DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/723 E. , 2024/1547 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/723 Karar No : 2024/1547 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/12/2023 tarih ve E:2022/3620, K:2023/5525 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 11/08/2022 tarih ve 31920 sayılı Resmî Gazete
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/723 E. , 2024/1547 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/723 Karar No : 2024/1547 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/12/2023 tarih ve E:2022/3620, K:2023/5525 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 11/08/2022 tarih ve 31920 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 16. maddesi ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 26. maddesine eklenen 16. fıkranın ve aynı tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04/08/2022 tarih ve 11098 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/12/2023 tarih ve E:2022/3620, K:2023/5525 sayılı kararıyla; Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu, kuralın ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip bulunduğu, İdarelerin, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, "Kural işlemler"in (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu, düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerektiği, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesinin zorunlu olduğu, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 26. maddesinin 16. fıkrası ile 12/05/2019 tarihinden sonra yapılan başvurular neticesinde bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanan tesislerde ihtiyacının üzerinde satışa konu edilebilecek üretim miktarının belirlendiği ve satışa konu edilebilecek enerjinin üretim tesisiyle ilişkili tüketim tesisinin toplam elektrik enerjisi tüketimini geçemeyeceği, bu miktarın üzerinde sisteme verilen enerjinin ise YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınacağının kurala bağlandığı, -Satışa konu edilebilecek elektrik enerjisinin sınırlandırılmasının 5346 ve 6446 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu yönündeki iddia yönünden yapılan inceleme; Yönetmelik değişikliği ile lisanssız elektrik üretim tesislerinde üretilen elektrikten ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek olan miktarın, üretim tesisi ile ilişkili tüketim tesisinin toplam elektrik enerjisi tüketimi olarak belirlendiği, uyuşmazlıkta, 5346 ve 6446 sayılı Kanunlarda ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik enerjisi şeklinde bir tanımlama olmadığı, Kanun hükümleri gereğince ihtiyacın üzerindeki enerjinin tamamının satışa konu edilebileceğinin, Yönetmelik ile bu konuda bir sınırlama yapılamayacağının ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, Davalı idare tarafından savunma dilekçesi ve dava konusu işlem tesis edilmeden önce hazırlanan müzekkerede; 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrası gereğince "satışa" ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi yetkisini haiz olduklarını, lisanssız elektrik piyasasında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin ne olduğu ve bu enerjiye ödeme yapılırken hangi miktarın esas alınması gerektiği hususunda düzenleme yapılması gerekliliğinin ortaya çıktığını, bu kapsamda Kanun ile tanınan yetki uyarınca piyasa koşulları ve ihtiyaç fazlası enerji için ödenen aktif enerji bedeli gibi hususlar göz önüne alınarak satışa konu edilebilecek enerji miktarının Yönetmelik ile belirlendiğinin belirtildiği, Mevzuata göre, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreye uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulmasını teminen gerekli düzenlemeleri yapmanın Kurum'un yetkileri arasında olduğu, 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrası ile de lisanssız elektrik üretimi faaliyetlerine özgü olarak, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin düzenleme yapma yetkisinin Kurum'a verildiği, Kurum tarafından kendisine tanınan bu yetkilerin Yönetmeliğin yayımlanması suretiyle kullanıldığı; buna göre, lisans alma yükümlülüğü olmaksızın elektrik enerjisi üretebilecek gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usûl ve esaslar Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nde belirlenerek, katılımcıların hak ve yükümlülükleri ile sistem işletmecisi olarak dağıtım şirketlerinin ve görevli tedarik şirketlerinin yetki ve sorumluluğu ile her aşamada hangi işlemlerin nasıl tesis edileceğinin ayrıntılı olarak düzenlendiği, Yönetmeliğin amacının tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması ile elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi olduğunun vurgulandığı, Elektrik piyasasında lisanslı üretimin esas, lisanssız