4. Hukuk Dairesi 2009/12697 E. , 2010/8332 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 22/01/2004-04/10/2005 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik …
**4. Hukuk Dairesi 2009/12697 E. , 2010/8332 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 22/01/2004-04/10/2005 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; asıl dava, davacı ... tarafından dava dışı görevliye 2330 sayılı Yasa uyarınca ödenen tazminatın; birleşen dava ise, aynı görevliye yargı kararı gereğince ödenen tazminatın rücu yolu ile ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, asıl davadaki istemin tümü ile birleşen davadaki istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, birleşen davada, mahkeme kararı gereğince ödediği tazminatın yargılama gideri, avukatlık ücreti ve faiz toplamı olan 34.500,00 TL’nin rücu yolu ile alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece benimsensen bilirkişi raporunda ise davacının ödediği tazminatın yargılama gideri ve avukatlık ücreti toplamı 13.912,00 TL olarak belirlenmiş, mahkemece de bu tutarın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, dayanışmalı sorumlu olarak üçüncü kişiye ödemek zorunda kaldığı tazminatın rücu yolu ile ödetilmesini istediğine göre ödetmenin kapsamı, faizi de kapsar. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, faizin de davalıdan alınmasına karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalı ...'in diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Davacı idare, haksız eylem nedeniyle yaralanan dava dışı görevliye 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince ödediği 6.517,50 TL nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan tahsilini istemiştir. Davacının nakdi tazminat ödemesini gerektiren haksız eylem 27.07.2000 günü gerçekleşmiş, davacı idare ise 06.02.2003 günlü Nakdi Tazminat Komisyonu karar ile 2330 sayılı Yasa gereğince yaralanan dava dışı görevliye nakdi tazminat ödemiştir. Haksız eylem nedeniyle oluşan zarar olay gününde gerçekleşmiş olduğundan, davalının sorumlu tutulacağı tazminat tutarı da olay günündeki verilere göre belirlenmelidir. 2330 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde yaralanan görevliye ödenecek tazminatın karar günündeki en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanacağı belirtilmekte ise de, buna göre hesaplanıp ödenen nakdi tazminatın tamamı davalıya rücu edilemez. Davacı idarenin, davalıdan kaynaklanmayan nedenlerle daha geç nakdi tazminat ödemesi nedeniyle artan tazminat tutarından davalının sorumlu tutulmasını gerektirmez. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre belirlenmesi gerekirken, karar gününde yürürlükte bulunan katsayılara göre hesaplanan tutar üzerinden istemin kabul edilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır. b)Dosya kapsamına ve mahkemenin benimsemesine göre; dava konusu olayda davalı ... %25, diğer davalı ... %75 oranında kusurludur. Borçlar Yasası'nın 50 ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan dayanışma (teselsül) kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu tutulmalarına ilişkin olup zarara neden olanlarla zarar gören arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Eldeki davada zarar görene ödenen tazminat rücu yolu ile istenildiğine göre, davalılar arasında dayanışmadan söz edilemez. Zarar verenler, zarar nedeniyle zarar görene karşı dayanışmalı (müteselsil) olarak sorumlu iseler de, rücu davasında kusurları oranında sorumludurlar. Yerel mahkemece, davalıların kusurları oranında sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken, asıl davada istenen nakdi tazminat yönünden davalıların ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu tutulmaları, kararın bozulmasını gerektirmiştir. c)Rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hak ve adalete göre denge kurmaktır. Borçlar Yasası'nın 50. maddesi yargıcın takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını yargıç takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli dayanışmada da (teselsülde de) yargıç, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hak ve adalet duygusu da onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereğince, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hak ve adalet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Yerel mahkemece, anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir tutarda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir. d)Birleşen davada davalı olarak taraf olmayan davalılardan ...’in sadece asıl davadaki yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulacağından, asıl ve birleşen davalardaki yargılama giderleri ile avukatlık ücretleri ayrı ayrı belirlenerek her iki davanın tarafları gözetilerek sorumluluk kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması da ayrı bir bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına; (3/ a, b, c ve d) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı ... yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 08/07/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.