Başvurucular, tutukluluklarının makul süreyi aştığını ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların ilgili ve yeterli olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Başvurucular, tutukluluklarının makul süreyi aştığını ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların ilgili ve yeterli olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvuru, 2/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 2/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 2/10/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 24/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 1/7/2010 tarihinde gözaltına alınmış, 4/7/2010 tarihinde başvurucu Mehmet Ali Kınacı "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak", başvurucu Abdullah Kınacı ise “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçlarından dolayı Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmışlardır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/3/2011 tarih ve E.2011/217 sayılı iddianame ile başvurucu Mehmet Ali Kınacı hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, başvurucu Abdullah Kınacı hakkında ise "uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından dolayı kamu davası açılmıştır. İddianamede şu değerlendirme yapılmıştır: “… 28/04/2010 ile 01/07/2010 tarihleri arasında yapılan teknik takip, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, ara yakalamalar, alınan ifadeler ve ele geçirilen suç unsuru maddelerden bahsi geçen örgütün planlı bir şekilde yakalandığı, oluşturulan yapı içerisinde Irak ülkesinden getirilen uyuşturucu maddenin ticaretinin yapıldığı, örgüt içerisinde bulunan şahısların tamamının birbiri ile bağlantısının bulunduğu ve birbirlerinin faaliyetlerinden haberdar oldukları, organizasyon içerisinde hiyerarşik bir yapılanmanın olduğu, uyuşturucu ithali ve ticaretini devamlı olarak yaptıkları ve bunu meslek haline getirdikleri, suç organisazyonu üyelerinin kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde eroin maddesi yerine "yük" ve benzeri şifreli kelimeler kullandıklarının tespit edildiği …”. Adana Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. maddesi ile görevli) 2/6/2011 tarih ve E.2011/109, K.2011/184 sayılı kararla “Mahkememizce Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2010 gün ve 2009/9-11 esas, 2010/38 karar sayılı ilamında açıkça belirtildiği üzere, suç örgütü kurmak, üye olmak suçundan beraat kararı verildiğinden, araç suç niteliğinde olan örgütsüz uyuşturucu ticareti (ithal) suçundan dolayı yargılama yapma görevi de mahkememize ait olmadığından 5271 sayılı CMK 3-4-5 ve 252/1-g maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi” ne karar vermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2012 tarih ve E.2011/222, K.2012/94 sayılı karar ile başvurucuların uyuşturucu maddeyi ithal etme suçunu işlediği sabit görüldüğünden 17 yıl 6 ay hapis ve 000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 27/6/2013 tarih ve E.2012/23156, K.2013/6574 sayılı ilamıyla " ...delillerin değerlendirilmesi ve sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi görevinin özel yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılama sürdürülerek hüküm kurulması, ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesince 31/7/2013 tarih ve E.2013/325, K.2013/336 sayılı karar ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dosya Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 11/3/2014 tarih ve E.2013/155, K.2014/37 sayılı kararla, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması nedeniyle dosyanın Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/170 sayılı dosya kapsamında 21/3/2014 tarihinde tensip zaptını düzenlemiş, 10/4/2014 tarihinde yaptığı ilk duruşmada sanık savunmalarını almış, talep üzerine esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için sanık müdafilerine süre verilmesine ve "...isnat olunan suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması, dosya içinde bulunan somut deliller, tutuklu kaldığı süre ve suçun CMK.nun 100/3-a-8 maddesinde belirtilen suçlardan oluşu ..." gerekçesiyle başvurucular ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Bu karara itiraz edilmesi üzerine Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı değerlendirme sonucunda 21/4/2014 tarih ve 2014/462 Değişik İş No'lu kararında,"Sanıkların müsnet suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren iletişim tespit tutanakları, fiziki talep tutanakları, olay tutanağı ve ekspertiz raporu gibi somut delillerin bulunması, suçun vasıf ve mahiyeti CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması, mevcut delil durumunun kuvvetli suç şüphesini oluşturduğu gerekçesiyle verilen tutuklama kararı usul ve yasaya uygun olmakla ..." gerekçesine dayanarak itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucular 2/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, 15/5/2014 tarih ve E.2014/170, K.2014/190 sayılı karar ile başvurucuların, uyuşturucu maddeyi ithal etme suçundan 17 yıl 6 ay hapis ve 000, 00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. UYAP sisteminden yapılan sorgulamada başvuru ile ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtay'da derdest olduğu tespit edilmiştir. UYAP sisteminde başvurucular ile ilgili olarak yapılan araştırmada başvurucu Mehmet Ali Kınacı hakkında kesinleşmiş ve infaz edilmiş başkaca mahkûmiyet ilamı tespit edilmekle, başvurucunun Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/170 sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin tespiti amacıyla Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıya verilen 30/1/2015 tarihli yazı cevabı ekindeki belgede; Mehmet Ali Kınacı hakkındaki Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 4/7/2010 tarih ve 2010/137 sayılı tutuklama müzekkeresinin 4/7/2010-20/8/2010 tarihleri arasında infaz gördüğü, 20/8/2010 tarihinde tutukluluk infazının durdurulup İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2006 tarih ve E.2004/315, K.2006/201 sayılı ilamına konu 10 yıl hapis cezasının 20/8/2010-19/4/2012 tarihleri arasında infaz edildiği, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/137 sayılı tutuklama müzekkeresinin infazına tekrar 19/4/2012 tarihinde başlandığı belirtilmiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Uyuşturucu veya uyarıcı madde imalve ticareti (Madde 188), …” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“(Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. ...” 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Uyuşturucuveya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırıolarak imal, ithal veya ihraçeden kişi, yirmi yıldan otuzyıla kadar hapis ve yirmibingüne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenineroin, kokain, morfin veya bazmorfinolması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranındaartırılır.”