4. Hukuk Dairesi 2023/6762 E. , 2023/14275 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/946 E., 2023/1242 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... 3. ... 4. ... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... 2. Dijital Sanatlar Reklamcılık Müzik Yapım Bilgisayarlı Grafik Tasarım San ve Tic. Ltd. Şti. 3. İstanbul Sinemacılık Film Yapım Turizm Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 04.10.2021 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul/ İstinaf talebin…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6762 E. , 2023/14275 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/946 E., 2023/1242 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... 3. ... 4. ... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... 2. Dijital Sanatlar Reklamcılık Müzik Yapım Bilgisayarlı Grafik Tasarım San ve Tic. Ltd. Şti. 3. İstanbul Sinemacılık Film Yapım Turizm Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 04.10.2021 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul/ İstinaf talebinin reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 43. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/216 E., 2022/128 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddelerine dayalı hukuka aykırılığın tespiti, önlenmesi, durdurulması ve verilecek kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılardan ... ve vekilleri Avukat ..., Avukat , Avukat, Avukat ile davalılardan ... ve vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 25.09.2012 tarihinde vefat eden merhum sanatçı 'ın yasal mirasçıları olduklarını; müteveffanın, hayatının bir filme konu edilmemesi yönündeki isteğini mirasçılarına hayatta iken bildirdiğini, bu durum prodüktör ve yapımcı olan davalılara bir çok kez iletilmesine rağmen bu iradeye aykırı şekilde " isimli film projesinin çekimlerinin sürdürüldüğünü, 'ın hayatının bir filme konu edilmemesi yönündeki iradesine rağmen dava konusu filmin çekilmesi ve yayınlanmasının davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, filmde davacıların hayatlarına da yer verildiğini, buna yönelik rızalarının olmadığını, filmin izlenme oranını yükseltmek adına gerçek olmayan magazinsel ve kurgu sahnelere yer verildiğini, müvekkilleri tarafından İstanbul 22. Noterliği nezdinde düzenlenen 10.06.2021 tarihli ve 01963 yevmiye numaralı ihtarname ile filmin çekimlerine rızalarının olmadığının davalılara bildirildiğini, ancak cevabi olarak gönderilen 15.06.2021 tarihli ihtarnamede çekimlere devam edileceğinin müvekkillerine bildirildiğini belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'unun 24 ve 25 inci maddelerine dayanılarak davacıların rızası olmaksızın dava konusu filmin çekilmesinin, yayınlanmasının ve filme ait ses, görüntü ve videoların kamuoyu ile paylaşılmasının davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespiti ile davalıların bu amaca yönelik eylemlerine son verilmesi, " isimli sinema filmine ait tüm içeriklerin yazılı, sözlü ve görsel medya araçları ile kamuoyu ile paylaşılmasının ve filmin çekimlerinin tedbiren durdurulması, filmin çekimlerinin tamamlanması ve yayınlanmasının kişilik haklarını ihlal etme tehlikesi bulunduğundan filmin çekimlerinin tamamlanmasının ve yayınlanmasının önlenmesi, verilecek kararın 4721 sayılı TMK 25/2 gereğince yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sinema filmi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, filmin Prof. Dr. tarafından kaleme alınan " isimli kitaptan uyarlanacağını, merhumun bu kitabın yayınlanmasına yönelik rızasının olduğu değerlendirildiğinde filme yönelik de muvafakatinin olduğu hususunun kabul edilmesi gerektiğini, davalılar eser sahibi olmadığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ölümle kişilik hakkı sona erdiğinden davacıların bu davayı açamayacaklarını, aktif ve pasif husumet bulunmadığını, film projesi henüz senaryo aşamasında olduğundan davacılar tarafından varsayımlara dayalı olarak eldeki davanın açıldığını, filmin henüz vücut bulmadığını, senaryonun alenileştirilmemesi için dosyada gizlilik kararı verilmesi gerektiğini, Prof. Dr. tarafından kaleme alınan "" isimli kitabın sinemaya uyarlanması için adı geçen