üretimin ise istisnai olduğu, 6446 sayılı Kanun'da bazı şartlarda lisanssız üretime izin verildiği, üretim sonucu ihtiyaç fazlasının sisteme verilerek satın alınmasının öngörüldüğü, bu nedenle, lisanssız elektrik üretiminde asıl amacın kişilerin kendi ihtiyaçlarını gidermesi olduğu, bu piyasaya yönelik olarak yapılacak düzenlemelerde de lisanssız elektrik üretiminin belirtilen niteliklerinin göz önüne alınmasının gerektiği, Uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirildiğinde, lisanssız elektrik üreticilerinin ihtiyacının üzerindeki elektrik enerjisinin sisteme verilmesi halinde bu elektriğin satışının hangi usuller çerçevesinde yapılacağına ilişkin olarak üst norm olan 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrası ile verilen yetki kapsamında düzenleme yapıldığı, bu doğrultuda lisanssız elektrik üretim tesisinde üretilen enerji ile tüketim tesisinde tüketilen enerjinin mahsuplaşılması suretiyle tüketim için herhangi bir bedel ödenmemesi ayrıca tükettiği kadar enerjinin de satışa konu edilerek yatırımlarının geri dönüşüne katkı sağlanmasının öngörüldüğü göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemelerin lisanssız üretimin ihtiyaç fazlasının sisteme verilerek gelir elde edilmesinden ziyade üreticilerin öncelikle kendi ihtiyaçlarını gidermek üzere üretim yapmalarını sağlama amacına uygun olarak ve Kanun ile verilen yetki kapsamında tesis edildiği sonucuna varıldığı, -12/05/2019 tarihinden sonra yapılan başvurular neticesinde bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazananları kapsayacak şekilde düzenleme yapılması nedeniyle geçmişe dönük olarak işlem tesis edildiği, dava konusu Yönetmelik yayımlanmadan önce başvuru yapan veya tesisini kuran kişilerin haklı beklentilerinin ve kazanılmış haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialar yönünden yapılan inceleme; Yönetmeliğin yeni halinin "12/05/2019 tarihinden sonra yapılan başvurular neticesinde bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanan" tesis sahiplerini kapsayacak şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle, düzenlemenin yalnızca Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak başvuruları kapsamadığı, 12/05/2019 tarihinden sonra başvuru yapılan tesislerin de düzenlemenin kapsamına dahil edildiği, düzenlemenin kapsamının 12/05/2019 olarak belirlenmiş olması nedeniyle mevcut başvuruların da bu düzenlemeden etkileneceğinin iddia edildiği, bu bakımdan, geçmişe dönük düzenleme yapılıp yapılmadığı, kazanılmış hakların veya haklı beklentinin mevcut olup olmadığı, eğer mevcut ise bunların ihlal edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği, Yönetmelik değişikliğinin "12/05/2019 tarihinden sonra yapılan başvurular neticesinde bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazananları" kapsayacak şekilde yapılması nedeniyle geçmişe dönük olarak düzenleme yapıldığı ve idari düzenlemelerin geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği iddia olunmakla birlikte, Yönetmeliğin ilk halinin yayımlandığı 12/05/2019 tarihi itibarıyla tüketim tesislerinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücü ile sınırlı olarak üretim tesisi kurulabileceğine ilişkin düzenlemenin Yönetmelik'te yer aldığı ve lisanssız elektrik üretiminin temel amacının tüketicilerin kendi ihtiyacını karşılamaya yönelik tesis kurmak olduğu dikkate alındığında, 12/05/2019 tarihinden sonra kurulacak tesislerde kişilerin, gerçek/fiili tüketim miktarları ile uyumlu olacak şekilde üretim tesisi kurulu gücünü belirlemesi gerektiğinden, üretim tesisi kurulu gücünü mevzuata aykırı şekilde belirleyen tesis sahipleri bakımından dava konusu düzenlemenin geçmişe dönük yükümlülük getirdiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, Kazanılmış hak kavramının ise, hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olduğu, bir hakkın, kazanılmış hak olarak nitelendirilebilmesi için, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş olmasının gerektiği, Bu bağlamda, bir faaliyetin belirli koşullar altında ve çeşitli imkânlar tanınarak gerçekleştirilebilmesi yetkisini veren hukukî düzenlemelerin kalıcı olduklarının kabulü mümkün olmadığından, sonradan ortaya çıkan yeni şartların, değişiklik yapılmasını kaçınılmaz kılması hâlinde hukukî düzenlemelerin değişebileceği hususu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımlandığı tarihten sonraki dönemlerde gerçekleştirilecek olan üretim faaliyeti kapsamında satışa konu edilebilecek ihtiyaç fazlası enerji bedelinin tüketilen enerjinin bir katı olarak belirlenmesinin davacı yönünden kazanılmış hak ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği, Haklı beklentinin ise, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri olarak tanımlanabileceği, kazanılmış