T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/964 Esas KARAR NO : 2025/1731 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2024 NUMARASI : 2021/543 E. - 2024/35 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/964 Esas KARAR NO : 2025/1731 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2024 NUMARASI : 2021/543 E. - 2024/35 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ekonomik büyümenin desteklenmesi ve katma değeri yüksek olan ... sektörünün geliştirilmesi amacıyla İstanbul Uluslararası ... Merkezi (İFM) çalışmalarının 2009 yılında başlattığını, davalının, TPMK nezdinde 2013 30586 ve 2012 28810 numaraları ile tescilli markalarını tescil tarihinden itibaren kullanmadığını ve ilgili marka tescillerini kötü niyetli ve marka yedeklemek amacıyla elinde tuttuğunu, SMK'nın 26. maddeye göre iptali gerektiğini, davacı müvekkilinin dava konusu olan 2013 30586 "İstanbul ... ..." ibareli marka tescilinden, 2021 031035 başvuru numaralı "İstanbul ... ..." ve türevi markaları için başvuruda bulunması ile haberdar olduğunu, zira, davalının da, davacı müvekkiline göndermiş olduğu teklif metninin 03.08.2021 tarihli olduğunu doğruladığını, yine davalının, davacı müvekkilinin markanın varlığını daha önceden bildiğine yönelik olarak huzurdaki dosyaya hiçbir ispat vesikası sunamadığını, iş bu sebeplerle davanın süresinde açılmış olduğuna herhangi bir şüphe bulunmayıp, davalının SMK 25/6.maddesi kapsamında 5 yıllık dava zaman aşımı itirazının yerinde olmadığından zamanaşımı itirazının reddi gerektiğini, ifade edilmiş olan 5 yılın, SMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten değil, markanın tescilinden itibaren başlayan süre olduğunu, dolasıyla maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere tescil tarihinden itibaren 5 yıl kesintisiz kullanma şartının SMK'nın yürürlükte olduğu dönem boyunca her marka için geçerli olacağından, davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilemeyeceğini, somut olayda ise huzurdaki dava 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu yürürlükte iken açılmış olup, uyuşmazlığa mülga KHK’nın uygulanmasının imkânı bulunmadığını, marka sahibinin, dava konusu olan markayı sosyal medya platformlarında ve tez konusu olduğunu belirterek ciddi kullanımın gerçekleştiğini iddia etse de ilgili kanun gerekçesinde ciddi kullanımdan kastedilenin markanın ancak ticari hayatın içerisinde ticari amaçla kullanılması anlamına geldiğinin açıkça belirtildiğini, kaldı ki davalının halihazırda markasını ticari amaçla kullanmış olsaydı, müvekkiline markasını satma teklifinde bulunamayacağını belirterek, bu nedenle davanın kabulü ile davalı adına TPMK nezdinde tescilli 2013 30586 numaralı ve 2012 28810 numara ile kayıtlı markaların SMK'nın 26.maddesi kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkinine, iptali talep edilen dava konusu markaların huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine kullanılmamasına ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2009 yılında İstanbul ... Merkezi projesine başladığı iddiasında olup, iptalini talep ettiği markaların 02.04.2013 ve 27.03.2012 tarihlerinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, işbu hususun davacı tarafından bilindiğini, zira uzun bir süredir davacı ile müvekkili arasındaki harici görüşmelerin devam ettiğini, dolayısıyla davasını 5 yıllık zamanaşımı süresinde açmayan davacının tescil tarihinin üzerinden epey bir süre geçtikten sonra huzurdaki davayı ikame etmesinin kötüniyetli olup, dava zamanaşımına uğradığını, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 6 ocak 2017 tarihi itibariyle tescilli bir markanın kullanılmamasına bağlı iptalini düzenleyen hükmün iptal edildiğini, 10.01.2017 yürürlüğe giriş tarihli Sınai Mülkiyet Kanununun 9. ve 26. maddesinin geçmişe de etkili olacağı açıkça belirtilmediğinden, bu kanun ile markanın kullanılmamasına sonuç bağlandığı gerekçesiyle kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihteki kullanmama haline, geçmişe etkili olarak sonuç bağlanması ve dava açılmasının da mümkün olmadığını, SMK'nın 26. maddesi kapsamında iptal edilmesi davacı tarafından talep edilen 02.04.2013 tarih ve 2013 30586 sayı ve 27.03.2012 tarih ve 2012 28810 sayılı markaların sırasıyla "İstanbul ..." ve "... İstanbul İnternational ..." olup, davalı müvekkilinin adına tescilli olduğunu, müvekkilinin marka hakkı