(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7108 E. , 2008/8480 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 02.11.2007 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar i…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7108 E. , 2008/8480 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 02.11.2007 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 206 parsel sayılı taşınmazda 1.Kat 4 numaralı bağımsız bölümde oturduğunu, yan binada oturan davalının mutfak balkonlarına bakacak şekilde pencere açtığını, bu pencere nedeniyle zarar gördüklerini ileri sürerek pencerenin kapatılmasını talep etmiştir. Davalı, dava konusu pencereyi eşinin sağlık sorunları nedeniyle davacının iznini alarak bir yıl önce açtıklarını, davacıya zarar vermediklerini savunmuştur. Mahkemece, pencerenin özel yaşamda rahatsızlık yaratacak derecede davacı taşınmazına yakın olduğu belirtilerek dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu ...” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden ... yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan ... denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir. Somut olayda; davacı yan binanın kör duvarındaki pencerenin aile mahremiyetini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Dava açmadan önce idari yoldan pencerenin kapatılması için başvuruda bulunmuş, dava konusu pencerenin ruhsata tabi olmayan imalatlardan olduğu gerekçesiyle kapatma istemi kabul edilmemiştir. Taşınmaz başında yapılan keşifte bilirkişi, İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinin 43/4 ve 46. maddeleri uyarınca dava konusu pencerenin imara aykırı olduğu bildirilmiş, yönetmelikteki şartlara uygun açılmayan pencerenin bulunduğu yer açısından özel yaşamda rahatsızlık yaratacak şekilde yakın olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu raporu dayanak yaparak davayı kabul etmiştir. Komşuluk hukukunda taşkınlıktan amaç; komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ile ailesi ve taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Kuşkusuz bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin konuya ilişkin düzenlemelerin, özellikle de mahalli örf ve adetin önemi vardır. Bu tür uyuşmazlıklarda hakim gerek zararın varlığını belirlerken gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar ve zarar dengelerini değerlendirip onları karşılıklı olarak korumak durumundadır. Bu durumda mahkemenin somut olayda açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yaptığından söz edilemez. Pencere açmak taşınmaz malikine tanınan bir yararlanma ... olup, bu pencerenin imar mevzuatına aykırı olarak açılması sadece bu haliyle komşuluk hukukuna aykırı davranma anlamında yorumlanamaz (HGK.11.11.1987 tarih 148/823 sayılı Kararı). Bunun yanı sıra “aile mahremiyeti ihlal iddiasında ihlal eden hareketlerin varlığının da kanıtlanması gerekir. İşte tüm bunlardan sonra pencerenin davacı taşınmazında yaşam koşullarını güçleştirdiği, aile mahremiyetini ihlal ettiği kanıtlandığı takdirde dava kabul edilebilir. Mahkemece, değinilen hususlar üzerinde durulmadan, bilirkişi raporunda, pencerenin yakınlık mesafesinden ne kast edildiği, mesafenin ne kadar olduğu gösterilmeden, sırf imar mevzuatına aykırılık ve soyut bir takım değerlendirmelerle pencerenin kapatılması şeklinde görüş bildirilmesi nedeniyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.