DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1070 E. , 2024/3379 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1070 Karar No : 2024/3379 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR) : 1-Cumhurbaşkanlığı 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) :... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/02/2024 tarih ve E:2023/3244, K:2024/873 sayılı kara
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1070 E. , 2024/3379 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1070 Karar No : 2024/3379 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR) : 1-Cumhurbaşkanlığı 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) :... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/02/2024 tarih ve E:2023/3244, K:2024/873 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede yer alan taşınmazların, yeni şehir hastanesinin yapımı amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/04/2023 tarih ve 32163 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/04/2023 tarih ve 7090 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/02/2024 tarih ve E:2023/3244, K:2024/873 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6., 27. maddeleri; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1., 3., 4., 8. maddesinin (d) bendi ve 20. maddesi; 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan, 24/02/2023 tarih ve 32114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 126 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"nin 1., 2. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş ili, Pazarcık ve Elbistan ilçe merkezli deprem afeti nedeniyle, Adana, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinin, 07/02/2023 tarih ve 489488 sayılı ve 15/02/2023 tarih ve 492100 sayılı kararlarla "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edildiği, Kural olarak, sağlıklı kentleşme için, çevre düzeni planı ve varsa çevre düzeni planına uygun olarak hazırlanan nazım imar planı ve uygulama imar planı kararlarına uygun olarak yapı ruhsatı alınarak inşaat yapılması gerektiği, ancak; ... ilinde 06/02/2023 tarihinde büyük bir deprem felaketinin yaşandığı ve büyük yıkıma yol açtığı, bu nedenle de ilin tamamının "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edildiği dikkate alınarak, 24/02/2023 tarih ve 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak plan ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına ve düzenlenecek yapı ruhsatına göre uygulama yapılabileceği hükmü ile anılan kurala istisna getirildiği, 24/02/2023 tarih ve 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmüne istinaden şehir hastanesinin yapımı amacıyla dava konusu 13/04/2023 tarih ve 7090 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın alındığı, uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alana ilişkin 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının bulunduğu, deprem afeti sebebiyle il genelinde bozulan kamu düzeninin süratli bir şekilde yeniden sağlanması, sağlık hizmetine erişimdeki fiziksel engellerin kaldırılması, deprem nedeniyle hasar gören sağlık tesislerinin yerine nitelikli sağlık hizmeti sunumu için yeni hastane yapılması, böylelikle modern ve yeni teknolojilerle kaliteli sağlık hizmeti sunulması amacıyla uyuşmazlığa konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, Diğer taraftan, duruşma esnasında müdahil vekili tarafından; ... 900 yataklı Şehir hastanesine ilişkin jeolojik ve zemin etüt raporunun CD ortamında Dairelerinin E:... sayılı dosyasına sunulduğu, Bu durumda; uyuşmazlığa konu taşınmaz, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında sağlık tesisi alanı olarak belirlenmemiş ise de; 7452 sayılı Kanun ile yasalaşan 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca uyuşmazlığa konu taşınmazın sağlık tesisi alanı olarak belirlenmesine ilişkin imar planı değişikliği beklenmeksizin uygulama yapılabileceği ve anılan Kanun hükmünün kamu yararı amacını taşıdığı ve 06/02/2023 tarihinde ... ilinde büyük bir deprem felaketinin yaşandığı dikkate alındığında, depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesi, depremin etkilerinin en aza indirilmesi, vatandaşlara sağlık hizmeti sunulması, sağlık hizmetine erişimdeki fiziksel engellerin kaldırılması, deprem nedeniyle hasar gören sağlık tesislerinin yerine nitelikli sağlık hizmeti sunumu için yeni hastane yapılması, böylelikle modern ve yeni teknolojilerle kaliteli sağlık hizmeti sunulması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmazlara sağlık tesisinin bir an önce yapılabilmesi maksadıyla