hak ilkesinde olduğu gibi, haklı beklentilerde de, kamu hizmetlerinin değişkenliği ve adaptasyonu ilkesi ile hakkaniyet, hukukî güvenlik ve idarî istikrar ilkeleri arasında bir tür uzlaşma veya dengelemenin sağlandığı, bu nedenle, kişilerin idareden bu tür beklentilerinin ilelebet veya çok uzun bir gelecek için değil, ancak mâkul ve öngörülebilir bir gelecek için haklı olacağının kabul edildiği, buradaki mâkul süre için somut ve genel bir süre bulunmamakla birlikte, bahsi geçen hakkın niteliğine, kişiler nezdinde doğuracağı mağduriyetin derecesine ve kamu açısından getireceği mali külfetlerin ve kamusal yükümlülüklerin ağırlığına göre idarece takdir edilebileceği, Haklı beklentilere ilişkin Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı incelendiğinde, Mahkemenin 20/09/2012 tarih ve E:2012/65, K:2012/128 sayılı kararına göre, kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukukî iş ve işlemlere girişen bireyin, bu kanunların uygulanacağı yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmekle birlikte, hukukî güvenlik ilkesinin, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmaması gerektiğinin ifade edildiği, bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, haklı beklenti seviyesine ulaşması gerektiği, beklentinin haklı olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçütün ise "hakkaniyet" olduğu, Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/155 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kişilerin mevcut kurallar çerçevesindeki tüm beklentilerinin mutlak suretle hukuken korunmasının, kuralların değişmezliğine yol açabileceği gibi, kuralların değiştirilmesini anlamsız kılabilecek sonuçlara da yol açabileceği, oysa hukuk, toplumun değişimine ve gelişimine koşut olarak değişime açık ve yaşayan bir varlık olduğundan, her değişiklikte olduğu gibi kişilerin değişen kurallardan etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu, bir kuralda yapılan değişikliğin kişilerin elde etmeyi bekledikleri haklara etkisinin saptanmasında ise söz konusu kuralın değiştirilme gerekçelerinin gözetilmesi gerektiği, Haklı beklentilerin korunmasının genel olarak üç aşamalı bir değerlendirmenin sonucunda mümkün olduğu, buna göre ilk aşamada bir beklentinin var olması, ikinci aşamada beklentinin haklı olması ve üçüncü aşamada ise beklentiyi korumamayı gerektiren baskın kamu yararının olmamasının gerektiği, eğer beklentinin tüm bu şartları taşıyor ise hukuken korunmaya değer asgarî koşulları taşıdığının varsayılacağı, Lisanssız elektrik üretim tesislerinin, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmalarının esas olduğu, lisanssız elektrik üretim tesislerinin kapasitesinin belirlenmesi ve bu tesislerde üretilen elektriğin satışı konu edilmesine yönelik olarak yapılacak düzenlemelerde bu hususun göz önünde bulundurulmasının gerektiği, kaldı ki Kanunda sayılan koşulları sağlayan tesisleri kurmak suretiyle üretim yapan kişilerin lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf tutulmasının, söz konusu üreticilerin lisanslı üreticiler gibi doğrudan piyasa faaliyetine konu edilebilecek elektrik üretimi gerçekleştirecekleri anlamını taşımayacağı, Uyuşmazlıkta, esas itibarıyla 12/05/2019 tarihinden sonra ve Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce lisanssız elektrik üretimi tesisi kurmak için başvuruda bulunan ve çağrı mektubu almaya hak kazanan kişilerin etkilendiği, belirtilen dönemde mevcut Yönetmelikte olduğu gibi üretilen enerjiden yalnız tüketilen kadarının satılabileceğine yönelik açık bir düzenleme bulunmadığından davacının o dönemde mevcut olan mevzuatın verdiği haklar çerçevesinde ihtiyaç fazlası enerjiyi herhangi bir sınırlama olmaksızın satabileceği yönündeki bir beklentiye girmiş olabileceği, bununla birlikte davacının bu iddiaya dayalı olarak ortaya çıktığını belirttiği beklentinin korunması gereken haklı beklenti niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, Yönetmelik değişikliği ile 12/05/2019 tarihinden itibaren bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu alan tesisleri kapsayacak şekilde düzenleme yapıldığından, öncelikle belirtilen tarih itibarıyla lisanssız elektrik üretimi yapmak isteyenlerin hangi koşullara tabi olduklarının ortaya konulması gerektiği, Lisanssız elektrik üretimine ilk olarak 4628 sayılı Kanun'un 3. maddesine 5627 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen ek fıkra ile imkan sağlandığı ve yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulu gücü azami 200 (iki yüz) kilovatlık üretim tesislerinin lisans almaktan muaf tutulduğu, söz konusu maddede 5784 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile azami güç sınırının 500 (beş yüz) kilovalta çıkarıldığı, ayrıca ihtiyacın üzerinde üretilen enerjinin