yazar tarafından yazılı muvafakat verildiğini, filmde davacıların kişilik haklarını ihlal eden sahnelere, söz ve ifadelere yer verilmediğini, açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebin dayanağını oluşturan Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi kapsamında dosya arasına sunulan fragman, taslak senaryo, yazılı ve görsel medya yolu ile yapılan filmin tanıtımına ilişkin tüm belgeler incelendiğinde, davaya konu" isimli filmin, merhum sanatçı 'ın hayat hikayesini konu edindiği, davalılar tarafından dosyaya sunulan filmden kesitler ile oyuncu tanıtım videosu incelendiğinde merhumun hayatı ile birlikte merhumun mirasçıları olan davacılara da bir karakter olarak filmde yer verildiği; bu bağlamda, davacıların filmin çekimlerine rızalarının bulunmadığı, unutulma hakkı kapsamında merhumun ve dolayısıyla mirasçıları olan davacıların da istemeyeceği olay ve olguların filmde gösterilmesinin davacıların kişilik haklarına zarar verici nitelikte olduğu, davacıların tedbir talebi bakımından yapılan incelemede; filmin davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğuna ilişkin tespit göz önüne alındığında filmin vizyona girmesi halinde davanın konusuz kalacağı, Türk Medeni Kanunu'nun 25 inci maddesi gereğince saldırının tespiti halinde saldırıya uğrayanların saldırının durdurulması talebinde bulunabileceği hükme bağlanmakla çekilen filme ilişkin film fragman ve görüntülerin hakimin müdahalesi yoluyla tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile " adlı filmin çekilmesi, yayınlanması, filme ait görüntülerin, videoların ve seslerin kamuoyu ile paylaşılması hususunun davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespitine, davacıların tedbir talebinin kabulü ile "" adlı filmin bu ad veya başka ad altında sinemalarda her türlü yazılı, basılı ve görsel medyada yayınlanması ve sinemalarda vizyona girmesinin ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine, " isimli sinema filmine ait fragman dahil tüm içeriklerin yazılı, sözlü ve görsel medya araçları ile kamuoyu ile paylaşılmasının ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine, " isimli sinema filmine ait çekimlerin durdurulmasına ilişkin talep hakkında filmin çekimlerinin tamamlandığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; filmde 'ın sanat hayatı üzerinde durulduğunu, davacıların adlarının senaryoda geçmediğini, davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını, kararın HMK'nın 297 nci maddesine aykırı olarak gerekçesiz olduğunu, mahkeme kararında filmde yer alan hangi sahnelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun gerekçelendirilmediğini, senaryonun taslak halinde olduğunun belirtildiğini yani incelenen senaryonun filmin son hali olmadığını, gerekçede belirtilen unutulma hakkının dosya kapsamına uygun olmadığını, verilen kararın sanatsal ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu, merhumun rızası doğrultusunda kaleme alınan kitaptan uyarlanarak filmin senaryosunun oluşturulduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi kapsamında üstün kamu yararı bulunması nedeniyle kişilik haklarına saldırı olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanının hayat hikayesini konu edinen "" isimli filmin çekilmesi ve yayınlamasının davacıların ve merhumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespiti, film çekimlerinin tedbiren durdurulması ve yayınlanmasının önlenmesi istemine ilişkin olduğu, davaya konu filmin bazı kesitlerinin davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, somut olayda haksız fiil koşullarının oluştuğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; husumet itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, davaya konu sinema filminin eser işletme belgesi Kültür Bakanlığı tarafından henüz düzenlenmediğinden davalılara husumet düşmeyeceğini, tanık dinletme taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, tanıkları arasında bulunan 'ın konu ile ilgili ifadesinin dosyaya katkı sağlayacağı hususunun gözetilmediğini, kitap, film ve senaryo üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin hukuka aykırı olarak kabul edilmediğini, kararın gerekçesiz olduğunu, gerekçede belirtilen unutulma