Başvuru, işe iade ve fazla mesai talebiyle açılan iki ayrı davanın çelişkili kararlar ile sonuçlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru,işe iade ve fazla mesai talebiyle açılan iki ayrı davanın çelişkili kararlar ile sonuçlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. İşe İade Davasına İlişkin Yargılama Süreci T. A.Ş.de satış dağıtım bölüm başkanı olarak çalışmakta olan başvurucunun iş akdi 5/3/2009 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu feshin haklı nedene dayanmadığı iddiasıyla 2/4/2009 tarihinde işe iade davası açmıştır. İstanbul İş Mahkemesi 16/7/2009 tarihli karar ile kıdem ve ihbar tazminatı yanında iş güvencesi tazminatının da ödenmiş olmasının feshin geçersiz yapıldığının kabulü anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/11/2010 tarihli kararı ile onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir.B. İşçi Alacakları Davasına İlişkin Yargılama Süreci İş akdi feshedilen başvurucu, 2/4/2009 tarihli dilekçesiyle fazla mesai ve ihbar tazminatı talebiyle dava açmıştır. İstanbul İş Mahkemesi 12/12/2012 tarihli karar ile ihbar tazminatının yasal koşullarının bulunmadığı ve üst düzey yönetici konumunedeniyle fazla mesai talep edilemeyeceği gerekçesiyle bu iki isteğin reddine ve birleşen ek davadaki kıdem ve ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar vermiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/2/2014 tarihli kararı ile onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 10/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 17/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Kanun Hükümleri 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:''Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.'' 4857 sayılı Kanun'un iş sözleşmesini tanımlayan maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:''-İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.'' 4857 sayılı Kanun'un "Fazla çalışma ücreti" kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:''Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.... Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir....Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.'' B. Yargısal İçtihatlar Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/10/2012 tarihli ve E.2012/22020, K.2012/22780 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz.Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici var ise işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlemesi söz konusu olmayacağından, kanunda öngörülen çalışma saatlerini aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.Bu bakımdan yönetici olarak çalışan işçiye başkaca bir amir, şirketin yöneticisi, yönetim kurulu üyesi vb. tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediği belirlenmelidir.'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/11/2013 tarihli ve E.2013/27611, K.2013/26129 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.''