1. Hukuk Dairesi 2008/10076 E. , 2008/12447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 578 ada 1 parsel sayılı taşınmazına davalının haklı bir nedene dayanmaksızın müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, taşınmazda kiracı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre taşınmazda oturdu
**1. Hukuk Dairesi 2008/10076 E. , 2008/12447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 578 ada 1 parsel sayılı taşınmazına davalının haklı bir nedene dayanmaksızın müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, taşınmazda kiracı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre taşınmazda oturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden, dava konusu 578 ada 1 parselde bulunan zemin 3 nolu bağımsız bölümün kayden davacıya ait bulunduğu, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu anılan bağımsız bölümde davacının annesi olan davalının oturduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümde davalının şifahi kira sözleşmesi ile oturduğu, Medeni Kanun hükümlerine göre çocukların anne ve babalarına bakmakla yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstü kapalı) olarakta vücuda getirilebilir. Yeterki, taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural 18.3.1942 tarih 37/6 Sayılı İnançları Birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır. Ne varki; kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğmuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele)dir. O halde, değinilen bu ilkelerle somut olay birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında gerçekleşen bir kira bağıtının varlığından sözedilemez. Esasen, davalının taşınmazı kullanımının anne-oğul ilişkisinden kaynaklanan muvafakata dayalı olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, davalının dava konusu taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davacının dava açmakla muvafakatini geri aldığı gözetilerek davacının kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hüküm açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.