sisteme verilmesi ve satışının yapılabilmesine imkan sağlandığı, 5346 sayılı Kanun'a eklenen 6/A maddesi ile de lisanssız elektrik üretimi yapılan tesislerde ihtiyacın üzerinde üretilen enerjinin 10 (on) yıl süreyle YEK Destekleme Mekanizması kapsamında belirlenen fiyatlardan satılabilmesinin öngörüldüğü, devam eden süreçte 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile lisanssız yürütülebilecek faaliyetlerin ayrı bir madde halinde düzenlendiği, madde ile lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf olan tesislerin sayıldığı, ihtiyacın üzerinde üretilen elektrik enerjisinin sisteme verilmesi halinde yapılacak işlem ile uygulanacak fiyatların belirlendiği, ayrıca davalı idarenin hangi hususlara ilişkin olarak yönetmelik ile düzenleme yapacağının belirtildiği, Yasal düzenlemeler çerçevesinde mülga Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ile tesislerin kurulumu ve işletilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği, bu Yönetmelik kapsamında kurulan tesislerde tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasının sözleşme gücüyle sınırlı olmaksızın o dönemki azami güç olan 1 MW'a kadar kurulu güç ile üretim tesisi kurulmasına imkan tanındığı, ayrıca bu tesislerde üretilen enerjinin ihtiyaç fazlası olan kısmının Amerikan Doları bazlı destekleme fiyatlarından yararlanmasının öngörüldüğü, söz konusu Yönetmelik'te 2016 yılında yapılan değişiklik ile üretim tesislerinin kurulu gücünün, ilgili üretim tesisi ile ilişkilendirilecek tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünün 30 (otuz) katından fazla olamayacağına yönelik düzenleme yapıldığı ve tüketim tesisinde tüketilen miktardan bağımsız olarak üretim tesisi kurulu gücünün belirlenmesi yönündeki uygulamaya sınırlama getirildiği, YEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim tesislerinde uygulanacak fiyatların belirlenmesine ilişkin olarak 5346 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile verilen yetki kapsamında 10/05/2019 tarih ve 30770 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09/05/2019 tarih ve 1044 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile gerçek/fiili tüketim değerleri esas alınarak üretim tesisi kurulu gücünün belirlenmesi, buna bağlı olarak mevcut kapasitenin üretim yapmak isteyen tüm tüketicilere tahsisinin kolaylaştırılmasının amaçlandığı, Davalı idare tarafından dosyaya sunulan savunma dilekçesi ile dava konusu Yönetmelik değişikliğine ilişkin olarak yapılan kamuoyu duyurularında, lisanssız elektrik üretiminin tüketime özgülenmiş bir üretim olduğu ve bu kapsamdaki tesislerin kurulumundaki asıl amacın kendi ihtiyacının karşılanması olduğunun belirtildiği, Yönetmelik kapsamında üretim yapmak isteyen kişilerin gerçek kapasiteleri üzerinden beyanda bulunarak tesislerinin kurulu gücünü belirlemesi gerekirken yüksek miktarda üretim yapıp ihtiyaç fazlası enerjinin satılabilmesi amacıyla gerçek dışı tüketim miktarı beyanlarında bulunulduğu, yüksek miktardaki tüketim gücü beyanına dayalı olarak üretim yapılabilecek kurulu gücün artırılması suretiyle yüksek kapasitede üretim tesislerinin kurulduğu, bu şekilde kurulan tesislerde düşük miktardaki gerçek tüketimin üzerindeki enerjinin satışa sunulduğu ve lisans almaksızın lisanslı elektrik üreticisi gibi hareket edilerek elektrik enerjisi satışı yapılmak suretiyle mevzuatın suistimal edildiğinin ifade edildiği, İhtiyaç fazlası elektrik enerjisi miktarının belirlenmesinin tüketim ve üretim için başlangıçta beyan edilen bağlantı anlaşması sözleşme gücü ile ilgili olduğu göz önüne alındığında, başvuru sahiplerinin tesislerin kurulumu aşamasında gerçek/fiili tüketim miktarlarını belirleyerek bununla uyumlu bir biçimde üretim tesislerini kurması gerektiğinin açık olduğu, beklentinin haklı olup olmadığının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği, Lisanssız elektrik üretim tesislerinde satışa konu edilebilecek olan ihtiyaç fazlası enerji miktarının, tesislerin tüketim ve buna bağlı olarak belirlenen üretim kapasitesi uyarınca ortaya çıkan üretim ve tüketim verileri dikkate alınarak belirlendiği, Yönetmelik'te, tesislerde üretilen enerjiden tüketilen miktarın mahsuplaşılması sonrasında tüketimin üzerinde şebekeye verilen enerjinin mevcut olması halinde bunun ihtiyaç fazlası olarak kabul edileceği ve sisteme verilen bu enerjinin karşılığı olan bedeli hesaplanarak görevli tedarik şirketince üreticilere ödeneceğinin hüküm altına alındığı, Üretilen elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasına konu edilebilecek enerji miktarının belirlenmesinde bağlantı anlaşmasında beyan edilen tüketim miktarının büyük önem arz ettiği, bu noktada bağlantı anlaşmasındaki güç ile uyumlu olmayan tüketim üzerinden oluşturulan ve gerçek tüketimin