Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6551 E. , 2024/3965 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6551 Karar No : 2024/3965 DAVACI: ... Derneği VEKİLİ: Av. ... DAVALI: ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Yükseköğretim Kurulu tarafından 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında görüşülerek kabul edilen; Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. madd…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6551 E. , 2024/3965 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6551 Karar No : 2024/3965 DAVACI: ... Derneği VEKİLİ: Av. ... DAVALI: ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Yükseköğretim Kurulu tarafından 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında görüşülerek kabul edilen; Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin eğitim fakülteleri bünyesindeki Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programı öğrencileri ile mezunları ve bu mesleği icra eden kişilerin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulduğu, 1997 yılında eğitim fakülteleri dışındaki fakültelerden mezun olanlara da öğretmen olabilme imkanının tanınması ile, eğitim fakülteleri dışındaki alanlardan mezun olanları öğretmenlik mesleğini tercih etmeye yönelttiği, bununla birlikte eğitim fakültesi mezunu olmayanların, öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği bilgi becerilerin yani formasyonun nasıl kazandırılacağı konusunda başlayan arayış neticesinde 2010 yılında “Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı” uygulamasının getirildiği, bu yeni uygulamayla, 2010-2011 eğitim öğretim yılından itibaren hangi fakülteden ya da bölümden olduğuna bakılmaksızın gerekli koşulları sağlayanlara pedagojik formasyon eğitimi verilmeye başlandığı, 29/06/2020 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir karar alınarak pedagojik formasyon eğitiminin değiştirilmek üzere durdurulduğu, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nca 27/08/2021 tarihinde yeni bir karar alınarak pedagojik formasyon eğitiminin tekrar getirildiği, ardından 27/09/2021 tarihinde Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısında görüşülerek kabul edilen Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul ve Esaslar’ın dava konusu 5. maddesinin 2. fıkrasıyla mevzuata, pedagojik formasyonun amacına, öğretmen ihtiyacı kriterine ve kamu yararına aykırı düzenleme yapıldığı, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nun Öğretmenlik Alanları, Atanma ve Ders Okutma Esasları başlıklı 9 sayılı kararında yüze yakın öğretmenlik branşının yer aldığı, bu branşlardan yaklaşık otuzunun öğretmen ihtiyacının eğitim fakültelerinden karşılandığı, kalan branşların öğretmen ihtiyacının ise Pedagojik Formasyon Sertifika Programı ile karşılandığı, öğretmen ihtiyacının eğitim fakültelerinden karşılandığı branşları da kapsar şekilde pedagojik formasyon uygulamasına işlerlik kazandırıldığı, bu alanlarda halihazırda öğretmen ihtiyacı olmamasına rağmen, yapılacak işlemlerde soyut muğlak ve kontrolü güç bir şekilde inisiyatifin üniversitelere bırakıldığı, bu durumun “kanunilik” ve “belirlilik” ilkelerine aykırı olduğu, psikolojik rehberlik ve danışmanlık lisans mezunu olup atanmayı bekleyen 600.000 öğretmen olduğu, diğer taraftan 200.000 öğrencinin de eğitimine devam ettiği, 2021 KPPS’ye 21.000 mezunun başvurduğu bunlardan 804’ünün atandığı, her yıl 5600 yeni mezun verildiği, bu haliyle psikolojik danışma ve rehberlik branşıyla ilgili alan dışı lisans mezunu olup pedagojik formasyon eğitimi ile bu alanda çalışacak personel ihtiyacı bulunmadığı, kendi branş mezunu kişilerin ihtiyacı fazlasıyla karşıladığı, ayrıca dava konusu düzenlemeyle bu programlara ilişkin kontenjan ve kriter belirleme yetkisi üniversitelere bırakılırken üniversitelerin bu belirlemeyi yaparken göz önünde bulunduracakları kriterlerin; program açılan alanlar itibarıyla ilgili üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, illerdeki okulların kapasiteleri ve bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları şeklinde düzenlendiği, bu kriterlerin öğretmen ihtiyacını ortaya koymak için elverişli olmadığı, ülke sathındaki öğretmen ihtiyacı gözetilmeksizin açılan bu formasyon programlarının önü alınamayacak bir istihdam sorununu beraberinde getireceği, öte yandan, eğitim fakültesi dışındaki fakültelerden mezun olup pedagojik formasyon alanların öğretmen olarak atanmalarının eğitim kalitesini düşüreceği, herkese aynı eğitim verilerek branş alan öğretmenlerinin yaratılacağı, oysa öğretmenliğin ihtisas