Başvuru, başvurucunun babasının trafik kontrolü sonrasında yapılan takip sırasında polis memuru tarafından silahla vurularak öldürülmesi olayında sanığa hak ettiği cezanın verilmediğinden bahisle etkili soruşturma ve kovuşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun babasının trafik kontrolü sonrasında yapılan takip sırasında polis memuru tarafından silahla vurularak öldürülmesi olayında sanığa hak ettiği cezanın verilmediğinden bahisle etkili soruşturma ve kovuşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/1/2014 tarihinde Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasınakarar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 14/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: 27/8/2006 tarihinde Balıkesir şehir merkezinde trafik denetimi yapan polis memuru, sağ sol yaparak geldiğini görmesi üzerine 10 UF ... plakalı aracı alkollü araç kullanıldığı şüphesiyle durdurmuştur. Araç sürücüsü olan başvurucunun babası Halil Bulut'a aitehliyet ve araç ruhsatı incelenmiş, alkolmetre ile sürücünün alkollü olup olmadığı kontrol edilmiş, sürücünün 159 promil alkollü olduğunun anlaşılması üzerine ceza tutanağı düzenlenmiştir. Bu sırada araçta bulunan arkadaşına bir şey söylemesi gerektiğini ifade eden sürücü, aracına binerek olay yerinden Bigadiç istikametine doğru hızla uzaklaşmaya başlamış; görevli iki trafik polisi, ekip aracı ile kaçan şahsı takip etmeye başlamış; sürekli dur ikazı yaptıkları hâlde dur ikazına aldırış etmeyen ve hızla kaçmakta olanHalil Bulut’un aracına doğru on üç el ateş etmişlerdir. Olay sonrasında yapılan teknik incelemelerde atılan mermilerden on birinin aracın arka alt tampon kısmına isabet ettiği, bir merminin sağ kapı dirseğine isabet ettiği, bir merminin ise arka cam sağ çerçevesi ortasına girip sürücüye isabet ettiği anlaşılmıştır. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 25/9/2006 tarihli ve 2006/180 sayılı iddianamesi ile polisin silahla ateş etmesi sonucu yaralanan sürücünün olay yerinde öldüğü, olayda 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun maddesinde sayılan silah kullanılmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, sanığın önünde seyreden araca ateş etmesi durumunda isabet alıp ölebileceğini öngörmesine rağmen ateş etmeye devam ederek sürücü Halil Bulut’un ölümüne yol açtığı, bu şekilde olası kasıtla hareket ettiğinden 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1 ve 21/2 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir. Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 18/4/2008 tarihli ve E.2006/414, K.2008/136 sayılı kararıyla değişen suç vasfı nedeniyle kastın aşılması sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan sanık polis memuru 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ve verilen ceza ertelenmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"DELİLLERİN TAKDİRİ VE GEREKÇE...Bursa Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 2006 tarihli otopsi raporuna göre; maktülün kanında ileri derecede ancak ölümü tevdii etmeyen 193 mg/dl miktarında etanol tespit edildiği, başkaca toksit bir madde ile uyutucu/uyuşturucuya rastlanmadığı, otopsi bulgularına göre kişinin vücuduna sırtta sağ skapuladan göğüs boşluğuna girerekher iki akciğer ve kalp yaralaması yapan ve sol meme iç yan alt kısmından çıkarak vücudu terk eden ateşli silah mermi çekirdeği yaralamasının müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, kişinin ölümünün bu ateşli silah yaralama sonucu akciğer ve kalp harabiyeti neticesinde gelişen iç kanama ve hipovolemik şok sonucu meydana geldiğinin, sırttan giren mermi çekirdeğinin giriş deliği elbiseli bölgeye denk geldiği içinkesin atış mesafesinin tayin edilemeyeceğinin, cesette mermi çekirdeği elde edilemediğinin, silahla yaralama dışında başkaca travmatik bulguya rastlanmadığı, ölüm üzerinde harici etki bulunmadığı tespit edilmiştir. Maktülün 2006 tarih saat: 49’da alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucu; 159 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Maktül hakkında alkollü araç kullanmak suçundan ceza tutanağı düzenlenmiştir. Mahkememizce mahallinde keşif yapılmış ve teknik bilirkişinin görüşüne başvurulmuştur. Keşif sırasında maktülün kullandığı araçta incelenmiştir. Bilirkişinin düzenlemiş olduğu 2006 tarihli rapor ve ekli krokiye göre; maktülün trafik kontrolü yapıldığı ve kaçmaya başladığı yer ile vurulmak suretiyle durdurulduğu yer arasındaki mesafenin 18,5 km olduğu, takip sırasında 2 kez durması için uyarı atışı yapıldığı, megafonla ve araç farıyla durması yönünde ses ve ışıkla uyarıldığı, maktülün tehlikeli şekilde araç kullandığı, kırmızı ışıkta geçtiği, olay mahalline 40 metre kala sanık tarafından durdurulmak için aracın arka tekerine doğru ateş edildiği, ateşe başlandığı sırada aralarında 11,3 metre mesafe olduğu, araçta 13 adet mermi giriş deliğinin saptandığı, 10 nolu merminin sağ arka kapı kelebek camının kaporta ile kesiştiği noktadan girip çapraz yol izleyerek şoför koltuğu sağ arka üst kısmını delerek maktüle saplanıp çıkan mermi olduğu, 11 nolu merminin sağ yolcu kapısının açık camından içeriye girip tavan dirseğini sıyırarak ön camı patlatıp dışarıya çıktığı, diğer mermilerin aracın arka tamponuna ve tekerine isabet ettikleri, 10 nolu merminin ölüme sebebiyet verdiğini, olay sırasında her iki aracın seyir halinde, atış yapanın ve maktülün de hareketli olması sebebiyle sabit bir noktaya nişan alınmasının mümkün olmadığı, ateş edilen mermilerin farklı bir noktaya da isabet edebileceğini beyan etmiştir.Olayın meydana geliş şekli, bu mesafeden ateş edilmesi durumunda her iki aracın ve içindeki kişilerinde hareketli olması dikkate alınarak, mermilerde sekme olup olmayacağı hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden görüş sorulmuş ise de,ilgili İhtisas Dairesi 06 Haziran 2007 tarih ve 03 Ağustos 2007 tarihli raporlarında olayın mahallinde yapılacak keşif ve delilleri bizzat incelemek suretiyle görüş bildirilmesinin uygun olacağı belirtilmiş ve bu konuda rapor düzenlenmemiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesinin 04 Ekim 2006 tarihli raporuna göre ise; olay yerinden temin edilen 6 adet 9 mm çapındaki merminin sanığa ait olan tabancadan atılmış olduğu tespit edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Balıkesir Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğünde görevli olan polis memuru sanığın yanındaki arkadaşı Ömer Demir ile birlikte Balıkesir şehir merkezi Doğumevi kavşağında mutad trafik kontrollerini yaparken 10 UF 588 plakalı aracın kontrolsüz olarak seyretmesi nedeniyle sürücüsünün alkollü olduğu şüphesi üzerine durdurulduğu, sürücüye alkolmetre ile kontrol yapıldığı, cihazın tespitine göre 159 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, ayrıca Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığının otopsi raporuna göre de 193 mg/dl kanda etanol bulunduğu, sürücü hakkında ceza tutanağı düzenlendiği, aracın trafik muayenesinin geçmiş olduğu, sigorta poliçesinin de bulunmaması nedeniyle de görevli polis memurları tarafından aracın bağlanmak istendiği, bu durumu anlayan sürücünün trafik memurlarının dalgınlığından istifade ederek araca binerek olay yerinden kaçmaya başladığı, tanık Hasan Bincan’ın da aynı araçta yolcu olarak bulunduğu, tanık Hasan’ın uyarısına rağmen araç sürücüsü Halil Bulut’un trafik kurallarına uymaksızın hızlı şekilde kırmızı ışık uyarılarına da dikkat etmeden, zaman zaman tehlikeli şekilde şerit değiştirerek seyredip kendisini takip eden polis memurlarından kaçmaya çalıştığı, megafon ve far sinyali ile durması hususunda uyarı yapıldığı, ayrıca 2 kez de silahla havaya uyarı atışı yapıldığı, aracın durmayacağını düşünen sanığın, maktülün kullandığı araca 11,30 metre yaklaştığında durmasını sağlamak için arka tekerleğine doğru 13 kez ateş ettiği, bu mermilerden 11 adedinin teker, tampon gibi