el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kamulaştırılmasına karar verilen alanın imar planlarında yerleşim alanı olarak belirlendiği, uyuşmazlık konusu taşınmazların, konut alanı ve bahçe olarak kullanıldığı; kararın uygulamaya konulması ile konutsuz kalacakları ve barınma haklarının ellerinden alınacağı, bu durumun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde ifadesini bulan barınma ve mülkiyet hakkına açıkça aykırılık teşkil ettiği, mevzuat uyarınca imar planlarında yerleşim alanı olarak belirlenen alanların başka amaçlarla kamulaştırılmasının mümkün olmadığı; öte yandan davanın reddine karar verilmiş olsa bile adalet ve hakkaniyet kuralları gereğince aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği, aksi kabulün, afetzede olmaları nedeniyle mahkemeye erişim haklarını kısıtlayacağı ve adil yargılanma hakkını ihlal edeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler ile müdahil tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. ANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, ara karar gereğinin yerine getirilmesi üzerine Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde; "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinde; "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrasında; "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan, 24/02/2023 tarih ve 32114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 126 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi "nin 1. maddesinde; "Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin amacı, 8/2/2023 tarihli ve 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yer alan illerde yerleşme ve yapılaşma hususunda bazı tedbirlerin alınmasıdır. " hükmüne, 2. maddesinin 1. fıkrasında; "6/2/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, afetten etkilenenlerin geçici veya kesin iskân alanları; fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği, yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının yeni yerleşim yerlerinin tespitine ilişkin görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca resen belirlenerek ilgili kurumlara bildirilir. Bu belirleme yapılırken gereklilik bulunması halinde, 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu ile 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun ek 16 ncı maddesinde belirtilen alanlar da kullanılabilir." hükmüne, aynı maddenin 4. fıkrasında; "Köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak plan ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına ve düzenlenecek yapı ruhsatına göre uygulama yapılır. Bu alanlarda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanan plan ve parselasyon planlarında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun plan ve parselasyon ile ilgili işlemlerindeki askı, ilan, itirazlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu alanlarda taşınmaz mülkiyeti veya imar hakları kısmen veya tamamen başka bir alana aktarılabilir. Bu haklar takas ve trampa işlemlerine konu edilebilir. Plan, parselasyon, yapı ruhsatı, taşınmaz mülkiyeti veya imar haklarının aktarılması, takas ve trampa işlemleri ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar damga vergisi, resim, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır. Bu işlemler nedeniyle ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Bu açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmelidir. 3194 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmaması ve arazi kullanımı ile yapılaşmada sadece imar planları kararlarına uyulması zorunludur. Taşınmazın, imar planında tahsis edildiği amaç doğrultusunda kullanılması zorunlu olduğundan, taşınmazın imar planında yer alan kullanım kararı dışındaki bir amaçla kamulaştırılması mümkün değildir. İmar planı bulunan bölgelerde, taşınmazın imar planında yer alan kullanım kararı doğrultusunda kamulaştırma yapılması, diğer bir ifadeyle kamulaştırmanın ancak taşınmazın imar planında ayrıldığı amaçla yapılması gerekmektedir. İmar planı bulunmayan alanlarda ise kamu yararı kararı alınarak kamulaştırma yapılması gerekmektedir. İmar planına dayalı olarak yapılacak kamulaştırma işlemlerinin konusunu, kamusal kullanımların oluşturduğu, diğer bir deyişle, imar planlarında, ticaret, konut, turizm alanı gibi kullanımlara isabet eden ve parsel maliklerince uygulamaya geçilebilecek alanların yasal olarak kamulaştırılabilmeleri mümkün olmadığından, herhangi bir projeye dayalı olarak onaylanmayan imar planlarında kamusal kullanıma isabet etmeyen taşınmazların doğrudan imar planlarına dayalı olarak kamulaştıralamayacağı açıktır. 