Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektupların cezaevi idaresi tarafından gönderilmemesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektupların cezaevi idaresi tarafından gönderilmemesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/2/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. 19/12/2012 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca başvuru dilekçesi, şeklî unsurlarının tamamlanması için başvurucunun bulunduğu infaz kurumuna iade edilmiştir. Başvurucu tarafından eksiklikler giderilerek 1/3/2013 tarihinde önceki başvuruya konu olan mektup dışında bir mektubun gönderilmemesi kararı da eklenmek suretiyle toplam beş mektupla ilgili bireysel başvuru yapılmıştır. 2013/1830 numaralı başvuru dilekçesi ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu tarafından yapılan 4/2/2013 tarihli ilk başvuru ile 1/3/2013 tarihli ikinci başvuru, süreçleri ile olay ve olguları farklı olduğundan söz konusu dört mektupla ilgili 4/2/2013 tarihli ilk başvuru, 2013/1830 No.lu başvuru dosyasından tefrik edilerek bu bireysel başvuru numarasına kaydedilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2015 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 18/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 31/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/9/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 8/11/2005 tarihli E. 2005/61, K. 2005/120 sayılı kararıyla başvurucunun “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu), Sn.K., S.G., Ö.A. ve Sr.K. isimli arkadaşlarına ayrı ayrı dört mektup göndermek istemiştir. Başvurucunun Sn.K.ya hitaben yazmış olduğu bir sayfalık mektupta “ … KUH(?) süreci devam ediyor. Söze gerek yok. Süreç tıkalı, nereye varacağı bilinmiyor. Her şeye hazırlıklı olmak şarttır. Haliyle seyirci kalamayacağımızı söylemiştik. Biz de dörde bölündük süresiz dönüşümlü ag’ye (70) yetmişinci günde başlıyoruz. İlk başta biz, siz, Ö.ler, Adıyaman ile birlikte (7) yedişer gün gideceğiz. Sonra Ş., A. ve H. y’lar oradan da biraz memlekete doğru gideceğiz. Ö., E. ve Malatya derken Karadeniz’le tamamlayacağız gezintiyi.Olur da bir iki gün geç olsa da yine de ona göre başlanır. Çavémin faksımı alınca bana dön olur mu? Sanırım sen yanlış haber almışsın. E. y. aynı yerde. Sen bir sevk çıkarıp gelemedin buraya. Ama olacak bir gün. Başka olumsuz bir durum yok. Bize agden dolayı ceza kestiler. …” ifadeleri yer almaktadır. Başvurucunun S.G.ye hitaben yazmış olduğu bir sayfalık mektupta “ … KUH(?)’nin mevcut süreci ilerliyor. Haklı, meşru taleplere sessiz kalınamazdı. Biz de genel olarak dörde bölündük süresiz dönüşümlü ag’ye (70) yetmişinci günde başlıyoruz. (7) yedişer gün gideceğiz. İlk başta biz, siz, S., Ö.’lerle gideceğiz. Sonra Ş., H. derken biraz da Malatya, Elbistan, Ö.’ler yol alacak. Oradan da Karadeniz’le devir tamamlanacak. Böylece epey gezmiş olacağız. Senden hiç ses çıkmıyor yoldaş. … Öngörmek hazırlıklı olmak bakımından diyorum. Yoldaşlar pek ketum olunca insanoğlu pek rahat olamıyor. …” ifadeleri yer almaktadır. Başvurucunun Ö.A.ya hitaben yazmış olduğu bir sayfalık mektupta “ … Bu süreç uzayacağa benziyor. Biz üç günlük ag yapmıştık, ama süreç tıkalı, haklı meşru taleplere seyirci kalınmaz. Biz de dörde bölündük süresiz dönüşümlü ag’ye (70) yetmişinci günde başlıyoruz. İlk başta biz, siz, Sincan, Adıyaman ile birlikte (7) yedişer gün gideceğiz. Sonra Tekirdağ hattı, oradan da E’ler, Ö.’ler derken son olarak da Karadeniz’le durağı tamamlayalım. Sen hiç dönmedin yoldaş. … Halbuki bir süreç başlayınca insan der ki ‘ ne olacak bu dünyanın hali’ değil mi? . Bazı