aracın alt kısımlarına isabet etmesine rağmen 2 adet merminin bu noktalara değil daha üst kısımlara isabet ettiği, bilirkişinin 10 nolu mermi olarak belirlediği merminin sürücünün oturduğu koltuktan girmek suretiyle sırtına isabet edip kalp ve akciğer yaralanmasına yol açarak ölümüne sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Bu kabul doğrultusunda, suçun vasıflandırılması, eylemi gerçekleştirdiği konusunda tartışma olmayan sanığın hareketinde hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Sanık hakkında olası kast altında adam öldürmek suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır. Olası kast TCK.nun 21/maddede “kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurlarının gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kast vardır” şeklinde tanımlanmış olup, uygulama ve öğretide yapılan kabule göre, sonucun öngörülmesine rağmen “olursa olsun” anlayışı içinde hareket etmektir. Olası kastın varlığından bahsedilmek için sonucunun da kabullenilmesi gerekmektedir. Bu açıdan değerlendirme yapıldığında, sanığın ve bulunduğu aracın hareket halinde olması, maktülün aynı şekilde hareketli bir araç içinde bulunması göz önünde bulundurulduğunda, yapılan atış sonucu merminin sekebileceği ve istenilen yerden başka bir hedefe de isabet edebileceği öngörülebileceği düşünülebilir. Ancak sanığın meydana gelen sonucu kabul ettiği ve bu amaçla ateş ettiğini ispat etmek mümkün değildir. Sanık, trafikte görevli polis memurudur. TCK.nun 24/1 maddesi gereğince “kanun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilemez.” Bu düzenleme hukuka uygunluk nedeni olarak Ceza Kanununda yer almıştır. Polis vazife ve selayet yasasının maddesinde hangi koşullarda silah kullanılabileceği açıklanmıştır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın maddesi gereğince ağır hapis gerektiren bir suçtan sanık veya mahkum olup da zabıta tarafından aranmakta olan şahsın yakalanması sırasında kaçması veya dur emrine kulak asmaması halinde başka türlü ele geçirilmesi kabul olmasa, yine Ağır Cezalık suçtan dolayı suçüstü halinde yakalanmak istendiği sırada kaçar veya başka bir şekilde ele geçirilme imkanı olmasa silah kullanma yetkisi doğmaktadır. Bu maddede 2007 tarih 5681 sayılı kanunun maddesi gereğince yapılan değişiklik sonunda ise, hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin yada suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla veya sağlayacak ölçüde silah kullanmaya yetki verilmektedir. Yasada değişiklik öncesi ve sonrası yapılan düzenlemeden anlaşılacağı üzere, şüphelinin hakkında yakalama kararının bulunması veya suçüstü halinde görülmesi, yakalanmak istenmesine rağmen kaçması, dur ihtarına uymaması, ayrıca silahla uyarı atışı yapılması, buna rağmen ele geçirilmesinin mümkün olmamasının yanında başka şekilde de yakalanmasının mümkün olamaması durumunda silah kullanmak gerekebilecektir. Olayımızda, başlangıçta suç teşkil edebilecek bir hareket bulunmamaktadır. Şüphelinin alkollü araç kullanması kabahat nevinden görülmüş ve ceza tutanağı düzenlenmiştir. Kaldı ki alkollü araç kullanmak suretiyle trafik düzeninin bozulduğu ve TCK.nun 179 maddedeki suçun oluştuğu kabul edilse bile ruhsatı ve plaka numarası alınan, ceza tutanağı düzenlenen şüphelinin silahla ateş etmeden de yakalanması mümkündür. Şüphelinin bir süre daha takip edilip şehirlerarası karayolu güzergahında bulunan diğer güvenlik görevlilerine haber verilip barikat kurulmak suretiyle de engellenmesi olağan iken sanığın silah kullanma yetkisi doğduğu düşüncesiyle ateş ettiği, ancak hukuka uygunluk nedeninin gerçekleşmediği, sanığın bu durumu bilebilecek tecrübeye sahip olduğu, dolayısıyla ceza sorumluluğunun tamamen kaldırılmasının söz konusu olmadığından sanık hakkında 30/3 maddesi yollamasıyla 25/1 maddesi uygulanamayacaktır. TCK.nun 27/1 maddesinde ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde fiilin taksirle işlenmesi durumunda