(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/2969 E. , 2007/7725 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.9.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 2.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.6.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden dava…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/2969 E. , 2007/7725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.9.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 2.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.6.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı dava konusu taşınmazın mirasçıların arasında paylaşıldığını ve beş erkek kardeşe düşen taşınmazın tapudan beş kişi adına tescilinin olanaklı olmaması nedeniyle davalılar adına ileride mülkiyeti kendilerine devredilmek üzere tescil edildiğini ileri sürerek payı oranın da tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir. 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Eldeki davada da, davacı beş kardeş adına tescili gereken taşınmazın ileride mülkiyetini devralmak koşuluyla davalılar adına tescil edildiğini ileri sürmüş ve inanç sözleşmesine dayanmıştır. Ancak; az yukarıda sözü edilen açıklamalar doğrultusunda, yazılı delil yada delil başlangıcı sunmamıştır. Ne var ki, dayandığı deliller arasında yemin delili de bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece davacının yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması gerekir. Davacının diğer temyiz itirazları yerinde değil ise de bu olgunun gözardı edilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.