hakkının dosya kapsamına uygun olmadığını, eldeki davanın İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/41 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, davacıların kişilik haklarına saldırı olmadığından verilen kararın hatalı olduğunu, merhumun rızası doğrultusunda kaleme alınan kitaptan uyarlanarak filmin senaryosunun oluşturulduğunu, sanatçının hayatından bahsedilirken eşi ve çocukları olan davacılardan bahsedilmemesinin mümkün olmadığını, eski dönemlerde önde gelen tüm sanatçıların sahne aldığı yerlerin pavyon/gazino olarak nitelendirildiğini, yönünden kişilik haklarına saldırı olmadığını, talep olmamasına rağmen mahkemenin filmin vizyona girmesini engellediğini, kararın orantısız olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ın hayat hikayesini konu edinen "" isimli sinema filminin mirasçıları olan davacıların rızaları dışında çekilmesi, yayınlanması ve bu filme ait görüntü, ses ve video içeriklerinin kamuoyu ile paylaşılmasının davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu hususunun tespiti, davalıların bu amaca yönelik eylemlerine son verilmesi, filmin çekimlerinin tamamlanması ve yayınlanmasının önlenmesi, sinema filmine ait tüm içeriklerin yazılı, sözlü ve görsel medya araçları ile kamuoyu ile paylaşılmasının tedbiren durdurulması, verilecek kararın yayınlanması istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 20, 26 ve 27 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20 nci maddesi şöyledir: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 27 nci maddesi şöyledir: "Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda (...) ahlakın (...) korunması (...) için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” Türk Medeni Kanunu’nun 25 inci maddesi şöyledir: "Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin 10 uncu maddesinin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, Sözleşme'nin 10 uncu maddesinde güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Handyside/Birleşik Krallık [GK], B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08, 60641/08, 7/2/2012, § 101). AİHM, 10 uncu maddenin -özellikle bilgi ve fikir edinme ve yayma özgürlüğü kapsamında- sanatsal ifade özgürlüğünü de içerdiğine ve bu durumun her tür kültürel, siyasi ve sosyal bilgi ve fikrin değiş-tokuşuna katılma fırsatı yarattığına dikkat çekmektedir. AİHM sanat eserleri yaratan, dağıtan veya sergileyen kişilerin fikir ve görüşlerin yayılmasına katkıda bulunduklarını, bunun da demokratik bir toplum için büyük önem taşıdığını vurgulamıştır. Bu aşamada, yarışan temel hak ve özgürlüklerden kişilik haklarının (şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı) korunması ile sanatsal ifade özgürlüğü arasında adil bir dengenin kurulması gerektiğini belirtmek gerekir. Sanatsal ifade özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Somut uyuşmazlıkta unutulma hakkının da irdelenmesi gerekir. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir. Bu hak bir yandan kişiye “geçmişini kontrol etme”, “belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı” sağladığı gibi, diğer yandan muhataplarına kişi hakkındaki bir kısım bilgilerin üçüncü kişilerin kullanmamasını veya üçüncü kişilerin hatırlamamasına yönelik önlenmeleri alma yükümlülüğü yükler. Bu hakkın; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğraflarının kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu hak, bireyin geçmişindeki belirli yönlerinin mümkün olmayacak biçimde hatırlanmaması için önlemler alınmasını gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 8 inci maddesinde yer alan özel yaşama saygı hakkı altında korunan “mahremiyet hakkı”nın, bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilmesi şeklindeki hukuki çıkarlarını da içerdiği ifade edilmektedir. Zira bireyin kendisine ait herhangi bir bilginin, kendi rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması ve bu bilgilere başkalarının ulaşamaması kısacası kişisel verilerinin mahrem kalması konusunda hukuki menfaati bulunmaktadır. , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Özel Yaşamın Korunması, Beta Yayınları, İstanbul 2011, s.182) Kişiye unutulma hakkının sağlanması ile birlikte