Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/5/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Siirt Pervari’de piyade er olarak zorunlu askerlik hizmetini yerine getirirken 2/8/2012 tarihinde terör örgütü mensupları ile girilen çatışma esnasında yaralanmıştır. Başvurucu Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde bir müddet tedavi gördükten sonra 16/8/2012 tarihli sağlık kurulu raporu ile kendisine yirmi bir gün hava değişimi izni verilerek taburcu edilmiştir. Başvurucunun izinde bulunduğu süreçte kendi imkânları ile müracaat ettiği Gebze Fatih Devlet Hastanesi tarafından yapılan muayenesi neticesinde düzenlenen 9/10/2012 tarihli sağlık kurulu raporunda; travmatik stres bozukluğu, sağ kulakta ileri düzeyde olmak üzere her iki kulakta işitme kaybı, sağ dizde kısıtlılık bulgularına bağlı olarak % 67 vücut fonksiyon kaybı bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucu zorunlu askerlik görevinin ifası sırasında yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemiyle 8/2/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) adli yardım talepli olarak dava açmıştır. Bu dava öncesinde başvurucu tarafından tazmin talebiyle idareye yapılmış herhangi bir başvuru bulunmamaktadır. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 27/2/2013 tarihli kararıyla başvurucunun adli yardım talebini kabul etmiş ancak 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesine uygun düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde dava açılmak şartıyla dava dilekçesini reddetmiştir. Dilekçe ret kararında, manevi tazminat istemine ilişkin olarak idareye başvuruda bulunulup bulunulmadığının, başvurulmuş ise idarece cevap verilip verilmediğinin, cevap verilmiş ise yazılı bildirim tarihinin belirtilmediği, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin dilekçeye eklenmediği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, şayet idareye başvuruda bulunulmadıysa bu hususun dilekçede belirtilmesinin yeterli olduğu, idareye yeni bir başvuru yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu 19/3/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına doğrudan başvuruda bulunmuş, başvurunun zımnen reddi üzerine 18/6/2013 tarihinde AYİM’de adli yardım talepli olarak yeni bir dava açmıştır. Bu dava da aynı Mahkeme esasına kaydedilmiştir. Mahkeme 2/10/2013 tarihinde oybirliğiyle verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararda öncelikle bakılan davaya ait dilekçenin, 27/2/2013 tarihli dilekçe ret kararı üzerine verilen yenileme dilekçesi mahiyetinde bir dilekçe olduğu kabul edilmiştir. Dilekçe ret kararının 13/3/2013 tarihinde başvurucu vekilinin çalışanına usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ve en geç 12/4/2013 tarihi mesai saati bitimine kadar yeniden dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 18/6/2013 tarihinde kayda giren yenileme dilekçesiyle açılan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, 27/2/2013 tarihli dilekçe ret kararında idareye başvuruda bulunulmadıysa bu hususun dava dilekçesinde belirtilmesinin yeterli olduğunun, idareye yeni bir başvuru yapılmasına gerek olmadığınınhatırlatıldığına da dikkat çekilmiş, bu sebeple dilekçenin reddinden sonra idareye yapılan başvurunun yenileme dilekçesinin gecikmesini haklı göstermeyeceği ve davanın süresine bir etkisinin olmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan kararda, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle daha önce alınmayan harç ve posta giderinin başvurucudan tahsili yönünde de hüküm kurulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 9/4/2014 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoy gerekçesinde ilgililerin derdestlik, kesin hüküm gibi davanın görülmesini engelleyen durumlar olmadığı müddetçe dava açma süresi içinde diledikleri kadar dava açabilecekleri ifade edilmiştir. Şayet dilekçe ret kararında bahsedilen eksiklik başvurucu tarafından giderilmiş ve 18/6/2013 tarihinde verilen dilekçede idari başvuruda bulunulmamış olduğu belirtilmiş olsaydı Mahkeme tarafından dava dilekçesinin görevli mercie tevdiine karar verilmesinin icap edeceği, bu hâlde idarenin cevabına göre 18/6/2013 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edileceği belirtilmiştir. İdari başvuru koşulunun Mahkeme aracılığıyla değil de bizzat başvurucu tarafından haricen yerine getirilmiş olmasının esasa ilişkin bir fark yaratmadığı, neticede idari başvuru şartının başvurucu tarafından ikmal edilerek dilekçenin usule uygunluğunun temin edildiği vurgulanmıştır. Bu sebeple dilekçe ret kararının tebliğinden itibaren otuz günlük zaman dilimi ve olay tarihi olan 2/8/2012 tarihinden itibaren bir yıllık idari başvuru süresi içinde 20/3/2013 tarihinde idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde ancak otuz günlük yenileme dilekçesi verilmesi için gerekli olan süre geçtikten sonra 18/6/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu görüşüne yer verilmiştir. Nihai karar başvurucuya 2/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 1602 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler." Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kaydı yapılan dilekçeler, Genel Sekreterlikçe;...b) İdari veya yargı mercii tecavüzü,...e) 36 ve 38 inci maddelere uygun olup olmaması,f) Süre aşımı,Noktalarından sırası ile incelenir.Bu noktalardan kanuna aykırı görülmeyenlerin tebligat işleri yapılır.Kanuna aykırı görülen dilekçeler, karar verilmek üzere görevli Daire veya Daireler Kuruluna havale olunur..." Anılan Kanun'un"İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Daireler veya Daireler Kuruluna gelen dilekçelerde 44 üncü maddede yazılı noktalardan kanunsuzluk görülürse:A) ... (f) [bendinde yazılı hâlde], davanın reddine;B) ... (e) bendinde yazılı hâlde bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün içinde 36 ve 38 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlemek veya noksanları tamamlamak... üzere dilekçelerin reddine;C) ... (b) bendinde yazılı hâllerde dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verilir.Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurma tarihi merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir...."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 34-37).