4. Hukuk Dairesi 2011/15488 E. , 2012/15865 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 08/07/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/07/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından haz
**4. Hukuk Dairesi 2011/15488 E. , 2012/15865 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 08/07/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/07/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı sebebi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, Davalılardan ... tarafından "Hangi İsrail'li MHP'ye Genel Başkan Adayı Oldu" başlığı ile yazılan yazıda Yahudilik ile itham edildiğini ileri sürmüş, kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat istemiştir. Davalılar, bazı ifadelerin davalının internet sitesinden alındığını, güncellik ve kamu yararı bulunduğunu, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yazıda gerçekliği kanıtlanamayan ifadeler kullanılarak kişilik hakları ihlal edildiği kabul edilerek istem kısmen kabul edilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu edilen yayında; "40 yaşında yüreği Türk ve Müslüman olan, fakat meselelere Yahudi gözüyle bakabilen bir adam oldum" ifadesinin davacıya ait İnternet sitesinden alındığı ve yine davacıya yöneltilen "Yılmaz insanları kökenleri ile suçluyor" cümlesinin davacının konuşmalarında verdiği örnekler üzerine yazıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu haber davacının MHP'ye genel başkan adayı olması üzerine yazılmış ve haberin dayanağını, davacının kendi yazdığı özgeçmişi, kendi sözleri ve kendi ilişkileri oluşturmaktadır. Dava konusu yayın anlatılan görünümü karşısında eleştiri niteliğindedir ve hakaret kastı taşımamaktadır. Haberin içeriği ve veriliş şekline göre, görünür gerçeğe uygun olduğu, öz ve biçim dengesinin korunduğu, içeriğinde davacının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek bir ibare taşımadığından davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukanda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.