cezalandırılabiliyorsa taksirli suç sebebiyle cezalandırılabileceği hükme bağlanmıştır. Sanık, maktülü uzun süre takip etmiş, yolda seyir sırasında trafik düzenini bozucu şekilde de seyir edilmesine rağmen yapılan uyarıları da dikkate almaksızın seyreden sürücünün aracını durdurmak için arka tekerleklerine ateş ettiği, kast olmaksızın mermilerden birisinin sekmesi sonucu ölüme sebebiyet verdiği, bu nedenle olayda olası kastın gerçekleşmediği, yukarıda açıklandığı şekilde hukuka uygunluk nedenlerinden olan kanunun emrini yerine getirme hususunda kast olmaksızın sınır aşıldığı için sanığın taksirle suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Olayın meydana geliş şekline göre, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu sanığın bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan cezalandırılması gerektiğinden, sanığın kusur durumu, olayın gerçekleşme şekli göz önünde bulundurularak ceza alt sınırdan belirlenmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Sanığın olası kast ile bir kişiyi öldürmek suçundan cezalandırılmasına yer olmayıp, sabit olan eylemi ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması sonucu bir kişinin öldürülmesine sebebiyet vermek eyleminden dolayı taksirle adam öldürmek suçundan cezalandırılması gerektiği için TCK.nun 27/1 maddesi yollamasıyla TCK.nun 85/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurularak 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, TCK.nun 27/1 maddesi gereğince sanığın cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,Sanığın suç sonrası ve yargılama sürecindeki davranışları ile suçtan pişmanlık duyduğu anlaşıldığından TCK.nun 62/1 maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,Sanığın sosyal ekonomik durumuna göre hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesine YER OLMADIĞINA,Zarar miktarı karşılanmadığından ve koşulları oluşmadığından CMK.nun 231/5 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,5237 sayılı TCK.nun 51/1 maddesi gereğince sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda Mahkememizde olumlu bir kanaat oluştuğundan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının ERTELENMESİNE, ... (karar verilmiştir). "Başvurucu ve diğer katılanların temyizi üzerine anılan Mahkeme kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 12/2/2013 tarihli ve E.2009/8911, K.2013/906 sayılı ilamıyla onanmış ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Onama ilamının gerekçesi şöyledir:"1-Oluşa, dosya içeriğine ve gösterilen gerekçeye göre: mahkemenin sanığın eylemini, "TCK.nun 27/1 maddesi yollamasıyla taksirle öldürme" suçu olarak nitelendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelen tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir. 2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Kadir'in suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin TCK.nun 24/1 ve CMK.nun maddelerinin uygulanması gerektiğine, katılanlar Halime ve Makbule vekilinin eksik incelemeye, suç niteliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünce aykırı olarak (ONANMASINA), 12/02/2013 gününde oybirliğiile karar verildi." Başvurucu, bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini, 23/12/2013 tarihinde Mahkemeye başvurmasıyla bu tarihte kararı öğrendiğini beyan etmiş ve başvuru ekinde 23/12/2013 tarihli belge örneği alma tutanağınısunmuştur. Başvurucu22/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkemenin E.2006/414 sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesi neticesinde Cumhuriyet Başsavcılığının 16/4/2013 tarihinde ilgili polis memuru hakkında ceza fişi düzenlediği, anılan ceza fişinde kesinleşme tarihi olarak 12/2/2013 tarihine yer verildiği görülmüştür. Yine 16/4/2013 tarihinde Mahkeme tarafından Yargıtay ilamına ilişkin bilgilere yer verilerek kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (2)numaralı fıkrası, , , maddeleri ve maddesinin (4) numaralı fıkrası.