(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/14134 E. , 2012/5474 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ve vekili avukat ...geldi, davalı adına gelen olmadığından o
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/14134 E. , 2012/5474 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ve vekili avukat ...geldi, davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıların vekili olarak ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2005/329 esas sayılı davayı takip ettiğini, davalılarla ayrı ayrı ücret sözleşmesi imzaladığını, görevini özenle ve gereği gibi yerine getirdiği halde davalılar tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretlerinin ise ödenmediğini, alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu icra takiplerine de itiraz edildiğini ileri sürerek, takiplere yapılan itirazların iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalılar, kendileri aleyhine ayrı ayrı yapılan icra takipleri nedeniyle tek bir “itirazın iptali” davası açılamayacağını, kaldı ki davacı avukatın haklı olarak azledildiğini, vekalet ücreti talep edemeyeceğini savunarak, davanın gerek usul, gerekse esastan reddini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece kısa karada, “davanın kısmen kabulüne, ... 8. İcra Müdürlüğünün 2006/5916 esas sayılı dosyasında 14.360 TL asıl alacak ile ... 8. İcra Müdürlüğünün 2006/5917 esas 2011/14134-2012/5474 sayılı takip dosyasında asıl alacağa yapılan itirazların iptaline, davalılar daha önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, davacının diğer itirazın iptali taleplerinin reddine”, gerekçeli kararda ise, “Davalı ...' ın ... 8. icra müdürlüğünün 2006/5916 E. sayılı takip dosyasında 14.360 TL asıl alacak ile; ...' ın ... 8. icra müdürlüğünün 2006/5917 E. sayılı takip dosyasında 2.000 TL asıl alacağa yapılan itirazların iptaline, daha önce davalılar temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, diğer davalılar ile fazlaya ilişkin itirazın iptali davalarının reddine, 6.544 TL icra inkar tazminatının davalı ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen 72.640 TL nin % 40'ı olan 29.056 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş, karar taraflarca temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Temyize konu davada, kısa karada, “davanın kısmen kabulüne, ... 8. İcra Müdürlüğünün 2006/5916 esas sayılı dosyasında 14.360 TL asıl alacak ile ... 8. İcra 2011/14134-2012/5474 Müdürlüğünün 2006/5917 esas sayılı takip dosyasında asıl alacağa yapılan itirazların iptaline, davalılar daha önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, davacının diğer itirazın iptali taleplerinin reddine”, şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “Davalı ...'ın ... 8. icra müdürlüğünün 2006/5916 E. sayılı takip dosyasında 14.360 TL asıl alacak ile; ...'ın ... 8. icra müdürlüğünün 2006/5917 E. sayılı takip dosyasında 2.000 TL asıl alacağa yapılan itirazların iptaline, daha önce davalılar temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, diğer davalılar ile fazlaya ilişkin itirazın iptali davalarının reddine, 6.544 TL icra inkar tazminatının davalı ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen 72.640 TL nin % 40'ı olan 29.056 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalıya iadesine, 6.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.