mesleği olduğu, üniversitelerin, eğitim fakültesi kontenjanlarının çok üzerinde pedagojik formasyon kontenjanı açtığının görüldüğü, bu durumun ise atama yapılacak alan yönünden işsizlik oranını artırdığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olan düzenlemenin iptali istenilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI: Usul yönünden; davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiği belirtilmektedir. Esasa yönelik olarak ise; öğretmen adaylarını seçme ve atama yetkisinin Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğu, atamaya esas alanların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından öğretmenlik yapılacak alanda verilecek dersler ile bu dersleri verebilecek alanlara ilişkin inceleme ve değerlendirmeler yapılarak belirlendiği, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel; yaygın ve örgün eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanacakların atamalarına esas alanlar ile mezun oldukları yükseköğretim programları ve aylık karşılığı okutacakları derslerin belirlenmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esasları, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Kararı ile belirlendiği, eğitim fakültelerinde ilköğretime ve ortaöğretime öğretmen yetiştiren programlara öğrenci alımının devam ettiği, öğrenci alımı devam eden öğretmenlik programlarına kaynaklık eden diğer alanlarda öğrencilerin hak mahrumiyetine uğramasını engellemek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı planlaması çerçevesinde Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Kararında yer alan alanlarda pedagojik formasyon sertifika eğitiminin verildiği, buna göre 88 farklı öğretmenlik alanının bulunduğu, bu alanlarda öğretmen yetiştirmenin, başta eğitim bilimleri fakülteleri, ilahiyat/ilahi ilimler fakülteleri, spor bilimleri fakülteleri tarafından gerçekleştirildiği, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin kapatılmasından sonra bu alanlarda öğretmen ihtiyacının pedagojik formasyon yoluyla sağlandığı, yine Adalet, Ayakkabı ve Saraciye Teknolojisi, El Sanatları Teknolojisi, Endüstriyel ve Otomasyon Teknolojileri, Gemi Yapımı, Gıda Teknolojisi, Grafik ve Fotoğraf, Harita Tapu Kadastro, İnşaat Teknolojisi, Kuyumculuk Teknolojisi, Metal Teknolojisi, Mobilya ve İç Mekan Tasarımı, Raylı Sistemler Teknolojisi gibi bazı alanlarda öğretmen yetiştirme görevinin Teknik Eğitim Fakülteleri, Mesleki Eğitim Fakülteleri, Mesleki ve Teknik Eğitim Fakülteleri, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakülteleri ile Endüstriyel Sanatlar Eğitimi Fakülteleri’nde gerçekleşmekteyken, bu fakültelerin 2009/15546 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kapatıldığı, bu alanlarda öğretmen yetiştirme ihtiyacının “Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı” ile karşılandığı, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tarafından İzin Verilecek Üniversitelerce Uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul Esaslar’da, üniversitelerin program açabilmesi için bazı koşulların belirlendiği, gerek “Uygulama Öğrencilerinin Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Yönerge” gerekse “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tarafından İzin Verilecek Üniversitelerce Uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul Esaslar” değerlendirildiğinde, üniversitelerin sınırlı sayıda fakültelerinde Pedagojik Formasyon Eğitimi Programının açılabileceği ve sınırlı sayıda öğrenci kontenjanın belirleneceği, her üniversitenin bu şartları sağlamasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi 209 üniversitenin de bu programı açmasının söz konusu olmayacağı, Talim Terbiye Kurulu’nun 9 sayılı Kararı’nda Rehberlik için; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü/ Anabilim Dalı, ve Psikoloji Bölümü’nden mezun olanların atanabildiği, bu alanlar arasında sadece Psikoloji Bölümü mezunlarının Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifikası almaları halinde atanacakları, bu çerçevede Psikoloji Bölümü’nün rehberlik alanına atamaya esas alanları arasından çıkarılması hususunda Talim Terbiye Kurulu’nca bir karar alınması halinde yükseköğretim kurumlarında bu bölüm mezunları için pedagojik formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılmasının mümkün olmayacağı, düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerinden kaynaklandığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : Dava; Yükseköğretim Kurulu tarafından 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında görüşülerek kabul edilen; "Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinde Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) görevlerine yer verilmiş, yükseköğretim kurumları arasında bu Kanun'da belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak ve yükseköğretim kurumları içinde bölüm, ana bilim ve ana sanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması; konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek, bu görevler arasında sayılmış, 14. maddesinde ise senatonun, üniversitenin akademik organı olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, öğretmen adaylarının, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin hizmet öncesi eğitimi ve hizmet içinde mesleki gelişimiyle ilgili programların hazırlanıp uygulanmasında, yapılacak iş birliğinin çerçevesini belirlemek ve söz konusu iş birliği sonucunda öğretmen adaylarının, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin bireysel ve mesleki becerilerinin geliştirilmesini sağlamak amacıyla MEB ile YÖK arasında imzalanan 2021 yılı "Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Arasında Eğitimde İş Birliği Protokolü”nde MEB ve YÖK'ün yükümlülükleri ayrı ayrı belirlenmiş, ortak yükümlülükler içerisinde ise; "c) Ortak Yükümlülükler 2) Öğretmenlik Meslek Bilgisi Tezsiz Yüksek Lisans Programına ya da Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına öğrenci kayıtları ve programlara kayıt edilen öğrencilerin eğitimleri; Öğretmenlik Meslek Bilgisi Tezsiz Yüksek Lisans Programının ya da Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programının Yürütülmesine İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslara göre yürütülecektir. 5) İl milli eğitim müdürlükleri ve öğretmen yetiştiren fakülteler/yüksekokullar, pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri ve eğitim bilimleri bölümünün bulunduğu alan fakülteleri ile enstitüler, her öğretim yılı sonunda öğretmenlik uygulamasını değerlendirir. Değerlendirme sonucu il milli eğitim müdürlüklerince MEB'e; öğretmen yetiştiren fakülteler/yüksekokullar, pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri ve eğitim bilimleri bölümünün bulunduğu alan fakülteleri ile enstitülerce ise Yükseköğretim Kurulu ve Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubuna rapor halinde gönderilecektir." yükümlülüklerine yer verilmiştir. MEB tarafından hazırlanan “Öğretmen Adaylarının Milli Eğitim Bakanlığı'na Bağlı Eğitim-Öğretim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Yönerge"de "uygulama öğrencisi"nin; öğretmen yetiştiren fakülte ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrenciler ile öğretmen yetiştiren fakülte ve yüksekokul haricindeki öğretmelik alanlarına kaynaklık eden fakülte/programlardan mezun olup Öğretmenli Meslek Bilgi Tezsiz Yüksek Lisans Programına devam eden ya da pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakültesi ve eğitim bilimleri bölümünde Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden öğrenciyi ifade ettiği belirtilmiş; söz konusu Yönerge'nin 6. maddesinin 2. fıkrasında ise; yükseköğretim kurumu yönetiminin; il milli eğitim müdürlükleri ile iş birliği içinde uygulama öğretim elemanı, uygulama öğretmeni, uygulama öğrencisi ve uygulama yapılacak eğitim kurumu tür ve derecelerini dikkate alarak öğretmenlik uygulamasının planlamasının yapacağı kurala bağlanmıştır. Anılan Protokol ve Yönerge'ye dayanılarak YÖK tarafından Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Dava konusu Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar bir bütün olarak incelendiğinde; YÖK tarafından yükseköğretim kurumlarında açılacak olan pedagojik formasyon programlarına ilişkin çerçeve kuralların belirlendiği, üniversitelerin bu kurallar kapsamında formasyon programlarını açarak adaylara bu eğitimi verecekleri, nitekim dava konusu 5. maddenin 2. fıkrasında; bu programlar açılırken üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, ildeki okulların kapasitesi ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları dikkate alınarak kontenjan ve kriterlerin belirlenmesi gerektiğinin kurala bağlandığı, ancak programın açılması için yalnızca bu maddede sayılanlar yeterli olmayıp Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinde program açılacak üniversitelerin taşıması gereken koşulların (Eğitim Bilimleri Bölümündeki anabilim dallarından Eğitim Yönetimi, Eğitim Programları ve Öğretim, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme anabilim dallarında toplamda en az beş kadrolu öğretim elemanı, çılacak programda, her öğretmenlik alanına özgü olan Özel Öğretim Yöntemleri ve Öğretmenlik Uygulaması derslerini yürütebilecek sayıda öğretim elemanı ile MEB’den görevlendirilecek öğretmenler bulunması gibi) ayrıca sayıldığı anlaşılmaktadır. 