korumasının somut olay çerçevesinde halihazırda devam ettiğini, müvekkilinin 2008 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde başladığı yüksek lisans eğitiminde tez çalışmasına konu olarak ... merkezleri üzerine çalışmış olup, tez çalışmasının adının "Uluslararası ... Merkezleri, Ülke Ekonomisine Etkileri ve İstanbul’un Potansiyeli" olduğunu, müvekkilinin tez konusu ile ilgili olarak Borsa İstanbul (İMKB)'da staj da yaptığını, tüm bunların yanında ilgili markaların faaliyet konusundaki yüksek lisans tezinin ... ile anlaşılarak kitap halinde yayınlandığını, iptali talep edilen markaların tescil tarihinden sonra müvekkili tarafından oluşturulan www.....com.tr uzantılı web sitesinde kullanılmış olup, bu web sitesi dışında ... ve ... gibi sosyal medya platformlarında da kullanıldığını, marka tescili sonrasında müvekkilinin hem bu alanda ihtisas sahibi olduğundan, hem de ilgili kurumlar tarafından kendisinden talepte bulunulduğundan ... Bankası Bankacılık Okulu'nda birim müdürlerine ve İstanbul ... Ajansı'nda tüm personele marka konuları ile bağlantılı eğitimler verilmiş olup, müvekkilince yapılan sunumlarda da iptali talep edilen markaların aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin bankacı olarak çalıştığı süreler içerisinde kendi adına ticari faaliyette bulunmasının, kendi iradesi dışında 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 92. maddesi gereği yasaklandığını, bankacılık kariyeri süresince kendi adına tescilli markaları tamamen iradesi dışında, sırf bağlı olduğu kanundan kaynaklı olarak ticari faaliyetlerde bizzat kullanamamış olmasının SMK'nın 9. ve TRİPS'in 19. maddesi kapsamında haklı neden olarak kabul edileceğinden iptal gerekçesi yapılamayacağını, teklif metinlerinin 03/08/2021 tarihinde davacı tarafın davalı müvekkili, söz konusu projede ortak iş yapmak amacıyla toplantıya daveti üzerine tanzim edildiğini, zaten işbu teklif metinlerini oluşturmasını da aynı toplantıda müvekkilinden davacı tarafın talep ettiğini, bankacılık kariyerini sona erdiren müvekkili segem –bireysel emeklilik aracıları sınavını kazandığını ve bu hususta lisans almış olduğunu, sonrasında segem- sigorta teknik personeli yeterlilik sınavını da kazanarak lisans almaya hak kazandığını, yeterliliklerini tamamladığında marka isimlerini taşıyan bir sigorta ve bireysel emeklilik şirketi kurma gayesinde olduğunu, bu amaç için covit-19 salgın sürecindeki ekonomik sıkıntılara rağmen sermaye toparlamaya çalışan müvekkili adına tescilli markaların iptali taleplerinin reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/02/2024 tarihli 2021/543E. - 2024/35 K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda davalı tarafça davacının davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de SMK'nın 26/2 maddesi gereğince ilgili kişilerin markanın iptalini isteyebileceği düzenlenmiş olup davacı kurumun da iptali istenen markalar yönünden ilgili olup hukuki menfaatinin bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca davalı tarafça davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı savunulmuş ise de markanın iptali istemlerinde kanunen öngörülen bir zamanaşımı süresinin bulunmadığı ancak hükümsüzlük hallerine ilişkin olarak SMK'nın 25/6 uyarınca marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinin düzenlendiği bilinmektedir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi ise TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralından doğmuş olup her somut olayın özelliğine göre ele alınmaktadır. Huzurdaki davada ise TPMK nezdinde yapılan araştırmada davacının İstanbul ... Merkezi ile ilgili marka tescillerine 2021 yılı itibariyle başladığı, öncesinde herhangi bir başvurusunun olmadığı, ... merkezinin 2022 yılında açıldığı, bu kapsamda davacının iptalini talep ettiği markaların tescilli ve kullanılmadığını 2021 tarihinde öğrenmiş olmasının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, uzun süre sessiz kalma bulunmadığından, hak kaybının oluşmadığı kanaati oluşmuştur. SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, söz konusu madde hükmünün, hem geçmişte tescil edilen markalar için, hem de gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirdiği, dolayısıyla davalının markaları kullanma külfeti altında olduğu, davalının, markalarının tescil edildiği tarihten sonraki tüm zaman sürecinde markanın kullanım külfetinin bulunduğu, mevcut