yoldaşlar çok duyarsız hiç ses vermiyorlar. Neyse hem işimizi yapacağız, hem de eleştireceğiz. Bu ag’lerde halkımız bir iki gün gecikse de sonuçta böyle ilerleyecekler. Sonra bakılır artık. … Hevallerin sürecine bir çok eleştiri olabilir ama esas mesele talepler ve tabi ki bu uğurdaki direniştir. …” ifadeleri yer almaktadır. Başvurucunun Sr.K.ya hitaben yazmış olduğu üç sayfalık mektupta “İstek ve iyi niyetle savaşı durdurmak mümkün mü? … Ortada bir savaş varsa tarafları vardır. Çoçgerî isyanından – 1920’lerden beri faş. Türk devleti Kürt ulusuna karşı savaş sürdürmektedir. 1920’nin 1937-38 arası Kürt isyanlarını soykırımla bastıran devlet Yüzyılda halen gerilla savaşına tutuşan Kürt hareketini ezmek ve yok etmeye, Kürt ulusunun siyasal olarak inkar etmeye devam ediyor. Özlü ifadeyle savaş sürüyor. Şayet savaş varsa, süren bu savaşın son bulmasını isteyenler olduğu gibi daha şiddetle sürdürülmesini isteyenler de vardır. … Barış istemek insanın en doğal hakkıdır. Fakat insancıl istekler ile savaşın son bulmayacağı çok açıktır. Hele ki gerçekleri bir kenara bırakarak sınıfların varlığını unutarak içi boş vaatlerde bulunanlar arasında devrimci hareketin bir kısmı varsa ve bu yaklaşımlar Marksizm maskesiyle savunuyorsa burjuva sapmanın boyutu çok daha ciddi demektir. Açıktır ki bir tarafın isteğiyle savaş durdurulamaz. Kürt ulusunun haklı, meşru, demokratik haklarının bir kısmının kabul edilmesi isteğini sürekli dile getirmekle savaş sonlanamaz. … Sürdürülen savaşın zorbalığı altında inleyen Kürt ulusunun, ezilen Kürt halkının barış arzusu, bütün iyi niyetli açıklamalarla karşılanmayacağı gün gibi açıktır. Anlaşılıyor ki reformist legal partiler, küçük burjuva devrimci hareketlerin bir kısmı Türk devletinin neredeyse yüzyıllardır Kürtlere karşı sürdürdüğü savaşın siyasal ve toplumsal niyetiyle pek ilgilenmemektedirler. … Diğer yandan sürdürülen savaşın özü sadece silahlı ayaklanma dönemiyle asla açıklanamayacağı için devletin belli hakların tanınması karşılığında da PKK’ nin silahsızlandırılması Kürtler açısından asla bir barış anlamına gelmez. … Savaşın sonlandırılmasının iki yolu vardır: f. Türk devletinin K. K…n üzerindeki hâkimiyetinin parçalanması anlamına gelen Kürt ulusunun savaşarak bağımsızlığını kazanmasıdır. … Kürtler açısından da bu, sakatlanmış bir özgürlük olacaktır. Bu durumda Kürt ulusu da dünyada bir avuç tekelci emperyal devletin baskısı altında yaşayan bağımlı ezilen uluslara katılmış olacaktır. … İkinci yolu ise: Türk , Kürt ve çeşitli azınlıklardan işçi,köylü geniş halk kitlelerinin proleter devrim yoludur. Emperyalist güçlerin yerel ve bölgesel egemenliğini kıracak ve gerçekten ezilen sınıflara barış getirecek tek yol budur. Bu anlamıyla iyi niyetli barış temennileri, devrimci kitlelerin silahsızlandırılmasını değil, komünist hareketin her bakımdan Türk ulusal hâkimiyetinin Kürtler üzerinden kalkması için savaşması gerekir ve propaganda etmesi zorunluluğunu unutmamalıdır. … Savaş PKK ile başlamadı; bu nedenle PKK ‘nın uzlaşması ve silahsızlandırılmasıyla da son bulmaz. … Hakimiyet ve sömürüyü yöneten emperyalizm ve ezen ulus Türk hakim sınıflar, savaşın bir tarafıdır. Diğer tarafı ise kan ve gözyaşıyla tarihi yoğrulan, soykırıma uğrayan, yok edilen yağmalanan Kürt ulusudur. … Tarihsel deneyim bizlere emperyalistlere ve işbirlikçi sınıfların pohpohlanmalarına, barış ve huzur vaatlerine kanmamayı öğretmiştir. Barışı sağlamak için savaş sürdüren gerici hakim sınıfların iktidarını yıkmak için savaşmak gerekir. … Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkının dışındaki tüm gerici engeller ve zincirler kırıldıktan sonra