Başvuru, başvurucuların yakınlarının askerlik görevinin ifası sırasında ölümü ile ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yapılmaksızın kendisinin intihar ettiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, oysa bu iddianın gerçeği yansıtmadığı, oğullarının sosyal veya psikolojik bir sorununun olmadığı, ölüm olayının idarenin hizmet kusuru sonucu meydana geldiği ve bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiği, söz konusu olay nedeniyle açılan tazminat davasında da ölüm olayının
Başvuru, başvurucuların yakınlarının askerlik görevinin ifası sırasında ölümü ile ilgili olaraketkili bir ceza soruşturması yapılmaksızın kendisinin intihar ettiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, oysa bu iddianın gerçeği yansıtmadığı, oğullarının sosyal veya psikolojik bir sorununun olmadığı, ölüm olayının idarenin hizmet kusuru sonucu meydana geldiği ve bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiği, söz konusu olay nedeniyle açılan tazminat davasında da ölüm olayının intihar olarak nitelendirilmek suretiyle tazminat taleplerinin kısmen kabul edilerek zararlarının tamamı karşılanmadan karar verildiği, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz yolunun bulunmadığı, dolayısıyla adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/3/2013 tarihinde Van İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/2/2016 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A.Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların Yakınının Askerlik Süreci Başvurucuların çocuğu Erkan Çelik 10/12/2009 tarihinde Van Erciş Askerlik Şube Başkanlığı tarafından harcırahı verilerek eğitim birliği olan İzmir Narlıdere İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına sevk edilmiştir. Bunun üzerine Erkan Çelik'in 14/12/2009 tarihinde eğitim birliğine katıldığı, eğitimini tamamlaması sonucu 12/2/2010 tarihinde dağıtım iznine ayrıldığı 14/2/2010 tarihinde de usta birliği olan Adana Kolordu Komutanlığına katıldığı 17/2/2010 tarihinde deMuhabere Bölük Komutanlığıemrinde görevlendirildiği tespit edilmiştir. Başvurucuların yakını askerlik görevini yerine getirmekteyken 9/4/2010 tarihinde saat 00'de nöbet yerindeduyulan silah sesi nedeniylenöbet mahalline intikal edilmesi üzerine ağır yaralı olarak bulunmuştur. Ambulans çağrılarakÇukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesi Hastanesine saat 30'da sevk edilen Erhan Çelik,sevk sırasında ve acil serviste yapılan tüm tıbbı müdahalelere rağmen saat 20'de kurtarılamayarak vefat etmiştir. Ceza Soruşturması Süreci Başvurucuların yakınının ölüm olayının bildirilmesi üzerine Askerî Savcılık tarafından resen soruşturma başlatılmış, olay yeri inceleme ekibi tarafından saat 00'e kadar olay yeri inceleme işlemleri yapılmış ve bilahare hastaneye gidilerek müteveffanın cesedinin fotoğrafları çekilerek el ve yüz svapları alınmıştır. Olay yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda; olay yerinde çöplük duvarıbatısında kışla etrafında bulunan ihata duvarı ile çöplük duvarı arasında bulunan yerde kan birikintisi bulunduğu ve kanın pıhtılaştığı, olay yerinde bir adetG-3 piyade tüfeği bulunduğu, tüfeğin çöplüğün kuzey köşesine 296 cm. mesafede olduğu, namlu istikametinin batıyı gösterir hâlde olduğu, askı kayışı altta kalacak şekilde duran tüfeğin el kundağında kan lekelerinin olduğu, emniyetin tek atış pozisyonunda olduğu ve şarjörün takılı olduğu, şarjör çıkarıldığında şarjör içerisinde 18 adet fişek olduğunun ve kurma kolunun çekilmesi ile birlikte mermileri dışarı attığının görüldüğü, tüfeğin tetik tertibatının yapılan kontrolde çalıştığı ve tetiğin düştüğünün görüldüğü, olay mahallinde ihata duvarı bitişiğinde bir adet parçalanmış askeri şapkanın bulunduğu, ihata duvarı dışarısında Adana - Balcalı Karayolu üzerinde de bir adet G-3 piyade tüfeği fişeği bulunduğu, olay yerinde herhangi bir ikili mücadele izinin olmadığı,olay mahallindentoplanan delillerinin incelenmek üzere Adana Kriminal PolisLaboratuvarına gönderildiği hususlarına yer verildiği görülmüştür. Adana Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20/4/2010 tarihli ekspertiz raporunda olay yerinde bulunan boş kovanın başvurucuların yakınına zimmetli G-3 piyade tüfeği ile atıldığı saptanmış olup yine 4/5/2010 tarihli ekspertiz raporunda da Erkan Çelik’e (müteveffa) ait sol el üstü, sağ el avuç izi ve yüz svap alma bantlarında atış atıklarından antimon olduğu ve müteveffanın giysileri üzerinde de antimon olduğu tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında 10/4/2010 tarihinde askerî savcı eşliğinde adli tıp uzmanları tarafından gerçekleştirilen otopsi neticesinde düzenlenen Adana Adli Tıp Grup Başkanlığının 28/9/2010 tarihli otopsi raporuna göre müteveffanın ateşli silah yaralanmasına bağlı çoklu kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu vefat ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Olay sonucu yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen raporlara dayanılarakAskerî Savcılık tarafından başvurucuların yakınının ölümüne sebebiyet veren atışın bitişik atış olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu soruşturma kapsamında müteveffanın yakınları ile arkadaşlarının ifadeleri