8. Ceza Dairesi 2023/1812 E. , 2024/8866 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/22 Değişik İş SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2021 tarihli, şüpheli hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı şikayetçi tarafından yapılan itirazın Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 14.01.2022 tar…
**8. Ceza Dairesi 2023/1812 E. , 2024/8866 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/22 Değişik İş SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2021 tarihli, şüpheli hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı şikayetçi tarafından yapılan itirazın Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 14.01.2022 tarihli kararıyla reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/23931 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54001 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54001 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre; İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi, 167 ada, 22 parsel numaralı taşınmazda müştekiler ile şüphelinin 1/2 oranında hisselerinin bulunduğu, taşınmazda da iki adet yapının bulunduğu, bu yapılardan birinin şüphelinin diğerinin ise müştekinin kullanımında olduğu anlaşılmakla; müştekinin kullanımında olan yapının şüpheli tarafından işgal edildiği iddiası ile şikâyetçi olması üzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüphelinin suça konu yapının müştekinin kullanımında olduğunu, söz konusu kısma eşyalarını koyduğunu ifadesinde beyan etmesi ve müştekinin taşınmazın tamamında 1/2 oranında pay sahibi olduğunun tapu kayıtlarından anlaşılması karşısında, müşteki ile şüpheli arasında fiili bir taksim sözleşmesinin bulunduğunun kabulü ile şüphelinin müştekiye fiilen tahsis edilen yapıya eşyalarını koymak ve oradan müştekinin yararlanmasına engel olmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği hususunda kamu davasını açmaya yarar delil elde edildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."; 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.''; 170 inci maddesinin ikinci fıkrası "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."; 172 nci maddesinin birinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları “Sulh ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 3. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 4. İnceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin İstanbul İli Çatalça İlçesi ... Mahallesi 167 ada 22 parselde bulunan taşınmazdaki evin malikinin vasisi olduğunu, şüphelinin bahse konu taşınmaza kaçak bir bina inşa ettiğini ve buradaki evi izinsiz olarak kullandığını kolluk kuvvetlerine bildirmesi üzerine başlatılan soruşturmada, şüpheli hakkında bahse konu taşınmaz yönünden imar kirliliğine neden olma suçundan Çatalca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/214 Esas sayılı dosyasından açılan kamu davasının derdest olduğu, şüphelinin üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği dolayısıyla suçu işlediğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5. Soruşturma dosyası kapsamında yer alan 11.10.2021 tarihli şikayetçi dilekçesi, 26.09.2011 tarihli tapu senedi, şüphelinin 20.10.2021 tarihinde alınan ifadesinde yer alan "...bu şahsın kiraya vermek istediği yerde benim evimin yanında bulanan küçük baraka tarzı yapıdır, bu yapı diğer hissedar ... İçer' aitti ben de kimse kullanmadığı için orayı kendim kullandım içerisine kendi eşyalarımı koydum. Ben yapmış olduğum evi kimsenin arazisini gasp ederek inşa ettirmedim..." şeklindeki beyanı, taşınmaza ait aktif-pasif tapu kaydı, mirasçılık belgesi ile şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan Çatalca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/214 Esas sayılı dava dosyasından verilen mahkumiyet kararı dikkate alındığında, şüphelinin bir hakka dayanmaksızın taşınmazın şikayetçiye fiilen tahsis edilen kısmından şikayetçinin yararlanmasına engel olduğu ve bu kısmı işgal ettiğine ilişkin deliller bulunmakla şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.01.2022 tarihli ve 2022/22 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.