çok üzerineki üretim kapasiteleri sayesinde sınırlı bir tüketim miktarı ile çok yüksek miktarda elektrik üretimi yapılarak fazla enerjinin satıldığının davalı idare tarafından tespit edildiği, esas amacı kendi tüketimini karşılamak olan lisanssız elektrik üretim tesislerinin, lisanslı elektrik üretim tesislerine benzer şekilde yalnızca elektrik üretimi yapmaya matuf olarak kurulan tesislere dönüştüğü belirtilerek bu durumun önlenmesi amacıyla dava konusu işlemlerin tesis edildiğinin ifade edildiği, Bu durumda, Yönetmeliğin ilk halinin yayımlandığı 12/05/2019 tarihi itibarıyla tüketim tesislerinin bağlantı anlaşması sözleşme gücü ile sınırlı olarak üretim tesisi kurulabileceğine ilişkin düzenlemenin Yönetmelik'te mevcut olduğu ve lisanssız elektrik üretiminin temel amacının tüketicilerin kendi ihtiyacını karşılamaya yönelik tesis kurmak olduğu dikkate alındığında, 12/05/2019 tarihinde sonra kurulacak tesislerde kişilerin gerçek/fiili tüketim miktarları ile uyumlu olacak şekilde üretim tesisi kurulu gücünü belirlemesi gerektiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin esas itibarıyla bu duruma aykırı biçimde gerçek olmayan tüketim miktarı üzerinden yüksek kapasitede üretim tesisi kuran kişileri etkilediği, başka bir deyişle davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir sınıra tabi olmaksızın ihtiyaç fazlası enerjinin tamamının satışa konu edilebilmesi şeklindeki uygulamanın gerçek olmayan kapasiteye dayalı olarak kurulan tesislerden kaynaklandığı, gerçek kapasiteye dayalı olarak kurulacak tesisler bakımından iddia edildiği şekilde sınırsız bir enerji satışına yönelik beklenti oluşmasının mümkün olmadığı göz önüne alındığında, 12/05/2019 tarihinden sonra kurulan tesisler açısından fiili tüketim ile uyumlu olmayan bağlantı anlaşması sözleşme gücüne dayalı olarak yüksek kapasitede elektrik üretimi yapıp, fiili tüketim miktarının üzerindeki enerjinin tamamının satışa konu edilebilmesi yönünde bir haklı beklentinin mevcut olduğundan söz edilemeyeceği, dava konusu düzenlemeler ile belirtilen sakıncaların önüne geçilerek gerçek tüketicilerin üretim yapmak için ihtiyaç duyduğu kapasiteye ulaşmasının sağlanması ve şebekeye olan ihtiyacın azaltılmasının amaçlandığı anlaşıldığından beklentilerin korunmamasında baskın bir kamu yararı da bulunduğu, Öte yandan, 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesine eklenen (g) bendi ile belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sanayi tesisleri ve tarımsal sulama amaçlı tesisler tarafından bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünün iki katına kadar üretim tesisi kurulabilecek iken ihtiyaç fazlası olarak satışa sunulabilecek üretim miktarının tüketim miktarının bir katı ile sınırlanmasının da Kanun'a aykırı olduğu belirtilmekte ise de üretim tesisi kurulurken gerçek tüketim miktarı esas alınarak kurulu gücü belirlenen üretim tesislerinde tüketilen miktara denk düşen üretim miktarına ek olarak tüketim miktarı kadar ilave elektrik üretileceği ve bu ilave üretimin de Yönetmelik gereği satışa konu edilebileceği açık olduğundan, bu şekilde kurulan tesisler bakımından da Kanuna aykırı herhangi bir sınırlama yapılmadığı ve haklı beklentilerin ihlal edilmediğinin anlaşıldığı, -Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden yapılan incelemede; Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan hükme ve Anayasa Mahkemesinin 06/1/2016 tarih ve B.No:2014/5005 sayılı kararının 50., 52. ve 56. paragrafları ile 15/10/2014 tarih ve B.No:2013/5996 sayılı kararının 22. ve 23. paragraflarına yer verilerek, Bakılan davada, satışa konu edilebilmesine imkan tanınan elektrik miktarının dışında bir elektrik üretiminin olması ve sisteme verilmesi halinde söz konusu elektriğin, karşılığında herhangi bir ödeme yapılmayarak YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasının öngörüldüğünün, üretilen elektriğin bir kısmının bedelinin ödenmemesi anlamına gelen bu uygulamanın tesisinin semerelerinden faydalanma hakkının elinden alınarak mülkiyet hakkının ihlal edilmesine yol açıldığının, başka bir anlatımla gelecekte tesisinde üretilen elektrik enerjisinin karşılığı olan bedelin elde edilemeyeceğinin iddia edildiği, Öncelikle lisanssız elektrik üretimi tesislerinde gerçekleştirilen üretimin ve buna bağlı olarak ihtiyaç fazlası elektriğin sisteme verilmesinin tesis sahipleri açısından zorunlu bir faaliyet olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, lisanssız elektrik üretiminin temel amacının tüketim ihtiyaçlarının karşılanması olduğu, buna bağlı olarak üreticilerin bir tüketim tesisi bulunduğu ve bu tesisin ihtiyacı için elektrik üretimi yapıldığı, bu bakımdan tüketim tesisinin elektriğinin nasıl sağlanacağının tesis sahiplerinin tercihine bırakıldığı, tesis