alınmış olup başvurucu Erhan Çelik (babası) ve Fezile Çelik (annesi) oğullarının herhangi bir problemi olmadığını, kardeşi Ercan Çelik ise olay günü saat 00'te para gönderdiğini söylemek, saat 00'de da parayı alıp almadığını sormak için aradığını ancak telefona başka bir askerin çıktığını ve kardeşini çağırmak için gidip döndüğünde kardeşininkendisiyle görüşmek istemediğini söylediğini ifade etmiştir. Ölüm olayı nedeniyle ifadesi alınan arkadaşlarından tanık Mu. Er Ali Ceylan'ın, adı geçen müteveffayı tanıdığını, beraber bölükte boyacılık yaptıklarını, maddi durumunun kötü olduğunu, bunu bölük astsubayı ve bölük çavuşunun da bildiğini, bölük astsubayının başvurucunun yakınına yardım yaptığını ifade ettiğini, yine olay ile ilgili ifadesine başvurulan Mu. Er Ayhan Çoban'ın da ölüm olayın meydana geldiği 9/4/2010 günü gündüz saatlerinde müteveffanın İstanbul'daki kardeşinden harçlık istediğini, kardeşi ile para konusunda tartıştıklarını, kardeşinin kendisine telefonda kötü laflar ettiğini ve kendisinin ailesi içerisinde bir yeri olmadığını, adam yerine konulmadığını, bu nedenle de yaşamanın bir anlamı kalmadığını kendisine söylediğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Soruşturma dosyasındaki tanık ifadelerinden ve belgelerden müteveffanın neşeli, askerlikle uyumlu, verilen işleri yapan, herhangi bir disiplin ve uyum sorunu olmayan ancak ekonomik sıkıntıları olan bir personel olduğu, bu nedenlekendisine kantin gelirinden 40 TL yardım yapıldığı, müteveffaya kötü muamelede bulunan kimse bulunmadığı belirlenmiştir. Bu kapsamda Askerî Savcılığın 23/12/2010 tarihli ve E. 2010/713, K.2010/23 sayılı kararıyla özetle müteveffa Erkan Çelik'in kendine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile 9/4/2010tarihinde saat 15 sıralarında nöbet yerinde kendisine bir el ateş etmek suretiyleateşli silahla yaralama sonucu vefat ettiğinin dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında sabit olduğu, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden veya yardım eden kimsenin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), 6/1/2011 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş, söz konusu karara karşı başvurucular tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmamıştır. Askeri Yüksek İdare MahkemesindeAçılanTazminat Davası Süreci Başvurucuların, yakınlarının intihar ederek yaşamını yitirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, kendisinin sosyal veya psikolojik bir sorunu olmadığı, ölüm olayının idarenin hizmet kusuru sonucu meydana geldiğinden bahisle maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla yaptıkları tazminat başvurusu Millî Savunma Bakanlığınca cevap verilmeyerek reddedilmiştir. Başvurucular tarafından söz konusu zımni ret işleminin iptali ile toplam 000 TL maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle Adana İdare Mahkemesindeaçılan tam yargı davasının anılan Mahkemenin 21/2/2011 tarihli kararıyla görev yönünden reddedilmesi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açılmıştır. AYİM İkinci Dairesinin 26/12/2012 tarihli kararıyla başvurucuların yakınının zorunlu askerlik hizmetini yapmakta iken maddi durumunun kötü olması nedeniyle intihar etmesi sonucu oluşan zararın, zarar görenler üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden başvurucuların zararının kusursuz sorumluk ilkesi gereği davalı idarece karşılanması gerektiği, ayrıca ölüm olayının müteveffanın kendi eylemi sonucu gerçekleşmesi nedeniyle müteveffanın da müterâfık kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle bilirkişi raporu sonucu belirlenen miktar üzerinden başvurucuların yakınının kusuru da dikkate alınmak suretiyle 500 TL maddi, 400 TL manevi tazminat taleplerinin kabulü, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar, başvuruculara 5/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucular 7/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı maddesi şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi şöyledir:“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” 1602 sayılı Kanun’un “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” başlıklı maddesi şöyledir: “Daireler ve Daireler Kurulu kararları kesin olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl eder. Bu kararlar aleyhine, ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabilir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, altmış gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Mahkeme ilamlarının icaplarına göre eylem ve işlem tesis etmeyen idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”1602 sayılı Kanun’un “Kararın düzeltilmesi” başlıklı maddesi şöyledir: " Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısiyle kararın düzeltilmesi istenebilir.a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması;b) Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması;c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması;Kanunun 45 inci maddesine göre verilen kararların düzeltilmesi işlemi kabul edilerek davaya yeniden bakılması ve esas hakkında karar verilmesi halinde de karar düzeltilmesi isteminde bulunulabilir.Daireler ile Daireler Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır."