Başvurucu, eşcinsel olan kardeşini kasten öldüren sanığa isnat edilen suçun yetersiz araştırma ve hatalı değerlendirme sonucunda Mahkemece yanlış nitelendirilmesi ve şartları oluşmadığı halde haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması neticesinde eksik ceza tayin edilmesi, ayrıca eşcinselleri ayrımcılığa karşı koruyacak ve onlara yönelik suç işleyenlerin cezai indirimden yararlanmasını engelleyecek bir düzenlemenin olmaması ve bu suçları işleyenlerin cezalarında indirim yapılarak
Başvurucu, eşcinsel olan kardeşini kasten öldüren sanığa isnat edilen suçun yetersiz araştırma ve hatalı değerlendirme sonucunda Mahkemece yanlış nitelendirilmesi ve şartları oluşmadığı halde haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması neticesinde eksik ceza tayin edilmesi, ayrıca eşcinselleri ayrımcılığa karşı koruyacak ve onlara yönelik suç işleyenlerin cezai indirimden yararlanmasını engelleyecek bir düzenlemenin olmaması ve bu suçları işleyenlerin cezalarında indirim yapılarak farklı muamelede bulunulması nedenleriyle Anayasa’nın , , , ve maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 28/2/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 10/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, öldürülen Ahmet Öztürk’ün kardeşidir. Ahmet Öztürk, 8/8/2010 tarihinde kendisi gibi eşcinsel olan arkadaşı N. ile birlikte yoğunlukla eşcinsellerin buluştuğu bir bara giderek, burada sanık ve arkadaşı Ö. ile tanışmışlardır. Bir süre beraber eğlendikten sonra gece saat 30 sıralarında hep birlikte N. ’nin evine gitmişlerdir. N. ve Ö. eşleşip başka bir odaya geçerlerken, Ahmet Öztürk ve sanık ise beraber salon kısmında kalmışlardır. Cinsel ilişkiye girme konusunda çıkan anlaşmazlık sonucunda Ahmet Öztürk, sanık tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür. 8/8/2010 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre Ahmet Öztürk’ün öldürüldüğü odada yapılan incelemede; “şahsın sırt üstü yatar, üzeri çıplak, yoğun kan lekeleri içinde bulunduğu, yaşamını yitirdiği, sehpadaki küllüğün yere düştüğü, yerde sigara izmaritlerinin olduğu, çekyat olarak bilinen kanepenin yatak olarak kullanılacak biçimde açık olduğu, üzerinde iki yastık bulunduğu, sandalye üzerinde kullanılmış banyo havlusu ve bornozun bulunduğu, odanın birçok yerinde kan lekesinin görüldüğü, mutfakta boş içki şişeleri ve meyve suyu kutularının olduğu” gözlemlenerek, kriminal incelemeye esas olabilecek tüm iz ve eşyalar alınmıştır. Adli Tıp Kurumu’nun 9/8/2010 tarihli raporuna göre ölüm olayının “kesici delici alet yaralamasına bağlı iç organ ve büyük damar yırtılmasından gelişen iç ve dış kanama” nedeniyle meydana geldiği belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu’nun 21/9/2010 tarihli ayrıntılı otopsi raporunda, ölenin vücudunda 9 adet kesici delici alet yarası ile 8 adet kesik vasıfta yara saptanmış, anal muayenede postmortem dilatasyon (ölümden sonra genişleme) dışında makroskopik patolojik özellik görülmediği, kanda 93 mg/dl etanol, 0,217 ng/ml MDMA (ecstasy), 5,12 ng/ml sertralin bulunduğu, aranan uyutucu uyuşturucu maddelerin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık hakkında 9/8/2010 tarihinde düzenlenen Adli Tıp raporunda; “sağ elde ağrı ve hassasiyet, sağ ön kolda ağrı ve hassasiyet, sağ omuzda 3x3 cm ebadında ısırık izi, sol el avuç içinde 0,5 cm kesici alet giriş deliğinin saptandığı” hususlarına yer verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 27/10/2010 tarih ve Sor.2010/41069, E.2010/27874 sayılı iddianameyle, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1 ve maddeleri uyarınca “haksız tahrik altında kasten öldürme” suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında; “olay gecesi arkadaşı Ö. ile gittikleri barda Ahmet Öztürk ve N. ile tanıştıklarını, iki kız da olduğu halde birlikte dışarı çıktıklarını, yolda kızların ayrıldığını, Ahmet’e sorduğunda kızların daha sonra geleceğini söylediğini, yolda Ö. ’nin bir 50 TL’den bahsettiğini, bunun gelecek olan kızlarla ilgili olacağını düşündüğünü, N. ’nin evine gittiklerini, Ahmet’in burada da alkol aldığını, bir süre sonra N. ve Ö. ’nin ayrı bir odaya geçtiğini, Ahmet’in duş alıp kendisine de yıkanmasını istediğini, buna anlam veremediğini, sonra duş alacağını bildirdiğini, halen kızların geleceğini düşündüğünü, bu arada N. ve Ö. ’nin ilişkiye girdiğini anladığını, Ahmet’in bir bıçakla yanına geldiğini, fantezilerini baskı ile yaptırmaya kalktığını, karım olacaksın gibi sözler söylediğini, bu sırada Ahmet’in niyetini anladığını, konuşmaları ile bu