8. Ceza Dairesi 2024/13627 E. , 2024/8725 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3513 E., 2021/771 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca te…
**8. Ceza Dairesi 2024/13627 E. , 2024/8725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3513 E., 2021/771 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın tedbirin gereklerine uymaması üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2018 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2019 tarihli ve 2018/690 Esas, 2019/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat karar verilmiştir. D. Cumhuriyet savcısının kararı istinaf etmesi üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarih, 2019/3513 Esas, 2021/771 Karar sayılı kararı ile ilk derece hükmü kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 54 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; ... Demir ile borcunu ödemek için görüştüğüne, uyuşturucu madde kullandığı için pişman olduğuna, cezasının kaldırılması için kararın bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında yükümlülük ihlalinde bulunduğundan bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, sanık adına denetimli serbestlik tedbirine başlaması için yapılan tebligatın bir kez yapılmasının sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği kabul edilemeyeceğinden, atılı suçun unsurları itibari ile oluşmadığı anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesinin Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile yapılan incelemede; olay tarihinde ... Deniz isimli şahsın araç ile uyuşturucu madde sattığı istihbari bilgisi üzerine, çalışma yapıldığı, aracın görüldüğü, gözetlendiği sırada bu aracın yanına başka bir aracın geldiği, araçlardan inen şahısların birbirlerinden birşeyler alıp verdiklerinin görüldüğü, ayrıldıkları, bir süre sonra sonradan gelen aracın durdurulduğu içindeki sanık ...'un üzerindeki hint keneviri bitki parçalarını teslim ettiği, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına bağlı olarak verilmiş bulunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanığa tek tebligatın yapıldığı, bu nedenle ısrar koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, bu kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, itiraz edilmemesi üzerine de, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı, bu kapsamda sanığa ilk çağrı kağıdının 06.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, uyarılı ikinci çağrı kağıdının ise 04.04.2018 tarihinde sanığa tebliğ edildiği halde, yasal sürede başvurmaması üzerine denetimli serbestlik dosyasının 17.07.2018 tarihinde kapatıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 02.11.2018 tarihinde kaldırılarak sanık hakkında aynı tarihli iddianamenin düzenlenerek kamu davasının açılmasının dosya kapsamına göre sabit olduğu halde, ilk derece mahkemesi tarafından bu husus dikkate alınmayarak sübut ve değerlendirme açısından, dosya kapsamına uygun olmayan ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılarak mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanunu'nun 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının 16.06.2018 tarihinde doğrudan MERNİS adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 24.04.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarih, 2019/3513 Esas, 2021/771 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.11.2024 tarihinde karar verildi.