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş ili, Pazarcık ve Elbistan ilçe merkezli deprem afeti nedeniyle, Adana, Diyarbakır, Gaziantep, ..., Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri, 07/02/2023 tarih ve 489488 sayılı ve 15/02/2023 tarih ve 492100 sayılı kararlarla "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edilmiştir. 126 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi " ile 06/02/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak imar planı ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda uygulama yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Kural olarak, sağlıklı kentleşme için, çevre düzeni planı ve varsa çevre düzeni planına uygun olarak hazırlanan nazım imar planı ve uygulama imar planı kararlarına uygun olarak yapı ruhsatı alınarak inşaat yapılması gerekmekteyse de, ... ilinde 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketinin büyük yıkıma yol açtığı, bu nedenle de ilin tamamının "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edildiği dikkate alınarak, 24/02/2023 tarih ve 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak plan ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına ve düzenlenecek yapı ruhsatına göre uygulama yapılabileceği hükmü ile anılan kurala istisna getirilmiştir. 7452 sayılı Kanun ile yasalaşan 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ndeki jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına göre uygulama yapılabileceği yolundaki kural uyarınca hazırlanan, ... 900 yataklı Şehir hastanesine ilişkin jeolojik ve zemin etüt raporu CD ortamında Dairenin E:2023/3387 sayılı dosyasına sunulmuşsa da, anılan raporun incelenmesinden, inceleme alanında yer alan parsellerin sayıldığı ve uyuşmazlık konusu taşınmazın bu parseller arasında yer almadığı görüldüğünden, Kurulumuzun 19/09/2024 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin zemin etüt raporunun bulunup bulunmadığı ile projede herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının sorulmasına, davaya konu taşınmazın yerinin renkli kalemle işaretlenerek gösterildiği vaziyet planının gönderilmesinin istenilmesi üzerine davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen cevapta, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan aralarında uyuşmazlık konusu parselin de bulunduğu yaklaşık 20 hektarlık alanda 1000 yataklı ... Şehir Hastanesi kurulmasına ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli İlave Uygulama İmar Planının 7452 sayılı Kanun uyarınca 09/10/2024 tarihinde onaylandığı; öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 21/02/2018 tarihinde onaylanan İmar Planına Esas Mikro Bölgeleme Etüt Raporunun bulunduğu ve plan değişikliğine konu alanın "Önlemli Alanlar 2.1 (Önlem alınabilecek nitelikte stabilite sorunlu alanlar" belirlendiği ve imar değişikliği paftasına aktarıldığı bildirilmiş ve vaziyet planı gönderilmiştir. 7452 sayılı Kanun ile 06/02/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesi, yıkılan ve hasar gören vatandaşların konutlarının ve kamu hizmet binalarının yeniden inşası ve depremin etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla yıkılan ve hasar gören yapıların yerine, toplumun ihtiyacı olan yapıların bir an önce inşa edilebilmesi için düzenleme yapılmıştır. 7452 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme; deprem nedeniyle zarar gören yapıların hızlı şekilde inşaası suretiyle depremin etkilerinin giderilmesine ve deprem nedeniyle bozulan normal yaşam koşullarının hızlı bir şekilde oluşturulmasına ve bu konuda kolaylık sağlamaya yönelik olup, anılan Kanun hükmüne dayanılarak alınan acele kamulaştırma kararında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu açıktır. Bu itibarla; 06/02/2023 tarihinde ... ilinde büyük bir deprem felaketinin yaşandığı dikkate alındığında, depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesi, depremin etkilerinin en aza indirilmesi, vatandaşlara sağlık hizmeti sunulması, sağlık hizmetine erişimdeki fiziksel engellerin kaldırılması, deprem nedeniyle hasar gören sağlık tesislerinin yerine nitelikli sağlık hizmeti sunumu için yeni hastane yapılması, böylelikle modern ve yeni teknolojilerle kaliteli sağlık hizmeti sunulması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmaza sağlık tesisinin bir an önce yapılabilmesi maksadıyla el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 14/02/2024 tarih ve E:2023/3244, K:2024/873 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 16/12/2024 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.