delil durumuna ve denetime elverişli bilirkişi raporlarına göre, davalının, yargılama konusu markaları, iptali istenen sınıflarda ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, davalı tarafça markaların tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalı adına tescilli 2013/30586 numaralı ve 2012/28810 numaralı markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden SMK'nın 9.maddesi gereğince kullanmama nedeni ile iptaline, 2-Hüküm kesinleştiğinde kararın TPMK'ya gönderilmesine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, Mahkemenin 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı ve davacının davalıya ait markalardan 2021 yılında haberdar olduğuna dair gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının hayata geçirdiği projeyle ilgili 2009 yılında çalışmaya başladığını, 2012 yılında marka başvurularına itirazlarını yapması gerektiğini, davacının müvekkilinin marka başvurularına 10 yıl boyunca itiraz etmediğini, 5 yıldan uzun süre sessiz kaldığını,Müvekkilinin bankacı olarak çalışması nedeniyle markasını kullanamamasının SMK'nın 9. ve TRİPS'in 19. maddesi kapsamında haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiğini, Covid 19 salgını nedeniyle de müvekkilinin ticari hayata atılımının mücbir sebeple gerçekleşmediğini, Mahkemenin bu haklı gerekçeleri dikkate almadığını,Müvekkilinin markasını tez çalışması, ..., ... ve aynı isimli web sitesinde kullandığını, Mahkemece bu kullanımlara itibar edilmemesinin ve yanlı ve eksik olarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğunu,Müvekkilinin markasını kullandığı ve davacının baskısı üzerine kapatılan internet sitesinin amacının da markanın pazar yaratmak ve pazarı korumak olduğunu, bilirkişilerin aksine görüş içeren raporlarının eksik ve yanlı olarak hazırlandığını belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu ve zamanaşımı sebebiyle usulden reddine, usule ilişkin tüm itirazlarının kabulüne, davanın esasına girilmesi halinde, açıkladıkları sebeplerle davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 02/04/2013 başvuru, 14/04/2014 tescil tarihli, 2013 30586 tescil numaralı "İSTANBUL ... ..." markasının 36. Sınıfta; "Sigorta Hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." için,27/03/2012 başvuru, 02/08/2013 tescil tarihli, 2012 28810 tescil numaralı "... İstanbul International ... Center" markasının 36 ve 35. sınıflarda davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka uzmanı...ve sektör bilirkişisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; dosya kapsamında davalı adına tescilli iptali istenen 2013/30586 ve 2012/28810 başvuru nolu markaların tescilli oldukları sınıflarda SMK mad.9 kapsamında markasal ciddi kullanımı tespit edilemediği bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı heyetten alınan 04/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; kök rapordaki kanaatlerin korunduğu bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali davası olması nedeniyle, davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığından söz edilemez. Davacı, kendi marka tescil başvurularına engel teşkil eden ve davalı tarafından kullanılmadığı iddia edilen markaların iptali için tescil tarihlerinin üzerinden 5 yıllık süre geçtikten sonra her zaman iptal davası açabilir. Bu nedenle, davalının sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu veya zamanaşımı süresinin dolduğuna dair istinaf talepleri yerinde değildir.Kullanmama nedeniyle marka iptali davasında, davaya konu markların tescilli oldukları mal ve hizmetlerde ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça yazılan ve ... tarafından basılan kitabın adının "Uluslararası ... Merkezleri, Ülke Ekonomisine Etkileri ve İstanbul’un Potansiyeli" olduğu, doğrudan davaya konu markaları içermediği gibi markasal bir kullanımdan da söz edilemeyeceği, marka kullanımına ilişkin dosyaya sunulan diğer delillerin de markanın ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığını ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının ticari bir faaliyetinin bulunmadığını, bankacı olarak bir kurumda çalışması nedeniyle markasını kullanamadığını açıkça beyan ettiği, bu durumun ve Covid 19 salgının markanın kullanılmaması için mücbir sebep oluşturmadığı, bu nedenle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 10,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.