sahiplerinin tüketim ihtiyaçlarını üretim yapmadan şebekeden sağlayabilecekleri gibi üretim tesisinde elektrik üretimi yaparak tüketimlerini üretilen bu elektrik ile mahsuplaşma yapmak suretiyle de karşılayabileceği, başka bir anlatımla lisanssız elektrik üretim tesisi sahiplerinin kendi ihtiyacından fazla elektrik üretimi yapma ve sisteme verme zorunluluğu bulunmadığı, Elektrik üretim tesislerinde tercihen üretim yapılması halinde üretilen elektriğin niteliği itibarıyla (bazı istisnalar hariç olmak üzere) depolanma imkanına sahip bulunmadığı, bir tesiste elektrik üretimi yapılması halinde bu enerjinin derhal şebekeye verilme zorunluluğu bulunduğu, belirtilen zorunluluk nedeniyle şebekeye verilen elektriğin alıcı konumunda olan dağıtım veya iletim şirketleri ile OSB'lerin de bu elektriği kabul etmeme imkanı bulunmadığı, aracı konumunda olan bu şirketler tarafından elektriğin nihai tüketicilerin kullanımına sunulmak üzere görevli tedarik şirketlerine iletildiği, bu kapsamda, elektrik enerjisine ilişkin düzenlemelere yönelik olarak yapılan incelemelerde elektriğin depolanma imkanı olmadığı ve kesintisiz bir arz-talep süreci içerisinde üretilerek kullanıldığı hususlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, Elektrik enerjisinin açıklanan özelliği dikkate alınarak uyuşmazlığın konusu incelendiğinde, bu uygulamanın üretilen elektrik enerjisine bedelsiz el koyma şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı; bu durumun, zorunlu olmadığı halde fazla üretim yapılarak sisteme verilen ve sisteme kabul edilmeme imkanı bulunmayan elektriğin belirlenen miktarın üstündeki kısmı için bedel ödenmeyeceğine ilişkin olarak öngörülen bir kural şeklinde yorumlanması gerektiği, Somut olayda, belirlenen miktarın üzerinde sisteme enerji verilmesi halinde bunun bedelsiz olarak alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edileceği ileri sürülmekte ise de, mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden söz edilebilmesi için ilerleyen dönemde sisteme verilecek elektrik enerjisinin satılması halinde bu enerji karşılığında gelir elde edileceğine yönelik olarak en azından meşru bir beklentinin mevcut olması gerektiği, oysa belirlenen miktar üzerindeki enerjinin satışa konu edilebilmesi yönünde haklı bir beklentinin mevcut olmadığının kararda detaylı biçimde açıklandığı, kaldı ki tesis sahiplerinin elektrik üretimi yapma zorunluluğu bulunmadığı ve tercihen elektrik üretimi yapıp belirlenen miktarın üzerindeki elektrik enerjisinin şebekeye vermeleri halinde bu elektriğin şebekeye kabul edilmeme imkanının da bulunmadığı, fiili tüketim ile uyumlu olmayan bağlantı anlaşması sözleşme gücüne dayalı olarak yüksek kapasitede elektrik üretimi yapılması sonucunda ortaya çıkan ve sistemsel zorunluluk nedeniyle alınan bu elektriğin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasının öngörüldüğü anlaşıldığından, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, Diğer yandan; ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik miktarının ilgili dönemde tüketilen toplam elektrik enerjisi miktarı olarak belirlendiği ve bu şekilde yapılan kısıtlamanın ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği iddia olunmakla birlikte, lisanssız elektrik üretiminin esas itibarıyla kendi tüketimini karşılamaya yönelik bir faaliyet olduğu, bu kapsamda üretim tesisinin kurulu gücünün gerçek/fiili tüketim miktarı dikkate alınarak belirlenmesi halinde ancak anlık olarak tüketimin düştüğü durumlarda ihtiyacın üzerinde elektrik üretiminin söz konusu olacağı ve anlık olarak ortaya çıkan ihtiyaç fazlasının satışa konu edilebileceği, oysa uyuşmazlıkta herhangi bir şarta bağlı olmaksızın tüketim miktarı kadar enerjinin ihtiyaç fazlası elektrik olarak satışa sunulabilmesine imkan tanındığı göz önüne alındığında Yönetmelik değişikliği ile getirilen esasların bu konuda kısıtlayıcı bir hüküm içermediği aksine tüketim kadar elektriğin satışa sunulmasına imkan sağladığı anlaşıldığından bu yöndeki iddiaya da itibar edilmediği, Nitekim davalı idare tarafından 24/11/2022 tarihli ara kararına cevaben sunulan 05/01/2023 tarihli yazıda da "satışa konu edilebilecek üretim miktarının neden tüketim miktarı ile sınırlı tutulduğu"na ilişkin olarak, yatırımcıların yatırımlarının makul sürede geri dönüşünün sağlanmasına katkıda bulunulması ve YEKDEM'in doğal finasörü konumundaki son tüketiciye ilave maliyetler getirilmemesi amacı doğrultusunda "tüketim kadar sat" prensibinin benimsediğinin belirtildiği, Bu itibarla, lisanssız elektrik üretiminin tüketime özgülenmesi amacına uygun olarak kişilerin kendi ihtiyaçları oranında tesis kurmasının sağlanması, amaç dışında yüksek kapasiteler kurulmasının ve bu durumun şebeke sistemine olumsuz etkilerinin önlenmesi, gerçek