1. Hukuk Dairesi 2009/11200 E. , 2009/12636 K. MAHKEMESİ : VAKFIKEBİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı,davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 73 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 550.07 m2'lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece,davanın hak düşücü süre yönünden reddine karar verilmiştir…
**1. Hukuk Dairesi 2009/11200 E. , 2009/12636 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : VAKFIKEBİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı,davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 73 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 550.07 m2'lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece,davanın hak düşücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 73 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayalı iptal, taşınmazların sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 03.02.1983 tarihinde yapılarak tespitin 05.04.1988 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 30.03.2006 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına "Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır." cümlesi ve aynı Yasa'nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa'ya "Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır." şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilrnek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı hazinenin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan soma yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir Inançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. üte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine temyiz• di1ekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir. . Hal böyle olunca somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre çekişmeli bölümün kıyıda bulunduğu ve dava tarihinde davacı Hazine'nin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre, dava1ının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazinenin, bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.