Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma işlemine karşı açılan davada uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma işlemine karşı açılan davada uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, ilgili tarihte Nevşehir Hacıbektaş Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi Bölümünde (Üniversite) profesör öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, doçentlik programlarına kabul edilmek için gerekli yabancı dil puanını (86,25 puan) 2008 yılında girdiği Üniversiteler Arası Kurul Yabancı Dil Sınavı'nda (ÜDS 2008 Mart Dönemi) almıştır. Diğer şartları da sağlayan başvurucu, doçentlik programına kabul edilmiştir. Başvurucu, daha önce girdiği 2007 yılı ÜDS-2'den 22,50 puan almıştır. Başvurucunun katılmış olduğu sınavlara ilişkin S.T isimli şahıs tarafından yapılan ihbar üzerine Ölçme Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından inceleme başlatılmıştır. ÖSYM İhbar Değerlendirme Komisyonunca yapılan incelemede, başvurucunun 2002-2008 yılları arasında 10 yabancı dil sınavına katıldığı belirlenmiştir. ÖSYM bu sınavlardan en düşüğünün 22,50 puan, 2008 ÜDS-1 sınavı hariç en yükseğinin ise 38,75 puan olduğunu belirtmiştir. ÖSYM ayrıca başvurucunun sınav ortalamasının 33,30 puan iken 2008 ÜDS Mart Dönemi'nden 86,25 puan aldığını, dolayısıyla bu sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirmiştir. Bu tespitlerden hareketle başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına yönelik ÖSYM Yönetim Kurulunun kararının alındığı anlaşılmaktadır. ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı 13/2/2018 tarihli yazısıyla başvurucuyu eş değer sınava çağırmıştır. Yazının ilgili kısmı şöyledir: "...Sınava katılım sağlamadığınız takdirde, [17/2/2011 tarih ve] 6114 sayılı [Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında] Kanun'un maddesi fıkrasına göre olağan dışı olarak değerlendirilen sınavınız ve söz konusu sınav kapsamında elde ettiğiniz tüm haklar geçersiz sayılacaktır." Söz konusu çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde on yıl aradan sonra yabancı dil sınav bilgisinin ölçülmesinin anlamlı olmayacağını, girdiği sınavda olağan dışı bir durum olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, bu zamana kadar hakkında açılmış hiçbir idari soruşturma bulunmadığını, başvuruya konu sınavda da herhangi bir usulsüzlük yapmadığını ifade etmiştir. ÖSYM açılan davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde, başvurucuya ilişkin olarak daha önce İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan "aday değerlendirme raporu"nda yer alan tespitleri tekrar etmekle yetinmiştir. Davanın görüldüğü Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 11/12/2018 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle, davalı idarece sınavlardan alınan puanların kıyaslaması haricinde söz konusu 2008 yılı ÜDS'nin şaibeli bulunması ile ilgili başkaca bir bilgi ve somut gerekçe sunulamadığı vurgulanmıştır. Mahkeme ayrıca 2008 yılı ÜDS Mart Dönemi için başvurucunun sınav sorularını önceden ele geçirdiği veyahut kopya çektiği ya da sınavın tümü ile ilgili soruların önceden alındığı, toplu olarak kopya çekildiği vs. gibi herhangi bir durumun da saptanmadığını belirlemiştir. Mahkeme son olarak başvurucunun daha önceden girdiği sınavlarda aldığı notlar kıyaslanarak davaya konu işlemin tesis edildiğini, bu şekilde yapılan değerlendirmenin hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceğini, bu sebeple uyuşmazlığa konu eş değer sınava çağırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığını belirtmiştir. Kararın ÖSYM tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 4/7/2019 tarihli kararla Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dava konusu işleme dayanak 6114 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası, davalı idarenin sınav güvenliğini sağlamak, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde adaylara fırsat eşitliği sağlama ve haksız kazancın önüne geçmek amacıyla gerek adli soruşturmalar ve gerekse kurum içinde yapılan analizlerde sınav sonucu kuşkulu bulunan adayların eşdeğer sınava tabi tutulması amacıyla öngörülmüş olup esasen davalı idarece ülke çapında uygulanan sınav iş ve işlemlerinde kamu yararının ve kamu düzeninin etkin bir biçimde sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenleme niteliğine sahiptir.Bu kapsamda, 6114 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrasının lafzından, amacından, oluşumundan ve gerekçesinden sayılan istisnai durum gözetilerek geçmişe etki yasağının dışına çıkılarak önceki olay, işlem ve eylemlere etki edecek şekilde bir düzenleme getirildiği anlaşıldığından; eşdeğer sınava çağırılmaya yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuk devleti ilkesi ile kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı davranıldığı yönündeki iddialara itibar edilmesine olanak bulunmamaktadır.Bakılan olayda, düzenlemeyle sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adayların Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılabilecekleri hususunda davalı idareye takdir hakkının tanındığı anlaşılmakta olup; adayın eşdeğer sınava çağrılabilmesi için sınav sonuçlarında olağandışı bulgulara rastlanılmış olmasının yeterli olduğu, bunun dışında adayın kopya çektiğine yahut kendisi yerine bir başka adayın sınava girdiğine yönelik herhangi bir tespitte bulunulmasının gerekli olmadığı görülmektedir. Zira düzenlemeyle sınavlarda olağandışı bulgulara rastlanılması durumunda bu olağandışı bulguların bertaraf edilmesi amaçlanmaktadır. Nitekim davacının da 2002-2008 yılları arası toplam 10 kez katıldığı yabancı dil sınav sonuçlarından,2005 ÜDS Mart Döneminde en yüksek 38,75 puan aldığı, şüpheli bulunan 2008 Mart Dönemi ÜDS sınavından bir dönem önce girdiği 2007 Ekim Dönemi ÜDS sınavından 22,50 puan aldığı, bu sınavdan yaklaşık 5 ay sonra girdiği 2008 ÜDS Mart döneminde almış olduğu puanın ise 86,25 puan olması sebebiyle sınav sonucunun olağandışı olduğu kabul edilerek adayın eşdeğer sınava çağrıldığı görüldüğünden, davalı idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı sonucuna varılmış olup davacının 2008 ÜDS Mart dönemi sınavının şüpheli bulunarak adayın eşdeğer sınava çağrılabilmesi için sınavda kopya çekme ve başka bir kimsenin sınava girmesi gibi somut veri ve tespitlerin bulunması gerekliliğine işaretle dava konusu işlemin iptali yönünde hüküm veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir" Nihai karar, başvurucuya 6/9/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/9/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun eş değer sınava sağlık sorunlarını mazeret göstererek katılmaması üzerine ÖSYM, sınava girmediği gerekçesiyle 14/6/2021 tarihli işlemi ile başvurucunun 2008 ÜDS sonucunu iptal etmiştir. Sınav sonucunun iptali işlemi dayanak alınarak 11/8/2021 tarihli Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla başvurucunun doçentlik belgesi iptal edilmiştir. Başvurucu ayrıca ÖSYM'nin eş değer sınava çağırmaya ilişkin 26/10/2021 tarihli ikinci işleminin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde açtığı dava 24/1/2022 tarihinde reddedilmiş, yapılan temyiz incelemesi sonucu Danıştay Sekizinci Dairesinin 18/3/2022 tarihli kesin kararıyla onanmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.