Başvuru, vazife malulü olarak aylık bağlanması talebinin reddedilmesi üzerine açılan davada yargılama sonucuna etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; aylık bağlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vazife malulü olarak aylık bağlanması talebinin reddedilmesi üzerine açılan davada yargılama sonucuna etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; aylık bağlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun makul süre şikayetleri yönünden başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, diğer iddialarının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, geçici köy korucusu olarak görev yapmaktayken 26/11/1993 tarihinde meydana gelen çatışmada el bombasının patlaması sonucu yaralanmıştır. Batman Devlet Hastanesinde tedavisinin yapılmasından sonra Diyarbakır Asker Hastanesince 10/4/2008 tarihli sağlık raporuyla sağ peroneal ve tibial sinir lezyonu tanısı konulan başvurucu hakkında "Geçici köy korucusu görevine devam edemez" kararı verilmiştir. Başvurucu, sağlık raporuyla 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında malul sayılarak aylık bağlanması talebiyle idareye başvuruda bulunmuş; talebinin reddi üzerine dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 15/10/2010 tarihli kararla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde başvurucunun malullüğünün tespiti için hakem hastane olarak Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesine (Hastane) sevk edildiği, alınan 3/8/2010 tarihli raporda "Ateşli silah yaralanması sağ alt ekstremitede N tibiali ve peronealin kronik süreçte hafif persiyal lezyonu hafif yürüyüş bozukluğu %15, ekteki vazife malullüklerinin nevileri ile dereceleri hakkında nizamnameye göre herhangi bir derecede yer almamaktadır" görüşünün açıklandığı belirtilmiştir. Kararda, malullük koşullarını taşımayan başvurucuya 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması olanaklı olmadığından başvuru konusu işlemin hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun temyiz talebi üzerine Danıştay Onbirinci Dairesi 16/9/2014 tarihli kararla mahkeme kararını bozmuştur. Kararın gerekçesinde; alınan sağlık raporunda iş gücü kaybının başvurucunun korucu olarak görev yapmasına engel oluşturup oluşturmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı belirtilerek eksik incelemeye dayalı karar verildiği belirtilmiştir. Karar düzeltme talep edilmişse de istem aynı Daire tarafından 15/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Mahkeme bozmaya uyarak Hastaneden tekrar rapor istemiş, 14/7/2016 tarihli raporla "1993 yılında ateşli silah yaralanması. Ayak bilek romları açık. Motor defisit yok. X-Ray: Kemik yapılar ve eklem ilişkileri normaldir. İki adet metalik dansite mevcut. EMG: sağ paroneal ve tibial sinirler normaldir. Kişi köy korucusu olarak görev yapabilir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Sağlık kurulu raporunda başvurucunun köy korucusu olarak görev yapabileceğinin belirtilmesi nedeniyle başvurucunun geçici köy koruculuğu vazifesinden kaynaklanan yaralanmasının görevini yapmasına engel olacak derecede olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvurucuya vazife malullüğü aylığı bağlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu temyiz talebinde bulunduktan sonra ek dilekçeyle vazife malullüğüyle ilgili olarak 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2/1/2017 tarihli ve 684 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (684 sayılı KHK) yeni düzenlemeler içerdiğini, terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuata göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlara talep üzerine aylık bağlanacağı düzenlemesinin getirildiğini, bu yeni hukuki durumun kendisine de uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Onbirinci Dairesi tarafından 8/2/2018 tarihli "İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığı..." gerekçeyle reddedilmiştir. Karar başvurucuya 18/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 684 sayılı KHK'nın maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen madde şöyledir:"EK MADDE 3- 21 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan, talepleri üzerine 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak aşağıda yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda, nakdi tazminat karar tarihini takip eden aybaşından başlamak üzere aylık bağlanır."