4. Hukuk Dairesi 2023/4580 E. , 2023/7695 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/207 E., 2022/367 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Dere
**4. Hukuk Dairesi 2023/4580 E. , 2023/7695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/207 E., 2022/367 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; davalının ulaştırma kıdemli çavuş olduğunu, olay günü sevk ve idaresindeki askeri kamyon ile karıştığı kazada ulaştırma kıdemli üstçavuş Ömer Törün'ün vefat ettiğini, adı geçenin annesi ve kız kardeşleri tarafından müvekkili idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Daire Başkanlığının 2009/113 esasına kayden tazminat davası açıldığını, hüküm altına alınan tazminatın Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2011/906 esas sayılı dosyasında müvekkili idareden tahsil edildiğini, birleşen davada ise; ölenin eşi ve çocuğu tarafından Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/456 esasına kayden açılan davada hükmedilen tazminatın, Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2011/7090 ve 2011/7091 esas sayılı dosyalarında ödendiğini belirterek ödenen bedellerin rücuen tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan tazminat davalarında kusur incelemesi yapılmadığını, müvekkilinin davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, anılan davalardan haberdar edilmediği için kusursuzluğunu ispat olanağı tanınmadığını belirterek davaların reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli ve 2012/322 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararıyla; davalının %50 kusurlu olduğu yönünde görüş bildiren bilirkişi raporu hükme esas alınarak ödenen tazminatlardan kusur indirimi yapılarak asıl davada 50.262,25 TL'nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davada 43.433,28 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli ve 2012/322 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2019 tarihli ve 2018/4272 Esas, 2019/2419 Karar sayılı kararıyla; ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan dayanak tazminat davalarının davalıya ihbar edilmemiş olması nedeniyle ayrıca uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu, asıl dava yönünden AYİM kararı verildiği anda kesin olduğu için tebliğ edildiği 20.01.2011 tarihinin, birleşen dava yönünden ise asliye hukuk mahkemesi kararının kesinleştiği 07.09.2012 tarihinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2020/100 Esas,2021/183 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, %20 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak asıl davada 36.678,42 TL'nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davada 31.804,21 TL'nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2020/100 Esas,2021/183 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2021 tarihli ve 2021/23508 Esas, 2021/9689 Karar sayılı kararıyla; mahkemece bozma ilamına uyularak, tazminat miktarından %20 oranında indirim yapılmakla birlikte, yapılan indirimin olayın özelliğine göre az olduğu, davalının askerlik hizmetini yerine getirirken ücret almaması, olayın Anayasal görevi sırasında meydana gelmesi, somut olayın gelişimi ve ödenen miktar gözetildiğinde tazminat miktarından daha üst seviyede hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak hesaplanan tazminat miktarından %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak asıl davada 27.509,00 TL nin 18.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava da 23.853,00 TL nin 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece tazminat miktarından %40 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, toplanan delillerden de anlaşılacağı üzere yapılan indirimin fazla olduğunu, tazminat miktarından bu denli indirim yapılmasının zarara uğrayan idarenin daha da fazla zarara uğramasına neden olduğunu, hükmedilen miktarın bir anlamı kalmadığını belirterek kararın bozulmasının talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayda müvekkiline atfedilen kusuru ve kusur oranını kabul etmediklerini, özellikle dosyada sabit olan şehirler arası yolda orta refüjde hiç bir levha olmaksızın duran beton mikserinin varlığının kazaya sebep olduğunu, müvekkili açısından 3.kişinin ağır kusuru neticesinde illiyet bağının kesildiğini, o yolda o mikser bulunmasa idi bu kazanın meydana gelmeyeceğini, müvekkili tarafından öğrenilen yeni bir bilgi bulunduğunu, bu hususun kusur oranlarını tamamen etkileyeceğini, ana dosyanın kendilerine ihbar edilmediğini, daha fazla takdiri indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın geliri tek olmasına rağmen hak sahibi olmayanlar tarafından ve farklı mahkemelerde tekrar tekrar hesaplamalar ve rücular söz konusu olduğunu, kurum tarafından bir rücu dosyası daha açıldığını, davalı yararına reddedilen tutar üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm olayı nedeniyle mahkeme kararına ve icra takibine dayalı olarak ölenin yakınlarına maddi tazminat ödeyen davacının ödediği bedelin davalı araç sürücüsünden rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43, 44 ve 45 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, hesaplanan tazminattan davalı yararına %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmiştir. Ne var ki; somut olayın oluş şekli ve özelliği gözetildiğinde, yapılan hakkaniyet indirim oranı azdır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 43-44 üncü maddeleri uyarınca; hesaplanan tazminattan “önemli oranda” bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.