Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/1831 E. , 2024/5532 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/1831 Karar No : 2024/5532 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Rektörlüğü/ ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ...,...'ya velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/1831 E. , 2024/5532 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/1831 Karar No : 2024/5532 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Rektörlüğü/ ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ...,...'ya velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare ve müdahiller tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'nın geçirmiş olduğu apendektomi ameliyatı ve sonraki süreçte engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 31.200,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile birlikte 207.279,28 TL) maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, uyuşmazlıkta, sağlık hizmetinin kötü işletilmesinden dolayı davacı ...'nın %6,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin anlaşıldığı bu olay nedeniyle uğranılan ve 23/02/2022 havale tarihli miktar artırım dilekçesi ile artırılarak 176.079,28 TL olan maddi zararın davalı idareden tazmin edilerek ...'ya ödenmesi gerektiği, davacı anne...'nın izne ayrıldığı döneme ilişkin olmak üzere alması gereken/alamadığı ek ders ücretleri için 6.000,00 TL, davacı baba ...'nın ücretsiz izne ayrıldığı döneme ilişkin olmak üzere alması gereken/alamadığı maaşlarının 14.611,75 TL, ek ders ücretlerinin 3.445,66 TL ve kurs ücretlerinin 5.982,55 TL olmak üzere toplam 24.039,96 TL olduğu anlaşılmakla, davacı ... ... için maddi tazminat talebinin 24.039,96 TL'nin kabulüne ve talebine konu 1.160,04 TL'nin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davacılardan ...'nın yaşadığı ameliyatlar ve sonraki süreçler sonunda bağırsaklarının bir kısmını kaybetmesi ve kaybın da halen devam etmesi olayında davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunması nedeniyle duyduğu elem, üzüntü, acı karşılığı olarak talep edilen davacı ... için 300.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın tamamının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması gerektiği, ceza yargılamasında aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda illiyet bağının kesildiğinin belirtildiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu, davalı yanında müdahiller tarafından, gerekli tetkiklerinin yapıldığı, hastanın genel durumunun değerlendirildiği, yeni bir ameliyat endikasyonunun olup olmadığının araştırıldığı, hastanın genel durumunun bozulması üzerine çekilmiş olan tomografi sonucunun dahi beklenilmeden hastanın ameliyata alındığı, gelişen komplikasyonun ardından gerekli tüm tıbbi müdahalelerde bulunulduğu, ek bilirkişi raporu aldırılması yönündeki taleplerinin dikkate alınmadığı, eksik inceleme neticesinde karar verildiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: F... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı yanında müdahil Müslim Yurtçu'nun duruşma istemi yerinde görülmeyerek ayrıca dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan küçük ...'nın karın ağrısı şikayeti ile 07/07/2016 tarihinde ... Devlet Hastanesine götürüldüğü, akut apandist ön tanısı ile aynı gün üst merkeze yönlendirildiği ve... Üniversitesi Çocuk Acil Bölümünde saat 15:40'ta aynı tanı ile ameliyata alındığı, 08/07/2016 tarihinde taburcu edildiği, karında kızarıklık ve şişlik olması üzerine 09/07/2016 tarihinde tekrar aynı sağlık kuruluşuna götürüldüğü, 11/07/2016 tarihinde yeniden ameliyata alındığı, ameliyatta batın içinde gaita olduğu, rektum ön yüzünde tam kat açılma olduğu, batın sol alt kadrana kolostomi açıldığı, ameliyat sonrası yoğun bakımda takibe alındığı, 14/07/2016 tarihinde skrotal abse drenajı yapıldığı, 21/07/2016 tarihli Kontrastlı Abdomen BT’de apendektomi güdüğünden ve karın ön duvarına komşu alanda oral kontrast madde kaçışı, batın içerisinde abse lokulasyonları görülmesi üzerine acil operasyona alındığı, abse koleksiyonları drene edildiği, distal ileumdan yaklaşık 10 cm’lik barsak segmenti dolaşımı bozuk olduğundan rezeke edildiği, kolostomi bozularak ileostomi yapıldığı, daha önce sütüre edilen rektum alanında tam kat açılma olduğu görülerek rezeksiyon yapıldığı, yaklaşık 10 cm’lik segment çıkarıldığı, ameliyat sonrası yoğun bakımda antibiyotiği revize edilerek tedavisine devam edildiği, daha sonrasında takip ve tedavisinin devam ettiği, davacılar tarafından, ...'nın geçirmiş olduğu apendektomi ameliyatı ve sonraki süreçte engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 31.200,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile birlikte 207.279,28 TL) maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, ...'ya uygulanan tedavide, tıbbi hata ve dolayısıyla hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "Küçüğün 07/07/2016 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu ... Devlet Hastanesi’nde yapılan muayenesinde karında hassasiyet ve defans saptanması üzerine üst merkeze yönlendirilmesinin tıbben uygun olduğu, aynı gün götürüldüğü ... Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Acil bölümünde yapılan muayenesinde karın sağ alt kadranda hassasiyet ve defans olduğu, tüm batın ultrasonunda appendiks çapı 7,5 mm olup komprese edilemediği, periapendiküler alanda belirgin inflamasyon bulgusu izlenmediği, aynı gün ameliyata alındığı, laparoskopik olarak başlanan ameliyatta apendiks ortaya konulamadığından açık cerrahiye geçildiği, küçükte malrotasyon olduğu, ödemli ve enflame olan apendiksin rektuma yapışık olduğu, appendektomi yapılarak ameliyatın sonlandırıldığı, ameliyat sonrası appendektomi materyaline yapılan histopatolojik incelemede; akut süpüratif apandisit ile uyumlu bulgular tespit edildiği birlikte değerlendirildiğinde; 07/07/2016 tarihinde akut apandisit tanısı ile yapılan appendektomi ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, laparoskopik olarak appendikse ulaşılamaması durumunda açık ameliyata dönülebileceğinin tıbben bilindiği, ameliyat sonrası oral beslenmeye başlandığı ve tolere ettiği belirtildiği, oral beslenmeyi tolere eden hastaların ameliyat sonrası bulguları değerlendirilerek gerekli önerilerle erken dönemde taburcu edilebileceği, davalı ve davacı taraf ifadelerinde belirtildiği üzere 07/07/2016 tarihinde akşam saatlerinde kusma şikayetinin olması üzerine Op.Dr.... ile telefonla görüşüldüğünün anlaşıldığı, erken taburcu edilen küçüğün aynı gün kusmasının olduğu belirtilerek arandığında ilgili sağlık kuruluşuna geri çağrılarak değerlendirilmemesinin tıbben eksiklik olduğu, dolayısıyla Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof.Dr....’nun uygulamasının özen eksikliği olarak değerlendirildiği ve tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, Çocuk Cerrahisi Araştırma Görevlisi Dr.... ve Dr....’un tıpta uzmanlık öğrencisi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı, yakınmalarının devam etmesi üzerine aile tarafından 09/07/2016 tarihinde tekrar davalı sağlık kuruluşuna götürüldüğü, ayakta direkt batın grafisi, ultrason, Batın BT gibi ek tetkikler yapılarak takip edildiği, 09/07/2016 ve 10/07/2016 tarihli ayakta direkt batın grafilerinin Kurulumuzca yapılan incelenmesinde; batında hava-sıvı seviyeleri, diafragma altında serbest hava saptandığı, küçüğün söz konusu tarihlerde hemşire takiplerinde ateş yükselmelerinin olduğu, soğuk uygulaması yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda; laparoskopik ve açık karın cerrahisi geçirmiş küçükte karın hassasiyeti bulguları saptanması durumunda peritonit tablosunun düşünülmesi gerektiği, dolayısıyla 09/07/2016-11/07/2016 tarihleri arasında mevcut bulgular ile ameliyata alınmamasının tıbben uygun olmadığı, 11/07/2016 tarihinde yapılan ameliyatta rektumda yaralanma ve karın içinde gaita olduğunun belirlendiği, saptanan rektum yaralanmasının 07/07/2016 tarihli appendektomi ameliyatında gelişmiş olabileceği gibi enflamasyona sekonder olarak da gelişebileceği, geriye dönük olarak bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı, ancak her iki durumda da rektum yaralanmasının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyon olarak değerlendirildiği, 09/07/2016 tarihinde yatırılan küçüğün mevcut bulgular ile 11/07/2016 tarihine dek ameliyata alınmamasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olmadığı, dolayısıyla Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof.Dr....’nun uygulamasının özen eksikliği olarak değerlendirildiği ve tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, Çocuk Cerrahisi Araştırma Görevlisi Dr.... ve Dr....’un tıpta uzmanlık öğrencisi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı, tüm olarak değerlendirildiğinde Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. ...’nun eylemlerinin güncel tıp kurallarına uygun olmadığı, 11/07/2016 tarihi sonrasındaki süreçte küçükte gelişen barsaklarda nekroz, multipl perforasyon gibi tabloların çok sık görülen bir durum olmamakla birlikte takip eden dönemde ... Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi ve ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan medikal ve cerrahi tedavilerin tıbben uygun olduğu, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından küçüğün 5 yaşına kadar sık enfeksiyon öyküsü olduğu, yılda 5-6 kez alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle antibiyoterapi kullanımı olduğu belirtildiği, ayrıca ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 11/09/2017 tarihli durum bildirir raporunda da immün yetmezliği tanısıyla takip ve tedavisinin devam ettiği belirtildiği, küçükte altta yatan immün yetmezlik (enfeksiyonlara yetersiz cevap) rahatsızlığının bulunması durumunda barsaklarda nekroz, multipl perforasyonlar ile seyreden klinik tablodaki olağandışı seyri kolaylaştırıcı etkisinin olabileceği, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının tespit edilmediği oy birliği ile mütalaa olunur.'" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. İdare Mahkemesince anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince, davalı idare ve müdahillerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Davacılardan ...'nın davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle yaşadığı ameliyatlar ve sonraki süreçler sonunda bağırsaklarının bir kısmını kaybettiği ve kaybın da halen devam ettiği, bu sebeple sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda endişe ve üzüntüye düşen davacıların manevi zararlarının karşılanmasının gerekeceği kuşkusuzdur. Davacıların manevi zararının ise, yukarıda aktarılan ilkeler gözetilerek, davacılar yönünden manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, davalı idare yönünden ise hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede belirlenecek manevi tazminat miktarının ödenmesine karar verilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı, bu haliyle davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu görülmekte olup; manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alındığında, hükmedilecek manevi tazminat miktarının Bölge İdare Mahkemesince yeniden belirlenmesi gerektiğinden, temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.