1. Hukuk Dairesi 2011/8052 E. , 2011/10609 K. "" MAHKEMESİ : SİVAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, 51 ve 52 sayılı parsellerin mütegayyip eşhastan intikal eden yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptali-tescil istemiştir. Davalılar, kadastro tespitinden itibaren hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “çekişmeli 51 ve 52 pa…
**1. Hukuk Dairesi 2011/8052 E. , 2011/10609 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİVAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, 51 ve 52 sayılı parsellerin mütegayyip eşhastan intikal eden yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptali-tescil istemiştir. Davalılar, kadastro tespitinden itibaren hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “çekişmeli 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların 1985 yılında yapılan kadastro sırasında tapu kayıtlarına dayalı olarak kişiler adına paylı olarak tespit edildiği ve tespitlerinin 11.3.1986'da kesinleştiği görülmektedir. Davacı Hazine, taşınmazların mütegayyip eşhastan kaldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesinde " Orta malları, hizmet malları, orman ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. " hükmü yer almaktadır. Davada, taşınmazların mütegayyip eşhastan kaldığı, bir başka deyişle yukarıda değinilen yasa maddesi kapsamında, kanunları uyarınca devlete intikal eden yerlerden bulunduğu ileri sürüldüğüne ve bu iddianın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiasını da içerdiği ve bu sebeple intikal eden taşınmazın kamu malı olduğu gözetildiğinde, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanabileceğini söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek, taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların davalılar ve dava dışı O. E.K. adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, hazinenin taşınmazların mütegayip eşhastan kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek tamamına yönelik iptal ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, öncelikle davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi bakımından dava dışı kayıt maliki O. E. K.’nun davada yer almasının sağlanması gerekeceği kuşkusuzdur.