2547 sayılı Kanun'da üniversitenin akademik organı olarak senatoya yer verildiği ve pedagojik formasyon programının da üniversite bünyesinde bir bölüm olmamakla birlikte üniversite tarafından planlanması gereken bir eğitim programı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu programa katılacak adayların kontenjanlarına ve başvuru kriterlerine ilişkin belirleme yapma yetkisinin üniversite senatosuna verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuata bakıldığında, formasyon eğitimine ilişkin programın MEB ile YÖK arasında işbirliği ve koordinasyon ile yürütüleceği açıkça düzenlendiğinden programa katılacak adayların kontenjanları belirlenirken MEB'in öğretmen ihtiyacının dikkate alınacağının tabii olduğu, nitekim mevzuatta bu hususa ilişkin düzenlemelere de yer verildiği görüldüğünden dava konusu düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Dava; Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanan “Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Arasında Eğitimde İş Birliği Protokolü” (2021) ve Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) hazırlanan “Öğretmen Adaylarının Milli Eğitim Bakanlığı'na Bağlı Eğitim-Öğretim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Yönerge”ye (2021) dayalı olarak, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında Yükseköğretim Kurulu tarafından izin verilen üniversitelerce uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinde Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) görevlerine yer verilmiş, yükseköğretim kurumları arasında bu Kanun'da belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak ve yükseköğretim kurumları içinde bölüm, ana bilim ve ana sanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması; konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek, bu görevler arasında sayılmış, 14. maddesinde ise senatonun, üniversitenin akademik organı olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, öğretmen adaylarının, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin hizmet öncesi eğitimi ve hizmet içinde mesleki gelişimiyle ilgili programların hazırlanıp uygulanmasında, yapılacak iş birliğinin çerçevesini belirlemek ve söz konusu iş birliği sonucunda öğretmen adaylarının, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin bireysel ve mesleki becerilerinin geliştirilmesini sağlamak amacıyla MEB ile YÖK arasında imzalanan 2021 yılı "Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Arasında Eğitimde İş Birliği Protokolü”nde MEB ve YÖK'ün yükümlülükleri ayrı ayrı belirlenmiş, ortak yükümlülükler içerisinde ise; "c) Ortak Yükümlülükler ... 2) Öğretmenlik Meslek Bilgisi Tezsiz Yüksek Lisans Programına ya da Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına öğrenci kayıtları ve programlara kayıt edilen öğrencilerin eğitimleri; Öğretmenlik Meslek Bilgisi Tezsiz Yüksek Lisans Programının ya da Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programının Yürütülmesine İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslara göre yürütülecektir. ... 5) İl milli eğitim müdürlükleri ve öğretmen yetiştiren fakülteler/yüksekokullar, pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri ve eğitim bilimleri bölümünün bulunduğu alan fakülteleri ile enstitüler, her öğretim yılı sonunda öğretmenlik uygulamasını değerlendirir. Değerlendirme sonucu il milli eğitim müdürlüklerince MEB'e; öğretmen yetiştiren fakülteler/yüksekokullar, pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri ve eğitim bilimleri bölümünün bulunduğu alan fakülteleri ile enstitülerce ise Yükseköğretim Kurulu ve Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubuna rapor halinde gönderilecektir." yükümlülüklerine yer verilmiştir. MEB tarafından hazırlanan “Öğretmen Adaylarının Milli Eğitim Bakanlığı'na Bağlı Eğitim-Öğretim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Yönerge"de "uygulama öğrencisi"nin; öğretmen yetiştiren fakülte ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrenciler ile öğretmen yetiştiren fakülte ve yüksekokul haricindeki öğretmelik alanlarına kaynaklık eden fakülte/programlardan mezun olup Öğretmenli Meslek Bilgi Tezsiz Yüksek Lisans Programına devam eden ya da pedagojik formasyon eğitimi veren eğitim/eğitim bilimleri fakültesi ve eğitim bilimleri bölümünde Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden öğrenciyi ifade ettiği belirtilmiş; söz