tüketicilere kapasite tahsisi ve buna bağlı olarak üretim tesisi kurma imkanı sağlanmasının hedeflendiği, lisanssız tesis yatırımlarının geri dönüşü açısından ihtiyaç fazlası elektriğin satışı hususunda tesis sahiplerine sağlanan haklar bakımından makûl bir dengenin gözetildiği, ayrıca korunması gereken haklı bir beklentinin de mevcut olmadığı gibi diğer iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun ile lisanssız elektrik üreticilerinin ihtiyacının fazlası olan elektrik enerjisini 10 (on) yıl süreyle satabileceği ve görevli tedarik şirketlerinin bu elektriği almasının zorunlu olduğunun düzenlendiği, üst hukuk normlarına aykırı şekilde ihtiyaç fazlası olarak satılabilecek enerjinin tüketim miktarı ile sınırlandığı, 12/05/2019 tarihinden sonra başvuru yapılan tesisler de kapsama alınarak geriye dönük olarak kısıtlamalar getirildiği, tesisleri faaliyete başladıktan sonra ihtiyaç fazlası elektriğin dava konusu Yönetmelik yayımlanana kadar satıldığı, bu durumun kendileri açısından kazanılmış hak oluşturduğu, ancak kazanılmış haklarının gözetilmediği ve tesislerinin atıl hale geldiği, tesislerden faydalanma ve buna bağlı olarak gelir elde etme imkanlarının kısıtlandığı, bu durumun mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 12/12/2023 tarih ve E:2022/3620, K:2023/5525 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 16/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 11/08/2022 tarih ve 31920 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 16. maddesi ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 26. maddesine eklenen 16. fıkra ile lisanssız elektrik üretim tesislerinde üretilen elektrikten ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek üretim miktarı, üretim tesisi ile ilişkili tüketim tesisinin toplam elektrik enerjisi tüketim miktarı olarak belirlenmiş olup, uyuşmazlıkta düzenlemenin kapsamının 12/05/2019 olarak belirlenmiş olması nedeniyle mevcut tesislerin de bu düzenlemeden etkileneceği, değişiklik ile getirilen sınırlamanın tesislerin kurulumu aşamasında mevzuatta yer almadığı, yatırım kararının sınırlama olmaksızın satış yapılabileceğine ilişkin düzenlemeler dikkate alınarak yapıldığı ve tesislerin kurulu gücünün önceki mevzuat uyarınca belirlendiği, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapılan ve kurulan tesislerin de düzenleme kapsamına alındığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukukî güvenliğinin sağlanması amaçlanmakta olup, söz konusu ilke, yazılı hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanunî düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Diğer yandan kanunların geriye yürütülemeyeceği ilkesi genel hukuk kuralı olup; herhangi bir hukukî durumun oluştuğu zamanda var olmayan bir düzenlemenin daha sonra yürürlüğe girmesine rağmen geçmişe yürütülerek uygulanması hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır. Yönetmelik değişikliğinin 12/05/2019 tarihinden sonra ve Yönetmelik değişikliğinden önce tesis kurmak için başvuru yapan veya tesis kuran kişileri de kapsayarak, ilgilileri geçmişe dönük olarak yükümlülüğe tabi kıldığı göz önüne alındığında, 12/05/2019 tarihinden sonra ve Yönetmelik değişikliğinden önce hukuka uygun olarak yapılan başvurular sonrasında kurulan tesislerde üretilen enerjiden satışa konu edilebilecek miktarın kısıtlanması, hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından olan "hukukî güvenlik" ilkesine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Lisanssız elektrik üretimine ilk olarak 4628 sayılı Kanun'un 3. maddesine 5627 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen hüküm ile imkan sağlanmış ve yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulu gücü azami ikiyüz kilovatlık üretim tesisleri lisans almaktan muaf tutulmuştur. Söz konusu maddenin ilk halinde "yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla" kurulacak tesislerin lisans almaktan muaf olduğu belirtilmiş iken, anılan maddede 5784 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında azami güç sınırı beş yüz kilovata çıkarılmış, ayrıca "yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılama" şartı kaldırılarak ihtiyacın üzerinde üretilen enerjinin sisteme verilmesi ve satışının yapılabilmesine imkan sağlanmıştır. Yapılan bu değişikliğin gerekçesinde ise "yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı küçük santrallerde üretilen enerjinin de sisteme verilebilmesi ve böylece bu alandaki potansiyelin değerlendirilmesinin sağlanmasının amaçlandığı" belirtilmiştir. 