güncel olarak sürdürülen savaşın sonlandırılmasının toplumsal, siyasal karşılığı olabilir. … Çünkü savaş sadece silahlı örgüte karşı değil, tarihsel olarak Kürt ulusuna karşı verilmektedir. Bu nedenle gerçekten barış isteyenler ‘savaşa karşı olanlar’ Türk ulusal ayrıcalığına karşı, emperyalist işbirlikçi Türk hakim sınıflarının Kürt ulusu üzerindeki hakimiyetini kırmak için savaşmalıdırlar. … Aksine kitlelerin silahlanması ve kendi demokrasilerini inşa etmeleri tarihsel zorunluluktur. Bu tarihsel doğru Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkının eline alması için savaşmaktan başka yolunun olmadığını da göstermiştir. Mkp ’nin T. Ve KK devrimi için silahsızlanma yolunu değil de silahlanma ve savaşma yolunda ısrar etmesi sınıf savaşımının zorunlu sonucudur. … Ark ne zaman çıkıyor? Fazlaca gecikmedi mi? Bu konuda merakta kaldık. N.(Bayburt M tipi hapishanesi)’e H.G. yollamanızı rica etsem. Bir diğer mevzu Ark’ın fazla geciktirilmemesidir.” ve benzeri ifadeler yer almaktadır. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca söz konusu mektupları inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu; üç mektup (bkz. §§ 11, 12, 13) yönünden sırasıyla 16/11/2012 tarihli ve 2012/370 sayılı, 16/11/2012 tarihli ve 2012/371 sayılı, 16/11/2012 tarihli ve 2012/372 sayılı kararlarla mektupların alıkonulmasına karar vermiştir. Anılan kararların gerekçesi aynı olup ilgili bölümü şöyledir:“… Terör örgütüne destek vermek amacıyla açlık grevine girmeleri gerektiğini ve bunun diğer cezaevlerinde kalan kendi örgüt elemanları içerisinde sıraya koyarak yapmaları konusunda planlama yaptığı, bu şekilde örgüt elemanlarını eylem yapmaya teşvik ettiği anlaşıldığından …” İnfaz Kurumu, Sr.K.ye gönderilmek istenen mektup (bkz. § 14) yönünden 2/10/2012 tarihli ve 2012/54-53 sayılı kararıyla mektubun alıkonulmasına karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:“İlgili mektubun içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğünü zedeleyici, bölücü ve ayrımcı unsurların yer aldığı ve yine kurum ve kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış örgüt propagandası şeklinde örgütsel haberleşmeye yönelik yorum ve ifadeler bulunmaktadır.” Başvurucu bu kararlara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet başvurularında bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği sırasıyla 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2195, K.2012/2330 sayılı, 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2196, K.2012/2333 sayılı, 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2197, K.2012/2331 sayılı, 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2139, K.2012/2337 sayılı kararlarla İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararlarına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetlerini reddetmiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararlarına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesince; sırasıyla 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/23 sayılı, 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/21 sayılı, 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/18 sayılı, 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/22 sayılı kararlarla İnfaz Hâkimliğinin kararlarındaki gerekçeye atıf yapılarak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazlarının reddine karar verilmiştir. Anılan karar başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5275 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü/Tüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmi dört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.”