Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/6275 E. , 2024/2904 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/6275 Karar No : 2024/2904 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çorum ili, Osmancık ilçesi, ...Mahallesi, ...ve ... adayı kap
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/6275 E. , 2024/2904 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/6275 Karar No : 2024/2904 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çorum ili, Osmancık ilçesi, ...Mahallesi, ...ve ... adayı kapsayan alana yönelik Osmancık Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile uyuşmazlığa konu alanda yapılan keşif incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, yapılan plan değişikliği ile kat artışı ve emsal artışı yapılması ve bu artışın alana ilave nüfus getirecek olmasına karşın, artan nüfus ihtiyacına karşılık revizyon imar planında belirtilen yol genişliklerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, artan nüfusun ihtiyacını karşılayacak sosyal ve teknik altyapı alanlarının plan değişikliğine konu hizmet alanı içerisinde ayrılmadığı, plan değişikliğinin hangi nesnel ve teknik gerekçelere dayandığının plan açıklama raporunda belirtilmediği, revizyon imar planının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında belirlenen nüfustan daha fazla nüfusa hitap edecek şekilde hazırlandığı, alanda nüfus yoğunluğunu arttıracak şekilde plan değişikliği yapılmasına ihtiyaç olmadığı, plan değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olarak hazırlanmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin hukuka uygunluk olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Çorum ili, Osmancık ilçesi, ... Mahallesi, ... ve ... adaları kapsayan alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği Osmancık Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanmış olup 29/11/2017 - 29/12/2017 tarihlerinde askıya çıkarılmıştır. Dava konusu plan değişikliğiyle söz konusu adalarda fonksiyon değişikliği yapılmamış, nazım imar planında yoğunluk artırılmış, uygulama imar planında ise yapılaşma koşullarında değişikliğe gidilerek E:1,80, Yençok:5 kat olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından; dava konusu plan değişikliğinde kamu yararı bulunmadığı, üst ölçekli plana aykırılığın bulunduğu, yoğunluğun artırılmasına rağmen yeterli donatı, sosyal ve teknik alt yapı, ulaşım ve otopark yönünden bir düzenleme yapılmadığı iddialarıyla görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davası olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırayla inceleneceği belirtilmiş, aynı maddenin 6. fıkrasında; yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı düzenlenmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun; "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanunun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. İşlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan planlar olarak tanımlanmış, 8. maddesinde, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir. Aynı Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, planların, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazların ve planların belediye meclisince on beş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukarıdaki usullere tabi olduğu, kesinleşen imar planlarının bir kopyasının, Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortamdaki Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı üzerinden, ilgili idaresi tarafından, arşivlenmek üzere Bakanlığa gönderileceği düzenlemesi bulunmaktadır. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, "Planların ilanı, itirazlar ve kesinleşmesi" başlıklı 33. maddesinin 4. fıkrasında; "Planlara itiraz, otuz günlük ilan süresi içinde idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir." hükmü, 6. fıkrasında; "İlan ve askı süresinde yapılan itirazlar üzerine idarelerce, planlarda değişiklik yapılması halinde planın değişen kısımlarına ilişkin olarak yeniden ilan süreci başlatılır." hükmü, 7. fıkrasında; "Onaylanmış planlarda yapılacak revizyon, ilave ve değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Yargısal denetimin amacı her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açanın menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinde davanın hangi sıfatla açıldığının belirtilmediği ve dava konusu işlemin genel iddialarla iptalinin talep edildiği, davacının dava dilekçesindeki adresi ile plan değişikliğine konu alanın yer aldığı mahallenin farklı olduğu, dava konusu meclis kararında meclis üyeleri arasında "..." isminin yer aldığı, plan değişikliğinin oyçokluğuyla kabul edilmekle birlikte muhalif kalan üyelere ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığın esasının çözümlenebilmesi için yukarıda bellirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle öncelikle davacının dava konusu belediye meclisi kararına yönelik olarak, belediye meclisi üyesi, semt sakini, hemşehri gibi bir sıfatla dava açma ehliyetinin olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince yapılan değerlendirme sonucu davacının dava açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varıldığı takdirde aşağıda yer alan açıklamalar doğrultusunda davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti gerekmektedir. Yukarıda anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise, davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Osmancık Belediye Meclisinin... tarihli, ...sayılı kararıyla onaylanarak 29/11/2017 - 29/12/2017 tarihlerinde askıya çıkarıldığı, davacı tarafından 08/03/2018 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda; öncelikle davacının davayı hangi sıfatla açtığı hususu açıklığa kavuşturulduktan ve ehliyeti bulunduğuna karar verildikten sonra, davacının askı süresi içerisinde yapmış olduğu bir itirazının bulunup bulunmadığı hususu da açıklığa kavuşturularak yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/05/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.