5346 sayılı Kanun'a eklenen 6/A maddesi ile de lisanssız elektrik üretimi yapılan tesislerde ihtiyacın üzerinde üretilen enerjinin on yıl süreyle YEK Destekleme mekanizması kapsamında belirlenen fiyatlardan satılabilmesi öngörülmüştür. Devam eden süreçte 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile lisanssız yürütülebilecek faaliyetler ayrı bir madde ile düzenlenmiş, anılan maddede lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf olan tesisler sayılmış ve ihtiyacın üzerinde üretilen elektrik enerjisinin sisteme verilmesi halinde yapılacak işlem ile uygulanacak fiyatlar belirlenmiştir. İhtiyacın üzerindeki elektrik enerjisi; lisanssız elektrik üretim tesislerinde üretilen elektrikten bu tesisle ilişkili tüketim tesisinde tüketilen elektriğin çıkarılması sonucunda geriye kalan kısım olup, konuyla ilgili kanunî düzenlemeler incelendiğinde, gerek 5346 sayılı Kanun'da gerekse de 6446 sayılı Kanun'da ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin sisteme verilmesi halinde sisteme verilen bu enerjinin son kaynak tedarik şirketlerince alınmasının zorunlu olduğunun kurala bağlandığı, Yönetmelik düzenlemesinde yer aldığı şekilde ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik enerjisi şeklinde herhangi bir tanımlamaya veya kısıtlamaya yer verilmediği görülmektedir. Yönetmelik değişikliğinin etkilediği başvuruların genel olarak 12/05/2019 tarihinden sonra ve Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten önce yapılan başvurular sonucunda tesis kurmaya hak kazanan tesislere ilişkin olduğu, başvuru sahiplerinin yatırım kararlarını ihtiyaç fazlası enerjinin herhangi bir sınırlama olmaksızın satışa konu edilebilmesine ilişkin olarak 5346 ve 6446 sayılı Kanunlarda yer alan hükümlere dayalı olarak aldıkları ve üretim kapasitelerini buna göre belirledikleri, davalı idarenin konuyla ilgili alt düzenlemelerinde Yönetmelik değişikliğinin yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir sınırlayıcı düzenleme bulunmadığı ve ilk defa Yönetmelik değişikliği ile ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik enerjisi miktarıyla ilgili düzenleme yapıldığı, Yönetmelik değişikliğinden önceki süreçte konuyla ilgili uygulamanın da ihtiyaç fazlası elektriğin tamamının Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca satılabilmesi yönünde olduğu, Yönetmelik değişikliğinden önce başvuru yapan tesis sahiplerinin üretim tesislerinin kurulu gücünün belirlenmesine ilişkin olarak herhangi bir yasal/fiili sınırlamaya tabi tutulmadığı ve bu dönemde faaliyete geçen tesislerde üretilen ihtiyaç fazlası elektriğin tamamının satışa konu edilebildiği, yatırımcıların da tesis kurma ve üretim kapasitesinin belirlenmesine ilişkin kararlarını söz konusu düzenlemeler ve uygulamalar kapsamında aldığı görülmektedir. Buna karşın davalı idarece, yatırım kararını bahsi geçen süreç neticesinde alan kişilerin de düzenlemeden etkilendiğinin gözetilmediği, bu kişilerin tesislerini kurduğu aşamadaki haklı beklentileri ve tesis kurmak için katlandıkları külfet dikkate alınmaksızın dava konusu düzenlemenin kapsamının "12/05/2019 tarihinden sonra yapılan başvurular neticesinde çağrı mektubu almaya hak kazanan kişiler" şeklinde belirlendiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, Daire kararında tüketim miktarının ve buna bağlı olarak ihtiyaç fazlası üretimin tesis sahiplerinin başlangıçtaki beyanı neticesinde belirlendiği, 12/05/2019 tarihinde yayımlanan Yönetmelik ile üretim tesisinin kurulu gücünün tüketim tesisinin kurulu gücü ile sınırlandırıldığı ve fiili tüketim ile uyumlu olmayan tüketim tesisi bağlantı anlaşması sözleşme gücüne dayalı olarak üretim tesislerinin kurulu gücünün yükseltildiği ve bu şekilde ihtiyaç fazlası enerjinin yüksek miktarda oluşmasının sağlandığı belirtilmekte ise de, üretim tesisinin kurulu gücünün tüketim tesisinin kurulu gücü ile sınırlı olmasına ilişkin düzenleme tesislerin kurulu gücünün belirlenmesine yönelik olup, Yönetmelik değişikliğinden önce gerek Yönetmelik gerekse de Kanun'da ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik enerjisine ilişkin bir sınırlama mevcut olmadığı ve ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik enerjisi tanımının ilk defa Yönetmelik değişikliği ile yapıldığı göz önüne alındığında, 12/05/2019 tarihinden sonra ve Yönetmelik değişikliğinden önce başvuru yapılan tesisler açısından söz konusu değerlendirmenin geçerli olmayacağı açıktır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 26. maddesinin 16. fıkrası ile 5346 ve 6446 sayılı Kanunlardaki düzenlemeleri aşacak şekilde, ihtiyacın üzerinde satışa konu edilebilecek elektrik miktarına sınırlama getirildiği anlaşıldığından, söz konusu Yönetmelik düzenlemesi ve bu düzenleme uyarınca, satılabilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi miktarının sınırlandırılması ve buna göre fatura talep edilerek ödeme yapılmasına ilişkin uygulama işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle karara katılmıyorum.