konusu Yönerge'nin 6. maddesinin 2. fıkrasında ise; yükseköğretim kurumu yönetiminin; il milli eğitim müdürlükleri ile iş birliği içinde uygulama öğretim elemanı, uygulama öğretmeni, uygulama öğrencisi ve uygulama yapılacak eğitim kurumu tür ve derecelerini dikkate alarak öğretmenlik uygulamasının planlamasının yapacağı kurala bağlanmıştır. Anılan Protokol ve Yönerge'ye dayanılarak YÖK tarafından Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar bir bütün olarak incelendiğinde; YÖK tarafından yükseköğretim kurumlarında açılacak olan pedagojik formasyon programlarına ilişkin çerçeve kuralların belirlendiği, üniversitelerin bu kurallar kapsamında formasyon programlarını açarak adaylara bu eğitimi verecekleri, nitekim dava konusu 5. maddenin 2. fıkrasında; bu programlar açılırken üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, ildeki okulların kapasitesi ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları dikkate alınarak kontenjan ve kriterlerin belirlenmesi gerektiğinin kurala bağlandığı, ancak programın açılması için yalnızca bu maddede sayılanlar yeterli olmayıp Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinde program açılacak üniversitelerin taşıması gereken koşulların (Eğitim Bilimleri Bölümündeki anabilim dallarından Eğitim Yönetimi, Eğitim Programları ve Öğretim, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme anabilim dallarında toplamda en az beş kadrolu öğretim elemanı, çılacak programda, her öğretmenlik alanına özgü olan Özel Öğretim Yöntemleri ve Öğretmenlik Uygulaması derslerini yürütebilecek sayıda öğretim elemanı ile MEB’den görevlendirilecek öğretmenler bulunması gibi) ayrıca sayıldığı anlaşılmaktadır. 2547 sayılı Kanun'da üniversitenin akademik organı olarak senatoya yer verildiği ve pedagojik formasyon programının da üniversite bünyesinde bir bölüm olmamakla birlikte üniversite tarafından planlanması gereken bir eğitim programı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu programa katılacak adayların kontenjanlarına ve başvuru kriterlerine ilişkin belirleme yapma yetkisinin üniversite senatosuna verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafından, senatoya bu yetkinin verilmesinin belirlilik ilkesine aykırı olacağı ve objektif olmadığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu fıkrada yetkinin sınırsız olarak verilmediği, senatonun kontenjan belirlerken gözeteceği kriterlerin tek tek sayıldığı görüldüğünden bu iddiaya itibar etmek mümkün değildir. Ayrıca, akademik planlamalar senato tarafından yapılacağından, eğitim programı niteliğindeki formasyon programı hakkında da senatonun yetkili olması hizmet gereklerine de uygundur. Diğer yandan, dava konusu düzenleme ile her üniversiteye sınırsız olarak formasyon programı açma yetkisi verilmediği, bir başka deyişle sadece koşulları sağlayan üniversiteler tarafından program açılabileceği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin, ülkemizdeki her yükseköğretim kurumunda program açılması ve dolayısıyla sınırsız sayıda kontenjan ile formasyon programına katılacak adayların belirlenmesi sonucunu doğurmayacağı açıktır. Öyle ki, bu programa katılan adayların sayısında davacı tarafından ifade edildiği şekliyle fazlalık bulunsa dahi sadece bu eğitimi almış olmak kişiye doğrudan öğretmen olarak atanma hakkı vermediğinden, bu kişilerin, sonradan bu şekilde bir programdan eğitim almaksızın öğretmen olma hakkı olanların (Örneğin; eğitim fakültesi mezunları ya da rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü mezunları) atamalarda önüne geçmesi de söz konusu olmayacaktır. Son olarak, yukarıda aktarılan mevzuata bakıldığında, formasyon eğitimine ilişkin programın MEB ile YÖK arasında işbirliği ve koordinasyon ile yürütüleceği açıkça düzenlendiğinden programa katılacak adayların kontenjanları belirlenirken MEB'in öğretmen ihtiyacının dikkate alınacağının tabii olduğu, nitekim mevzuatta bu hususa ilişkin düzenlemelere de yer verildiği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu edilen Yükseköğretim Kurulu tarafından 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında görüşülerek kabul edilen; Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen davacı tarafından yatırılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen davalı tarafından yatırılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 6. Davalı yanında müdahale istemi kabul edilen Türk Psikologlar Derneği ile müdahale istemi reddedilen Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası'nın yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.