12. Ceza Dairesi 2023/5388 E. , 2023/3350 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/193 E., 2023/339 K. SUÇLAR : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma Sanıklar hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun)…
**12. Ceza Dairesi 2023/5388 E. , 2023/3350 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/193 E., 2023/339 K. SUÇLAR : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma Sanıklar hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/314 Esas, 2015/325 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında ise; 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/314 Esas, 2015/325 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/5938 Esas, 2020/2645 Karar sayılı kararı ile uzlaşma hükümleri uygulanmadan karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2020/193 Esas, 2023/339 Karar sayılı kararı ile sanıksanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca 8.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında ise; 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2023 tarih, 2023/75907 sayılı tebliğnamesi ile sanık ... hakkındaki hükmün zamanaşımı nedeniyle düşmesine, sanık ... hakkında ise bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların olası kast hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği aksi takdirde ise bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, katılanın herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan çalıştırılması nedeniyle gözünü kaybettiğinden sanık ... hakkında verilen cezanın yetersiz olduğuna ve sanık ...'nın da mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve resen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Mahkeme gerekçesinde "Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; sanık ... her ne kadar Yargıtay bozma ilamı sonrası alınan savunmalarında, katılanı kendisinin işe aldığını, muhasebeciye sigortasını başlatması talimatını verdiğini, ancak muhasebecinin katılanın evrakını bulamadığı için sigortayı başlatmadığını, işçilerin mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile ilgili kendisinin bir ilgisi veya bilgisinin olmadığını beyan etmişse de, bozma ilamı öncesi alınan 25/12/2014 tarihli savunmasında, düzenli olarak iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda semirenler verdiklerine yönelik çelişkili beyanda bulunduğu görülmüş olup, dosya kapsamında dinlenen tanık ...'nun da, katılan ile 14 Şubat'ta işe başladıklarını, kazanın meydana geldiği gün, etrafta hiçbir güvenlik önlemi olmadığını, yaptıkları işle ilgili hiçbir uyarı yapılmadığını, uyarı levhası olmadığını, hiçbir önlem alınmadan işte çalıştırıldıklarını, sigortanın olay günü yaptırıldığını beyan etmesi karşısında, tüm dosya kapsamında toplanan deliller, sanığın aşamalardaki çelişkili savunması, katılan iddiası ile uyumlu tanık beyanı, bilirkişi raporu ve hastane raporları bütün olarak değerlendirildiğinde, meydana gelen iş kazası ile ilgili etrafta hiç bir güvenlik önleminin olmadığı, uyarı yapılmadığı, önlem alınmadan işçilerin çalıştırıldığı, ayrıca sigortalarının da başlatılmadığı anlaşılmakla, sanık ...'in inkara yönelik savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek, üzerine atılı suçu işlediği vicdani kanaatine varılmakla müsnet suçtan cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Sanık hakkında müsnet suçtan ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın olaydaki kusur durumu, meydana gelen zararın ağırlığı, eylemin katılanın yüzünde sabit ize ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olması hususları da dikkate alınarak TCK'nın 89/1 maddesi uyarınca takdiren adli para cezasından hareket edilip alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmiş olup, TCK 89/3-b maddesi uyarınca, katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesi (sol gözünün işlevini tamemen yitirmesi) nedeniyle cezasından bir kat artırım yapılmış, sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlığı lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir. Sanığın katılanın zararını karşılamadığı ve adli sicil kaydı incelendiğinde daha önce kasıtlı suçlardan mahkum olduğu gözönüne alınarak CMK 231/8 maddesi gereğince yasal şartları oluşmadığından hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yer Olmadığına karar verilmiş ayrıca, sanığa hükmolunan adli para cezasının ertelenmesi mümkün olmadığından TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; sanık ... ise aşamalardaki savunmasında, iş yeri ile ilgili herhangi bir ilişkisinin olmadığını, sanık ...'ın çek yasağı olması nedeniyle şirketin kendi üzerine yapıldığını beyan ettiği görülmüş olup, sanık ...'in beyanlarının da sanık ...'in savunmasını destekler nitelikte olduğu anlaşıldığından sanık ...'in savunmasına itibar edilerek sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, ceza yargılamasının temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir." denilmiştir. 2.Sanık ... bozma öncesi aşamalarda işyerinin sadece resmi olarak kendisi adına kayıtlı olduğunu ancak eşi olan diğer sanık tarafından yönetildiğini beyan etmesine rağmen bozma sonra işyerinin eşinin kardeşine ait olduğunu savunarak suçlamaları reddetmiştir. 3.Sanık ... bozma öncesi aşamalarda şirketin çek yasağı olduğu için eşi olan diğer sanık üzerine resmi kaydın yapıldığını, fabrikada bulunduğu sırada patlama sesi üzerine olay yerine gittiğinde kazayı gördüğünü, eğitim verildiğini, bozma sonrası ise; kazanın gerçekleştiği fabrikanın kardeşine ait olduğunu kendisinin yağ fabrikasından sorumlu olduğunu savunarak suçlamaları reddetmiştir. 4.Ticaret Sicil Gazatesine göre kazanın gerçekleştiği fabrikanın ait olduğu Nanopark Limited Şirketinin şiket müdürünün sanık ... olduğu tespit edilmiştir. 5.Katılanın adli raporuna göre sol gözünün görme yetisinin kaybedildiği ve yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığı tespit olunmuştur. 6.Dosya içerisinde mevcut iş güvenliği uzmanı tarafından tanzim edilen rapora göre işçiye kişisel koruyucu ekipman, iş güvenliği eğitimi vermeyen risk analizi yaptırmayan, iş yerindeki makinaların kullanımına dair talimatları asmayan işverenin tam kusurlu olduğu, katılanın ise kusursuz olduğuna dair görüş bildirilmiştir. 7.Aynı fabrikada çalışan işçiler Musa ve Ömer tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde iş güvenliğine dair eğitim verilmediğini, kişisel koruyucu ekipman temin edilmediğini, uyarıcı levhalar bulunmadığını beyan etmişlerdir. IV. GEREKÇE A.Sanık ... hakkındaki beraat hükmü yönünden; 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.12.2014 tarihli savunması olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. B.Sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmü yönünden; Pas giderici spreylerin üretildiği Nanopark Endüstriyel Kimyasallar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait fabrikadaki dolum makinasında kısa bir süre önce işçi olarak çalışmaya başlayan katılanın olay günü sprey tenekelerinin kapaklama işlemini yaptığı sırada tenekelerden birinin basınç dolayısıyla aniden patlayarak sol gözüne isabet etmesi sonucu gözün işlevinin yitirilmesine ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralandığı olayda, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve beyanlar değerlendirildiğinde daha önce de bu şekilde kazalar yaşandığına dair herhangi bir tespit bulunmaması karşısında suçun bilinçli taksirle veya olası kastla işlendiğinin kabul edilemeyeceği, katılana iş güvenliğine dair gerekli koruyucu ekipman vermeyen, iş güvenliği ve makinaların kullanımına yönelik eğitim aldırmayan sanığın, tam kusurlu görülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiş ve katılan vekilinin temyiz sebepleri de bu itibarla yerinde görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından katılan vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR A.Sanık ... hakkındaki beraat hükmü yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2020/193 Esas, 2023/339 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B.Sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmü yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2023 tarihli ve 2020/193 Esas, 2023/339 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.