8. Hukuk Dairesi 2016/19993 E. , 2018/1894 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Tespiti ve Korunması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, dava dışı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan dava konusu 190 parsel sayılı taşınmaz…
**8. Hukuk Dairesi 2016/19993 E. , 2018/1894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Tespiti ve Korunması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, dava dışı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan dava konusu 190 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 25.000m2'sinin vekil edeni tarafından zeytin fidanları dikilerek kullanıldığını, davalı tarafından davacıya ait zeytin ağaçlarının ürünleri toplanmak suretiyle müdahalede bulunulduğunu açıklayarak, davaya konu zeytin ağaçlarının zilyetliğinin korunmasını ve davalı tarafından semerenin toplanmasının önlenmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu yerin tarafların ortak mirasbırakanından intikal ettiğini, davaya konu zeytin ağaçlarının dikiminde davalının da katkısı bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davalının mirasçılık sıfatı ile ve dosyada mevcut deliller itibariyle taşınmazın ekiminde ve bakımında kısmen yardım ettiği anlaşıldığından davalının zilyetliğinin devam ettiğinin tespitine ve bu yönde davacının davasının reddine, davalının 5 yıldır davacıyı dava konusu taşınmaza sokmadığı anlaşıldığından davacının davasının bu yönden kabulüne, davalının davacıyı taşınmazı kullanmaktan men etmesi yönündeki eylemlerinin sona erdirilmesi amacıyla davacıya yaptığı müdahalenin menine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın kabulü ile, Hazineye ait 190 parsel üzerindeki 25.000m2 alanda bulunan zeytin ağaçlarının zilyetliği korunarak davalının müdahalesinin önlenmesine dair önceki hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22/09/2014 tarih, 2013/22961 Esas ve 2014/16597 Karar sayılı kararı ile "... Hazine'ye ait taşınmazın en azından bir bölümünün tarafların babası tarafından ekilip biçildiği, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Dolayısıyla Hazine'ye ait taşınmazın üzerindeki fiili zilyetliğinin babalarından kendilerine intikal ettiği taraf beyanları ile de sabittir. Ancak, üzerindeki zeytin ağaçlarının babalarının ölümünden sonra 1990'lı yıllarda dikildiği anlaşılmaktadır. O halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu Hazine'ye ait zeminle bir ilgisi olmayıp teknik bilirkişinin 05.06.2013 tarihli rapor ve krokisinde A harfiyle gösterdiği 24994,57 m2 yüzölçümlü yer üzerinde bulunan ağaçların davacı ve kardeşleri tarafından birlikte dikilip dikilmediği davalının Almanya'da çalışarak bu ağaçların dikimine parasal katkıda bulunup bulunmadığı, yada sadece davacı tarafından mı yoksa davalı tarafçamı zeytin ağaçlarının dikildiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu teşkil etmektedir. ...mahkemece yapılacak iş, 30 ocak 2007 tarihinden önce ... mirasçılarının tamamı yada bir kısmı ile veya biri ile zeytin ağaçlarının işgal ettiği bölge bakımından bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığının Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması, uyuşmazlık ağaçların zeminine ilişkin bulunmadığı ve bu nedenle TMK'nun 981 ve devam maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davasının somut olayda söz konusu olamayacağı gözetilerek zeytin ağaçlarının gerçekten adı geçen kardeşler tarafından ortaklaşa dikilip dikilmediği, kim yada kimler tarafından bakımının yapıldığı, bölgedeki bu tür olaylara yönelik örf ve adetin neyi gösterdiği, konularının araştırılması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde yeniden dinlenecek tanıklardan sorulması, birlikte dikilmiş ise davalı ...'in de Almanya'da çalışarak para gönderdiği zeytin ağaçlarının dikimine katkıda bulunduğu gözetilerek bu ağaçların ürününden yararlanma hakkının olduğunun düşünülmesi, bu çerçevede toplanacak bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi, tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle söz konusu duraksamaların ve varsa beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır...." gerekçeleriyle ile bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyma kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen 22/09/2014 tarih, 2013/22961 Esas sayılı bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulduğu belirlenmiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. (04.02.1959 gün ve 13/5 YİBK ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak mahkemelerce ve Yargıtay'ca ihlal edilemeyeceği gibi uyulan bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi zorunludur. Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yapılan yargılamada; davalının 1995-2012 tarihleri arasında yurtdışı giriş çıkış kayıtları istenmiş, Milli Emlak müdürlüğünden 190 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2007 yılından önce davanın tarafları ile yapılan kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı sorulmuş, davalının belirttiği bankalardan davalının hesap hareketleri istenmiş, keşif yapılarak daha önce bildirilen tanıklar dinlenmiştir. Her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda belirtilen işlemler yapılmış ise de, bir kısım tanıkların ( davacı tanığı ..., davalı tanığı ..., mahalli bilirkişi ...) bozma öncesi ve sonrası beyanlarında çelişki olduğu halde çelişki giderilmeden ve davaya konu zeytin ağaçlarının mülkiyetinin kime ait olduğu hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeden, davalının mirasçı olması nedeniyle ekimde ve bakımda kısmen yardım ettiği gerekçeleri ile davalının zilyetliğinin devam ettiğinin tespitine karar verildiği görülmüştür. O halde Mahkemece, daha önce uyulan bozma kararında belirtildiği üzere, uyuşmazlığın ağaçların zeminine ilişkin bulunmadığı gözetilerek zeytin ağaçlarının gerçekten adı geçen kardeşler tarafından ortaklaşa dikilip dikilmediği, kim yada kimler tarafından bakımının yapıldığı, bölgedeki bu tür olaylara yönelik örf ve adetin neyi gösterdiği konularının araştırılması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde yeniden dinlenecek tanıklardan sorulması, tanık beyanlarında çelişki bulunduğu görüldüğünden, tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle söz konusu duraksamaların ve beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davaya konu zeytin ağaçlarının kimin tarafından dikildiği ve mülkiyetinin kime ait olduğu hususunun duraksamaya yer verilmeksizin belirlenmeye çalışılması, ondan sonra tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; 6100 sayılı HMK'nun 26. (HUMK’nun 74.) maddesi hükmüne göre mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Mahkemece, davacı vekilinin talebi doğrultusunda Hazineye ait 190 parsel sayılı taşınmazın 25.000m2si üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının zilyetliğinin korunması ve davalı tarafından semerenin toplanmasının önlenmesi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, talep konusu olmadığı halde davalının zilyetliğinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.