farklı olduğunun anlaşıldığı, motordaki arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve aracın gizli ayıplı olarak satıldığı, 6098 Sayılı TBK'nun 225. maddesine göre ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı hükmü karşısında davalı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki istinaf talebinin yerinde görülmediği, taraflar tacir olduğundan ve bu yönde talep de bulunmakla avans faizine hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih, ... Esas ...Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 5.157,41 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.289,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.868,06 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.