Başvuru, müdahalenin meni ve tapu iptali tescil davasında delillerinin toplanmaması ve tanıkların dinlenmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, dava sonucunu etkileyecek nitelikteki iddiaların Yargıtay tarafından karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; müdahalenin meni ve tapu iptali tescil davasında delillerinin toplanmaması ve tanıkların dinlenmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, dava sonucunu etkileyecek nitelikteki iddiaların Yargıtay tarafından karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/9/2013 tarihinde Balıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 10/7/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlığın 11/8/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Balıkesir ili Sındırgı ilçesi Çamalanı köyü içinde bulunan 203 ada, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların arasında bulunan bir kısım yerin kendisine ait olduğunu ancak kadastro tespiti sırasında başkası adına tescil edildiğini, bu yere davalının inşaat yapmak suretiyle el attığını belirterek Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2010/360 sayılı dosyasında müdahalenin meni, tapu iptali tescil ve kâl davası açmıştır. Bu arada davalı A.Y. tarafından, Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2010/367 sayılı dosyasında başvurucunun davalıya ait taşınmazın 9 m²lik kısmına müdahalede bulunduğu iddiasıyla el atmanın önlenmesi davası açılmış, dosya E.2010/360 sayılı dosyayla birleştirilmiştir. Başvurucu 8/10/2010 tarihli dilekçesiyle altı kişiden oluşan tanık listesini dava dosyasına sunmuştur. Mahkeme 16/12/2010 tarihli ara kararında mahallinde keşif yapılmasına, mahallî bilirkişi ve tanıkların keşif mahallinde hazır edilmelerine karar vermiştir. Keşif ara kararı doğrultusunda 3/5/2011 tarihinde mahallî bilirkişilerin beyanları alınarak keşif icra edilmiş, keşif sırasında başvurucunun dosyaya bildirdiği tanıklardan K, “Dava konusu olan tarafların aralarında ihtilafa düştüğü yerde ben daha önce Kaya Şen adına hayvan gübresi taşımıştım. Ancak bu yerlerin kime ait olduğunu bilmiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuş, tanık H.Ş.nin sorulan soruları anlayamadığı, kulağının duymadığı, anlamsız sorular sorduğu gerekçesiyle dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiş; diğer tanıklar hazır olmadığı için beyanları alınamamış ve keşif işlemi tamamlanmıştır. Başvurucu vekili; keşif tutanağında yapılan keşfe, dinlenen mahallî bilirkişi, teknik bilirkişiler ve tanık beyanlarına bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu 20/10/2011 ve 28/12/2011 tarihli dilekçeler ile 7/3/2012, 18/7/2012 ve 7/11/2012 tarihli duruşmalardaki beyanlarında tanıklarından F.A.nın yatalak hasta olması nedeniyle bulunduğu yerde, diğer tanıkların da yapılacak yeni keşifle taşınmaz mahallinde dinlenilmesini talep etmiştir. Mahkeme 7/11/2012 tarihli karar oturumunda “G.D; Davacı vekilinin taleplerinin reddine” şeklinde ara kararı tesis ederek başvurucunun yeniden keşif yapılması ve tanık dinlenilmesine ilişkin taleplerini reddetmiştir. Mahkeme 7/11/2012 tarihli ve E.2010/360, K.2012/555 sayılı kararıyla, asıl davada başvurucunun davasını reddetmiş; birleşen dosyada birleşik davacının davasını kabul etmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir: “…Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, keşif, keşifte taşınmaz başında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, keşif sonucunda mahkememize sunulan gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere özellikle mahalli bilirkişilerin itibar edilir ve birbirini doğrular beyanları nazara alınarak davalı- karşı davacı A.Y’nin davasının kabulüne, Teknik bilirkişilerin 16/05/2010 tarihli raporlarında ( C ) harfi ile gösterilen m². yüzölçümündeki kısmın tapusunun iptali ile davalı - karşı davacı A.Y’nin adına kayıtlı 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaza eklenilmek suretiyle tesciline, bu nedenle davacı - karşı davalı Kaya ŞEN'in müdahalenin men'i taşınmaz üzerindeki şeylerin kal'i ve eski hale getirilmesi yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı-karşı davalının tapu iptal ve tescil yönünden açmış olduğu davanın iddiasını ispata yönelik yeterli delil ve olgulara dayanmadığı nazara alındığında davacı-karşı davalının tapu iptal ve tescil yönünden açmış olduğu davasının reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/7/2013 tarihli ve E.2013/7553, K.2013/7554 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama ilamının gerekçesi şöyledir:“Kadastro sonucunda Çamalanı Köyü 203 ada 3, 4 parsel sayılı 37 ve 26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaz Ayşe Günaydın, 203 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ise Kaya Şen adına tespit ve tescil edilmiştir. 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, 2010 tarihinde satın alma nedeniyle A. Y’ ye intikal etmiştir. Davacı-davalı Kaya Şen, 203 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kendisine ait olduğunu, bir bölümünün ise kadim yol olarak kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil ile meni müdahale istemiyle dava açmıştır. Davacı-davalı A. Y, 203 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 203 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda davacı Kaya Şen'in davasının reddine, birleşen dosya davacısı A.Y’nin davasının kabulüne ve 203 ada 4 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (C) harfi ile gösterilen 24 metrekare yüzölçümündeki bölümün tapusunun iptali ile davacı A.Y adına tapuda kayıtlı 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı Kaya Şen vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,” Karar, başvurucuya 23/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş; 19/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.”