Mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir.Mahkeme istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'ın %40 hissesine sahip olduğu davalı şirketin 2008 yılından 2013 yılına kadar yönetiminde yer aldığını, 03/09/2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında sahip olduğu %40 hisseye ilişkin gerek hazirunu oluşturan hissedarlar, gerekse pay defterinin doğru tutulmasından sorumlu olan yönetim kurulu üyeleri tarafından hiçbir itiraz veya muhalefette bulunulmadığını ve herhangi bir şerh düşülmediğini, davalı şirket yetkilileri ve diğer hissedarların davacı müvekkilinin genel kurula katılma ve oy kullanma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla 20/02/2017 tarihli genel kurulu TTK hükümlerine aykırı olarak müvekkiline haber vermeksizin ve paylarını hukuka ve yasaya aykırı olarak elde etmek için topladıklarını, 20/02/2017 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, davacı müvekkilini önceki genel kurullara çağıran davalı şirketin söz konusu 20/02/2017 tarihli genel kurula çağırmadığını, TTK'nın 444. maddesi uyarınca genel kurul toplantısı için ortaklara çağrının zorunlu olduğunu, davalı şirketin 22/07/2017 tarihli genel kurul toplantısı için hiçbir çağrı yapmadığını, müvekkilini önceki genel kurul toplantılarına çağıran davalı şirketin 22/07/2017 tarihli toplantıya çağırmamasının hiçbir hukuki sebebinin olmadığını, müvekkilinin toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının engellendiğini, oy hakkının pay sahibi olmayan diğer hissedarlar tarafından kullanıldığını, müvekkilinin TTK'nın 440. maddesi uyarınca iş bu davayı açmaya yetkili olduğunu, davalı şirketin 20/02/2017 tarihinde yapılan 2014, 2015 ve 2016 yılları olağan genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğu nazara alındığında davalı şirketin 2016 yılından bu yana organsız olduğunu, genel kurulu toplayamadığını, bu nedenle davalı şirkete kayyım atanması gerektiğini beyanla 20/02/2017 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine, yoklukla malul 20/02/2017 tarihli genel kurul kararlarının yürütülmesinin verilecek ihtiyati tedbir kararı ile geri bırakılmasına, organsız kalan ve 4 yıldır usulüne uygun genel kurul yapmayan davalı şirkete genel kurulları yapmak ve dava sonuna kadar şirket menfaatlerini korumak üzere kayyım atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin hissedarlarından olmadığını, bu nedenle müvekkilinin 20/02/2017 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti için dava açamayacağını, öncelikle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, genel kurul kararlarına karşı 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerektiğini, müvekkili şirketin genel kurulunun yapılmasının üzerinden 3 yıl geçmiş olduğunu, bu nedenle davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin hisseleri için nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi bastırılarak hissedarlara dağıtıldığını, hissedarlığın ispatı için ilmühaber ibrazının zorunlu olduğunu, müvekkilinin hissedarlarından ... 'nun ... Noterliği'nin 03/02/2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, son genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde davacıya ait olduğuna dair kayıt düşülen %40 hissenin kendilerine ait olduğunu bildirmek suretiyle hisse senedi ilmuhaberlerini ibraz ettiklerini, bu nedenle davacıya gönderilen ihtarname ile bu hususta beyanda bulunması ve hisse senedi ilmuhaberlerinin ibrazı için süre verildiğini, davacının müvekkilinin ihtarına rağmen %40 hisse ile ilgili herhangi bir hisse senedi ilmuhaberi ibraz edemediğini, hisse senetlerinin adı geçen kişilerce sunulmuş olması karşısında davacının hissedar olmadığını, 20/02/2017 tarihli genel kurulun tüm hissedarların katılımı ile yapıldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki bir yararının olmadığını, davacının şirket yöneticiliğinin kağıt üstünde kalmaktan öteye geçmediğini, davacı dava dilekçesinde her ne kadar dava dışı hissedar ... 'ın bir takım sahte belgelerle kendisine karşı icra takibi başlattığını, önceki evliliklerinden olan çocuklarıyla organizasyon kurduğunu beyan etmişse de bu iddianın kesinlikle doğru olmadığını, 20/02/2017 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna dair herhangi bir mahkeme kararı olmadığını, müvekkilinin organlarının işinin başında olduklarını ve açılan davada ileri sürülen asılsız iddialardan dolayı müvekkilinin işleyişinin hiçbir şekilde etkilenmediğini, davacının kayyım talebinin de yerinde olmadığını beyanla davanın usulden, hak düşürücü süreden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.