3. Ceza Dairesi 2023/15279 E. , 2024/16126 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/428 E., 2023/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkmesi SAYISI : 2020/381 E., 2023/6 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... yönünden; atlı suçu işledikleri sabit olmadığı gerekçesi ile CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmay…
**3. Ceza Dairesi 2023/15279 E. , 2024/16126 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/428 E., 2023/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkmesi SAYISI : 2020/381 E., 2023/6 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... yönünden; atlı suçu işledikleri sabit olmadığı gerekçesi ile CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Sanıklar ... ve ... hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik, katılan ... vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Katılanın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet ve sanıklar ... ile ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I-HUKUKİ AÇIKLAMALAR Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2 ve TCK’nın 24/3. maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). II- BÖLGE ADLİYE VE İLK DERECE MAHKEMELERİNCE SÜBUTU KABUL EDİLEN SOMUT OLAY 15 Temmuz darbe teşebbüsünde aktif rol alan birliklerden birinin İstanbul ilinde bulunan Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığı olduğu, söz konusu Askeri okul statüsündeki kurumun Askeri Lise İçi ve civarı, Çengelköy ve Beykoz bölgelerinde meydana gelen olaylarda etkin bir şekilde faaliyette bulunduğu anlaşılmakla, söz konusu bölgelerde yaşanan olaylara ilişkin ana dosya olarak adlandırılan dosya üzerinden İstanbul 32. Ağır Ceza mahkemesince yapılan yargılamalar neticesinden verilen İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2018 tarih ve 2017/229 Esas, 2018/230 sayılı ve istinaf incelemesine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi'nin 26.09.2019 tarih ve 2019/745 Esas, 2019/52 sayılı kararlarının daha evvel Dairemizin 02.06.2022 tarih ve 2021/3747 Esas, 2022/3199 sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçtiği anlaşılmıştır. Dairemizin anılan kararında da belirtildiği üzere; Darbe hazırlıkları kapsamında 12.07.2016 günü saat: 22.00 sıralarında 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral ...’nun bizzat kullandığı ... plaka sayılı ... marka aracı ile Kuleli Askeri Lisesi eski Komutanı Albay ... ’nın tahsisli resmi plakalı ... marka araç ile Tuzla Piyade Okul Komutan Yardımcısı ... ’in ise kendisine ait ... plaka sayılı beyaz renkli Volkswagen marka araç ile 2. Zırhlı Tugay Komutanlığına geldikleri, Adı geçenlerin aynı gün saat: 22.46 sıralarında karargâh binasının komuta katına girdikleri ve akabinde Tugay Komutanı Tuğgeneral ... ’nun odasında 23.29.02 sıralarına kadar toplantı yaptıkları, ve sonrasında tugaydan ayrıldıkları, 13.07.2016 günü Ankara ilinden İstanbul'a intikal eden ... ve komutasında ki şahısların doğrudan doğruya 2'nci Zırhlı Tugay Komutanlığına geldikleri, ...’in burada Tugay Komutanı ... ’la görüştükleri daha sonra saat:17.00'da mesai bitimine müteakip ...’nun makam odasının karşısındaki bilgilendirme salonunda bir kısım personelin katılacağı faaliyet planlaması toplantısı yapılmasının kararlaştırıldığı, 13.07.2016 (saat 19.00) - 14.07.2016 (saat 01.30) tarihleri arasında, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığının komuta kademesinde yer alan bazı rütbeli personel ile İstanbul ili ve diğer illerde konuşlu başka birliklerden gelen rütbeli asker kişilerin iştirak ettikleri bir toplantının gerçekleştirildiği, Albay ... ’nin Ankara ilinden bilahare gelerek toplantıya iştirak ettiği, elinde çanta bulunduğu halde 13.07.2016 günü saat: 19.44 sıralarında komuta katından makam odalarına doğru yürüdüğü, Albay ... ’nın 12.07.2016 tarihindeki toplantıya katılırken 13.07.2016 tarihinde yapılan toplantıya katılmadığı, Maltepe Ayhan Nurettin Baransel Kışlası 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı Yarbay ...’ nın makam odasında arama yapıldığı, söz konusu aramada; Üzerinde PER: 26702250 - 1920 - 97480 - 16 GİZLİ ibaresi yazılı, 29 ’den 55’e kadar numaralandırılmış, tüm sayfaları paraflanmış, Harekat Yıldırım ve Sıkı Yönetim Direktifi konulu emir, Ekinde Sıkıyönetim Komutanlıkları Listesi, Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi, Ankara Ve İstanbul Şehirleri Asayiş Ve Takviye Planı, Diğer Atamalar başlıklı gizli ibareli dokümanlar ele geçirildiği, bu Atama listesinin 135. Sırasında ismi yer alan Kuleli Askeri Lisesi Eski Okul Komutanı Kurmay Albay ... ’ın isminin karşısında “Genelkurmay 2’inci İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı” yazdığı, [adres satırı maskelendi] Şahısların Kuleli Askeri Lisesine intikal etmesinin hemen sonrasında “Alarm var!” denilerek Kuleli Askeri Lisesinde bulunan tüm rütbeli personel ile askeri öğrenci, er ve erbaşların kamuflajlı bir şekilde okul içtima alanında toplandıkları, Burada Okul Komutanı Kur. Alb. ... ’nın tüm askeri personele hitaben bir konuşma yaparak; “Ordu yönetime el koymuştur, herkes emirleri riayet edecektir, etmeyen rütbeli, asker farketmez ellerinden silahları alınıp gereği yapılsın.” şeklinde sözler söylediği, kısa bir süre sonra tüm askeri personelin silah alarak nizamiye önünde toplanması emrini verdiği, rütbelilerin ve askerlerin tam teçhizatlı ve silahlı bir şekilde nizamiye önünde toplandıkları, rütbeliler başta olacak şekilde gruplara ayrıldıkları, sonrasında bazı askeri personelin dışarı çıkarak, Askeri lise önünde, Vaniköy bölgesinde, Beykoz bölgesinde ve Çengölköy bölgesinde eylemlerde bulundukları, bazı askeri personelin ise Kuleli Askeri Lisesi içerisinde görevlendirildikleri ve Okul içerisinde emir ve komuta zincirini tesis ettikleri, bu bağlamda kamuflajlı ve silahlı bir şekilde okul içerisinde bulundukları anlaşılmıştır. III. SOMUT OLAY VE SANIKLARIN BELİRTİLEN EYLEMLERİ MUVACEHESİNDE HUKUKİ DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Sanıklara müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince; Sanıklar ..., ... ve ...'in de olay günü Kuleli Askeri Lisesi içerisinde olduklarının kendi beyanları ve tanık anlatımları ile sabit olduğu, Sanık ...'ın görev yerinin 1. Ordu Komutanlığı olduğu, görevinin ise 1. Ordu Komutanlığının, Gata'nın, Kuleli Askeri Lisesinin araçlarının bakım ve onarımını yapmak olduğu, olay günü mesaisine Gatada başladığı, devamında ise nöbetçi olması nedeni ile Kuleli Askeri Lisesine geldiği, nöbetçi subay yardımcısı olarak Kuleli Askeri Lisesinde olay gecesinde görevi devir aldığı, olay gününe ilişkin tanık ... 'un anlatımlarının; " kademe bölgesinde ...'ı gördüğüne, kendisine durumu sorduğuna, kendisinin ...'a FETÖ'nün veya silahlı kuvvetlerin içerisindeki bir yapılanmanın bu kalkışma içerisinde olduğunu, verilen emirlerin kanunsuz olduğunu, kendisinin karşı gelip komutanı vurmaya gittiğini söylediğini ve kendisi ile hareket edecek olan olup olmadığını sorduğunu, ...'ın "bende varım komutanım" dediğini, nizamiye bölgesine doğru giderken ...'ın da peşinden geldiğini, yolda karşılaştığı ... veya teğmen olan kişiye durumu anlattığını, bu sırada ...'ın olmadığını gördüğünü, kendisinin duvardan atladığına, konuştuğu kişi ile birbirlerine silah çektiklerini, yanında bulunan askerlere kaçın dediğine, kendisinin otların arasında saklandığına, daha sonra çatıya çıktığına, ...'ın da içeride 5-6 askerle birlikte içeride saklandığını, ...'ın abisine attığı " abi bizi vurmaya geldiler, çatıda birileri geziyor" şeklindeki mesajı gördüğüne, olaylar bittikten sonra öğlene doğru ...'a hani benimle geliyordun dediğine, ...'ın kendisine komutanım bölük komutanı aradı, hiçbir olaya karışma dediğine, bunun üzerine kendisinin askerleri alarak kendilerini odaya kitlediklerini söylediğine" şeklinde olduğu, tanık ... anlatımlarının "... ile olay gecesi birlikte olduklarına, ...'ın kendisine biz dış birliğiz tatbikata katılmıyoruz dediğine, bir şeylerin ters gittiğini anlayınca ...'ndan yardım istediklerine, ...'nun kendilerine odada durun, kapıyı ve ışıkları kapatın, kapıyı zorlayan olursa çekinmeden vurun dediğine, odaya ... ve ... isimli iki asker aldıklarına, ...'ın kendisine biz ... astsubay ile birlikte karşı koyacağız, benimle misin dediğine, çevik kuvvet gelip kendilerini alana kadar odada beklediklerine, korkuyla beklediklerine, bu süreçte ailelerini aradıklarına, kapı vurulduğu sırada ...'ın silahını çekerek ben darbecilere direneceğim, beni öldürürlerse, şehit ederlerse siz de onları vurun dediğine" şeklinde olduğu, yine Tanık ...'nun anlatımlarının; "...'ın kendisini aradığına, "burada bir şey oluyor komutanım, askerleri topladılar" dediğine, kendisinin onların emirlerine uymayın, kademede, odanızda bekleyin dediğine, sabah tekrar aradığına, çevik kuvvetin geldiğini, herkesin tutuklandığını söylediğine, kendisinin de ...'a siz bir şey yapmadınız teslim olun dediğine " şeklinde olduğu anlaşılmakla tanık beyanlarıyla desteklenen sanığın beyanlarının aksini gösterir, olay gecesi Kuleli Askeri Lisesinde ve çevresinde gerçekleştirilen eylemlere katıldığına, olay gecesi okulda darbe girişiminde bulunan rütbeli/rütbesiz asker ve komutanların eylemlerine iştirak kastını ortaya koyan herhangi bir aktif davranışta bulunduğuna dair dosya arasında her hangi bir delilin bulunmadığı, Sanık ...'ın olay günü asteğmen olarak Kuleli ASKERİ Lisesinde görev yaptığı, 15 Temmuz 2016 günü kışlaya giriş amacıyla gelen ve görev belgeleri bulunmayan 4 adet unimog marka aracı nizamiyeden içeri alma dışında olay günü ve gecesinde Kuleli Askeri Lisesinde ve çevresinde gerçekleştirilen eylemlere katılmadığı, sela ve ezanları susturmak amacıyla caminin elektriğini kesmeye çalıştığının iddia edilmesine rağmen sanığın beyanlarında geçtiği üzere sanığın verilen emir üzerine ... Başçavuş ile birlikte caminin arka tarafına doğru ilerlediği, bu esnada ... ...'nın silahı ile birlikte arkadan takipte olduğu, sanığın ... Başçavuş ile birlikte caminin arka tarafında bulunan tellerden atlayarak elektrik panosunun olduğu alana geçtiği, sanığın panonun elektrik panosu olduğunu anlamasına rağmen ... ya dönerek panonun doğal panosu olduğunu söyleyerek her hangi bir aktif eylemde bulunmadığı, zira elektrik panosunda parmak izinin tespit edilmediği, sanığın geri dönmek için harekete geçtiğinde tellerin elini kestiğine dair beyanını doğrular nitelikte atladığını beyan ettiği tellerde DNA'sının tespit edilmiş olduğu, elektrik panosunda zarar tespit edilmemiş olduğu, sanığın caminin kapısına yumrukladığına/tekmelediğine, devamında cami imamını çıkardıklarına dair tanık ...'in çelişkili beyanı dışında başkaca bir delilin dosya arasında bulunmadığı, sanığın elini temizlemek amacı ile ... Yüzbaşıdan izin alarak okula döndüğü, okula döndükten sonra da her hangi bir aktif harekette bulunmadığı, sanığın hareketsiz kaldığına dair Tanık ...' ın; " ...'ın nizamiye görevli komutanı olduğuna, selalardan sonra caminin bahçesine gidenlerin içerisinde olduğuna, daha sonra ...'ın barikatların olduğu bölgede tekrar yanlarına geldiğine, elinin sargılı olduğuna, ne olduğunu bir erin sorması üzerine caminin bahçesine girerken kesildiğini söylediğine, gecenin ilerleyen saatlerinde bir kaç kez daha ...'ı gördüğüne, her gördüğünde arka tarafta olduğuna, bir er gibi hareket ettiğine, kimseye emir verdiğini, ateş ettiğini, tehdit ettiğini görmediğine, okul komutanının arama yapmadan araçları içeri alın demesi üzerine ...'ın emri uygulayarak araçları içeri alın dediğine, bir kişinin silüet olarak caminin kapısını yumrukladığını gördüğüne, çıkın dışarı diye bağırdığına, kendilerini sahil tarafına dizdiklerine, kendisinin caminin bahçesine girişlerini gördüklerine, iç kapısının net olarak gözükmediğine, kendisinin daha önce caminin hiç içine girmediğine, sadece nizamiyenin karşısında gördüğüne, daha önce arama yapılmadan hiçbir aracın nizamiyeden girmediğine, unimogların daha sonra köprüye gittiğini öğrendiğine" şeklindeki beyanın olduğu, sanığın kışla dışında gerçekleştirilen başkaca eyleme katıldığına dair tanık, kamera kaydı veya başkaca delilin bulunmadığı, sanığın fetö/pdy silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak içesinde olduğuna dair ardışık arama veya şifreli arama tespit edilmemiş olduğu, Sanık ...'in uzman çavuş olarak görev yaptığı, olay günü nöbetçi olduğu, sanığın tatbikat var denildikten sonra Kuleli Askeri Lisesinin Bahçesine yanına onüç asker alarak indiği, bahçede yargılamaları İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan sanıklar ..., ... ve ...'nın "sıkı yönetim ilan edildi, emirlere uyun, uymayanlar komutanları ve ben tarafından en ağır şekilde cezalandırılacaktır." şeklinde söylemlerini duyduğunu savunmasında belirtmesine rağmen eylemlere karşı koyması en azından pasif kalması gerekirken kışla içinde ve dışında eylemlerde bulunduğu, kendisinin bulunduğu odaya tatbikat var söyleminden önce iki kasa mühimmat getirildiği, kendisinin eylemlere katılmadığına, kamera açısına durmaya çalıştığına dair savunmada bulunmasına rağmen izin veya istirahat nedeniyle evlerinde bulunan askeri personelleri kendisine ait telefon ile verilen talimatlara uygun olarak mesaj veya arama yoluyla görev başına çağırdığı, bu hususun tanıklar ... ve İbrahim Küçükbostan'ın anlatımları ile sabit olduğu, sanığın üzerinde nöbetçi olmasından kaynaklı üç adet şarjör bulunmasına rağmen yine talimatlara uygun olarak iki adet daha şarjör aldığı, ayrıca diğer askerlere mühimmat dağıtım işi yaptığı bu hususun tanıklar ..., ... ve ...'nun beyanları ile sabit olduğu, sanığın yanındaki rütbeli askerler ve er/erbaş ile birlikte nizamiye önünde trafik denetlemesi yaptığı, Yakamoz Restauran isimli iş yerine giderek sivillere evlerine gitmeleri yönünde uyarıda bulunduğu, yine yanındaki rütbeli askerler ve er/erbaş ile birlikte yakındaki caminin avlusunda toplandıkları ve cami imamını dışarı çağırdıkları belirlenmiştir. IV. KARAR Anlatılan gerekçeler, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına nazara alındığında, Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet ve sanıklar ... ile ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A. Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin katılan vekilinin temyiz isteminin incelemesinde; Katılanın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, B. Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık müdafiilerinin temiyiz istemlerinin incelenmesinde; Olay tarihinde uzman çavuş olarak görev yapan ve nöbetçi olarak kışla içerisinde bulunan sanığın, tatbikat düşüncesi ile asker kişilere mühimmat dağıtması, verilen emir doğrultusunda kışla önünde sivil araçları çevirmesi, yakındaki camiye yanındaki askerlerle gitmesi ve Yakamoz restaurant isimli işyerine giderek sivillerin dışarı çıkmasını söylemesi şeklinde gerçekleşen olayda; Eylemlerinin, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiklerinin kanıtlanamaması nedeniyle, müsnet suç yönünden TCK'nın 37. maddesi kapsamında fail olarak sorumlu tutulamayacakları ancak, suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan hareketlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, sanık hakkında TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, tutuklu sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarları, bozma nedenleri ve tutuklulukta geçirdiği süreler dikkate alındığında tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinini devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.