özel hayatının gizliliği korunmuş olacaktır. Önümüze gelen sorunun temelinde unutulma hakkı ve kişilik hakkının korunması ile bilim ve sanat hürriyetinin birbiri karşısında sınırlarının belirlenmesi de yatmaktadır. Sorunun çözümünde dikkat edilmesi gereken husus, sanatsal ifade özgürlüğü ile bireyin temel hakları arasında adil bir dengenin kurulmasıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 25.09.2012 tarihinde vefat eden merhum sanatçı 'ın hayat hikayesinin konu edildiği "" isimli sinema filminin çekilmesine ve yayınlanmasına mirasçıları olan davacıların rızalarının bulunmadığı, dosya arasına alınan Kültür Turizm Bakanlığı İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğü tarafından davalı İstanbul Sinemacılık Film Yapım Turizm Ticaret Ltd Şti adına tescil edilen senaryonun tamamı okunduğunda filmde mirasçıları olan davacılara da yer verildiği, film çekimleri devam ederken davacılar tarafından İstanbul 22. Noterliği nezdinde düzenlenen 10.06.2021 tarihli ve 01963 yevmiye numaralı ihtarname ile filmin çekimlerine rızalarının olmadığının davalılara bildirildiği, çekimler öncesinde de bu konuda rızalarının olmadığı hususunun davalı tarafça bilindiği anlaşılmakatdır. Davalı tarafça yapılan savunma, merhum n sağlığında Prof. Dr. tarafından kaleme alınan , " adlı kitabın dava konusu filme uyarlandığı noktasında toplanmaktadır. Dava dışı ın kitapta bulunan bilgilerin tamamının yapımcı tarafından filmde kullanılmasına izin verdiğine dair devir ve taahhütname bulunduğu, merhumun bilgisi dahilinde kitabın yayınlandığı anlaşılmakla, dava konusu Kültür Turizm Bakanlığı İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğü tarafından tescil edilen dava konusu film senaryosunun, dosya arasında bulunan iki ciltten oluşan kitaptan uyarlanıp uyarlanmadığı bu anlamda savunmanın yerinde olup olmadığı irdelenmelidir. 'ın sağlığında eserlerinin bir araya getirilmesi adına yazılması ve yayınlanmasına rıza gösterdiği Prof. Dr. tarafından kaleme alınan "l," adlı kitabın tamamı incelendiğinde; eserleri, notalar, Bozlak Kültürü, Abdallık Geleneği üzerine bu anlamda sanat hayatına dair bir eser olduğu,'ın hayat hikayesine ise kısa ve kurgulamalardan uzak şekilde yer verildiği ancak bu noktada kitaptan uyarlandığı savunulan film senaryosu incelendiğinde ise ile beraber davacıların aile, özel yaşamlarına saygı, mahremiyet ve unutulma hakkına zarar verecek nitelikte ve gerçek olmayan kurgu niteliğinde sahnelere yer verildiği, kitapta merhumun özel hayatına dair ifade edilen bilgilerle filmin senaryosunun birbiri ile örtüşmediği ki davacılar tarafından dosyaya sunulan ın röportajı izlendiğinde; merhumun, kitapta sanat hayatı, nota ve eserlerinin kaleme alınmasına dair yazara muvafakat verdiği anlaşılmıştır. Bu noktada yukarıda açıklanan Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi irdelendiğinde, kişilik hakkı zedelenen davacıların rızası bulunmadığına göre filmin çekilmesine ilişkin daha üstün nitelikte kamusal yarar bulunup bulunmadığı -çatışan değerler dengesinde- değerlendirilmelidir. Merhumın sağlığında ve ölümünden sonra toplumdaki rolü değerlendirildiğinde eserleri ile kamuoyunda bilinen ve tanınan bir sanatçı olduğu, kendisinin ve davacıların özel hayatlarına dair sahneler içeren filmin yapılmasında ve yayınlanmasında üstün tutulması gereken bir kamu yararının bulunmadığı, toplumda değer görmüş bu itibarının zedelenmesine yol açabilecek kurgulama sahnelerle davacıların kişilik haklarının zarar gördüğü, somut olayda çatışan değerlerden aile hayatı ile özel yaşama saygı, mahremiyet ve unutulma hakkına üstünlük tanınması gerektiği tespit edilmekle verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, eldeki davanın kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı açıldığı bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/41 Esas sayılı dava dosyasının dava konusu filmin telif hakları ile ilgili olduğu, sonucunun eldeki davayı etkilemeyeceği, yukarıda yapılan açıklamalara göre temyizen incelenen kararın usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği anlaşılmıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacı ...'a verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.