durumu tasvip etmediğini söylediğini, bunun üzerine Ahmet’in ses tonunun değiştiğini, bazı hareketlere maruz kaldığını, boğazına bıçak dayalı olduğu ve tehdit edildiği için korkup kısmen cinsel isteklerine cevap verdiğini, …ancak isteklerinde ileri gidince kendisine bir kafa attığını, boğuşmaya başladıklarını, bıçağı almaya çalışırken avucundan yaralandığını, o anki şok ve heyecan ile almış olduğu bıçakla Ahmet’i birkaç yerinden bıçakladığını, seslerden N. ve Ö. ’nin de gelip, öncesinde Ahmet’in kilitlemiş olduğu kapıyı zorlayınca kapıyı kendilerine açtığını, siz bizi bu amaçla mı buraya getirdiniz diyerek N. ’ye çıkıştığını, yaralı olarak Ahmet’i bırakarak Ö. ile evden ayrıldıklarını, sonradan yakalandığını” belirtmiştir. Ö. ifadesinde; “aslında kız arkadaşlarla konuşma amaçlı olarak bara gittiklerini, tanıştıkları N. ve Ahmet ile bardan ayrıldıktan sonra 50 TL karşılığında ilişkiye girme konusunda N. ile konuştuğunu, sanığın bu para konusunun ilişki nedeni ile olduğunu düşünmediğini sandığını, evde ayrı bir odada N. ile birlikte olduklarını, bir ara diğer odada sesler gelince N. ’nin ‘Ahmet yine huysuzlandı herhalde’ diye konuştuğunu, ancak sesler artınca yanlarına girmek için çıktıklarını, kilitli olan kapıyı sanığın açtığını, elinde bıçak bulunduğunu, giyinik olduğunu, Ahmet’in ise yerde çıplak vaziyette uzanmış olduğunu, sanığın N. ’ye ‘siz bizi bunun için mi buraya getirdiniz’ diye bağırdığını, N. ’nin kendilerine 50 TL vererek taksi tutup gitmelerini istediğini ve ayrılıp gittiklerini” beyan etmiştir. N. ifadesinde; “9 yıldır tanıştıkları Ahmet ile eşcinsel olduklarını, olay gecesi gittikleri barda tanıştıkları Ö. ve sanık ile anlaşarak, bardan ayrılıp evine gittiklerini, barda yanlarında kızlar olmadığını, Ö. ile ayrı bir odada ilişkiye girdiklerini, bir ara Ahmet’in kendisine seslendiğini duyduğunu, bir problem olduğunu anladığını, Ö. ile kilitli olan kapıya yüklendiklerini, kapının sanık tarafından açıldığını, Ahmet’i kanlar içerisinde yerde çıplak vaziyette gördüğünü, sanığın elinde bıçak bulunduğunu, tamamıyla giyinik olduğunu, ne yaptın diye sorduğunda sanığın Ahmet’e dönerek ‘o. çocuğu, adamı sinkaf etmeye çalışırsan böyle adamı doğrarlar’ dediğini, odada fazla eşya olmadığı için bir boğuşma izini fark etmediğini, aralarında ne geçtiğini, olayın tam neden kaynaklandığını bilmediğini, kendilerine 50 TL verip göndererek patronuna ve kolluğa haber verdiğini” söylemiştir. Anılan Mahkemenin 6/10/2011 tarih ve E.2010/368, K.2011/285 sayılı kararı ile; “dosya kapsamına göre sanığın, kızlarla beraber olmak için eve geldiği yönündeki savunması haricinde aksi kanıtlanmayan diğer savunmalarına itibar edilerek, ilişki kurmak için N. ve Ö. ’nin ayrı bir odaya, Ahmet ve sanığın ise ayrı bir odaya girdiği, …burada maktulün elinde bıçak olduğu, bir takım cinsel fantezilerini gerçekleştirmek için sanığı zorladığı, hatta onu elinde kesi oluşturacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, vücudunda ekimozlar oluştuğu, aralarında boğuşma yaşandığı, sanığın bıçağı ele geçirerek maktulü öldürdüğü, maktulün cinsel fantezilerini gerçekleştirmek için sanığı zorlaması sonucunda eylemin meydana geldiği ve dolayısıyla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği” gerekçesiyle, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 81/ maddesi uyarınca verilen müebbet hapis cezası, aynı Kanun’un haksız tahrik hükmü gözetilerek ve duruşmadaki saygılı tutum ve davranışları dikkate alınarak maddeleri gereğince 10 yıl hapis cezasına indirilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Başvurucunun, öldürme eyleminin içselleştirilen homofobiden, cinsel yönelime duyulan nefretten dolayı “canavarca hisle” yapıldığını, 5237 sayılı Kanun’un 82/1-b maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğini, dolayısıyla cezanın eksik belirlendiğini, suçun niteliğinin yanlış değerlendirildiğini, haksız tahrik şartlarının oluşmadığını belirterek yaptığı temyiz üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/12/2012 tarih ve E.2012/2106, K.2012/9263 sayılı ilamıyla onanan Mahkeme kararı başvurucuya, 31/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 28/2/2013 tarihli dilekçesi ile 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Haksız tahrik” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.” 5237 sayılı Kanun’un “Kasten Öldürme” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli haller” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir: “(1) Kasten öldürme suçunun; b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”