Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/352 E. , 2024/3108 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/352 Karar No : 2024/3108 DAVACILAR : ...'e velayeten, kendi adlarına asaleten ...ve ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... İşleri Başkanlığı / ... VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU: Davacılar tarafından, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararına istinaden Diyanet İşleri Başkanlığı'nca çıkarılan ... tarih ve E... sayılı, 2019 Yılı Hac…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/352 E. , 2024/3108 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/352 Karar No : 2024/3108 DAVACILAR : ...'e velayeten, kendi adlarına asaleten ...ve ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... İşleri Başkanlığı / ... VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU: Davacılar tarafından, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararına istinaden Diyanet İşleri Başkanlığı'nca çıkarılan ... tarih ve E... sayılı, 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B-Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı kısmında yer alan 1. maddesinin iptali ile bu Talimata dayalı olarak tesis edilen işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararlara karşılık olarak her davacı için 10.600,00 TL olmak üzere toplam 31.800,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Hacca gidebilmek için 2012 yılından beri ailece ön kayıt başvurusunda bulundukları, 2019 yılında kura sonucunda grup olarak kesin kayıt hakkı kazanmalarına rağmen dava konusu 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı uyarınca davacılardan 8 yaşındaki ...'in kesin kaydının yapılmayacağının bildirildiği, bu durumun aile bütünlüğünün ve kazanılmış hakkın ihlaline sebep olduğu, davacı...'in anne ve babasından hac süresince ayrı kaldığı, psikolojisinin etkilendiği, vücudunda yaralar çıktığı, ailesinin ise onu geride bırakarak hacca gitmesi nedeniyle derin üzüntü yaşadığı, yaşanılan psikolojik ve manevi çöküntülere karşılık olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, dava konusu Talimatın hukuka ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: 30/10/2011 tarih ve 28100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/2347 sayılı Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinde, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun görev ve yetkileri arasında hacı adaylarının hangi usullerle belirleneceğine karar verme yetkisinin sayıldığı, bu yetkiye göre anılan Kurulun... tarihli ve ... sayılı kararıyla ebeveynlerinin bakımına daha fazla muhtaç olan, ayrı bir pasaport ve vize gerektirmediği için hac kontenjanını eksiltmeyen 0-6 yaş arası çocukların ebeveynleri ile kesin kayıtlarının alınmasına, buna karşılık, ebeveynlerinin bakımına daha az muhtaç olan, erginlik çağına gelmemelerine, dolayısıyla kendileri açısından hac ibadeti farz olmamasına rağmen Suudi Arabistan Krallığı kararı gereği ayrı bir pasaport ve vize alması zorunluluğu nedeniyle kontenjan işgal eden 7-12 yaş arası çocuklara kesin kayıt hakkı tanınmamasına karar verildiği, aksi durumun hac ibadeti kendisine farz olan vatandaşların, sınırlı sayıdaki hac kontenjanından en üst seviyede faydalanmalarına yönelik kamu yararına aykırılık teşkil edeceği, dava konusu...tarih ve E... sayılı 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatının da anılan Kurul kararının uygulanması ve duyurulması amacıyla tesis edildiği, dava konusu Talimatın, yürütülen hac ve umre hizmetlerinin niteliği, önemi, hac ibadetine yönelik yüksek talebin sınırlı sayıdaki kontenjana indirgenmesi zorunluluğu, kendisine hac ibadeti farz olan vatandaşlarımızın istifadesinin esas alınması gibi hususlar ve kamu yararı gözetilerek oluşturulduğu, bu bağlamda da dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Davacılar tarafından, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca çıkarılan ... tarih ve E... sayılı 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B. Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı 1. maddesinin iptali ile bu Talimata dayalı olarak tesis edilen işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık olarak 31.800,00.-TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; Diyanet İşleri Başkanlığı'nca çıkarılan ...tarih ve E.... sayılı 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B. Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı 1. maddesinin iptali ile bu Talimata dayalı olarak tesis edilen işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık olarak 31.800,00.-TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hac ve Umre Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 2019 yılı Hac Organizasyonunda uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hususlar belirlenmiş, dava konusu edilen düzenleme ile "1. Hacca götürülmek istenilen “0-6” yaş çocukların ön kayıtları ebeveynleri ile birlikte yapılacaktır. 07-12 yaş arasındaki çocukların ise kayıtları alınabilecek ancak üzerlerine hac farz olmadığından kuraya dahil edilmeyecektir. Ön kayıttan sonra doğan çocukların ebeveynleri kesin kayıt hakkı elde ederlerse, istemeleri halinde bu çocuklarına, kontenjan durumu dikkate alınarak hacı sayılarının Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığına bildirildiği tarihe kadar kesin kayıt hakkı verilecek ve arşiv bilgileri tutulmayacaktır. Ön kaydı olup kuraya dâhil edilmeyen 0-12 yaş arası çocuklardan, 0-06 yaş arası çocukların kesin kayıt hakkı elde eden ebeveynleri ile birlikte kesin kayıtları alınacaktır. 07-12 yaş arasındaki çocukların ise ebeveynleri kesin kayıt hakkı elde etseler dahi kesin kayıtları alınmayacaktır." kuralı getirilmiştir. 30/10/2011 tarih ve 28100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/2347 sayılı Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararının 7/4-d maddesinde, "Hacı adaylarının hangi usullerle belirleneceğine karar verme yetkisi"nin Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun görevlerinin arasında sayıldığı, bu yetkiye göre söz konusu Kurulun, ebeveynlerinin bakımına daha ziyade muhtaç olan, ayrı bir pasaport ve vize gerektirmediği için hac kontenjanını eksiltmeyen 0-6 yaş arası çocukların ebeveynleri ile kesin kayıtlarının alınmasına, ebeveynlerinin bakımına daha az muhtaç olan, erginlik çağına gelmemesine rağmen ayrı bir pasaport ve vize gerektiren, bu nedenle hac ibadeti kendisine farz olan vatandaşlarımızı, sınırlı sayıdaki hac kontenjanından mahrum bırakacak olan 7-12 yaş arası çocukların ebeveynleri ile kesin kayıtların alınmamasına karar verildiği, bu kararın yürütülen hac ve umre hizmetlerinin niteliği, önemi, hac ibadetine yönelik yüksek talebin sınırlı sayıdaki kontenjana göre kendisine hac ibadeti farz olan vatandaşlarımızın istifadesine yönelik kamu yararı gözetilerek oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Suudi Arabistan Hükümetinin 07-12 yaş arasındaki çocukların ayrı pasaport dahilinde hacca katılımını öngörmesi ve bu yaş grubunu da hac kontenjanına dahil etmesi nedeniyle getirilen sınırlamada dayanağı mevzuata ve amaçlarına aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacıların 2019 yılı hac kurasında grup olarak kesin kayıt hakkı elde ettiklerinin kısa mesaj yoluyla kendilerine bildirilmesine rağmen davacılardan ...'in işlem tarihi itibarıyla 8 yaşında (7-12 yaş aralığında) olmasından dolayı kesin kaydının yapılmayacağının öğrenilmesi üzerine, davacılardan baba... tarafından çocuğu ...'in de hacca götürülmesine izin verilmesi talebiyle ... tarihinde davalı idareye e-posta yoluyla yapılan başvuru, ... tarihinde dava konusu Talimat maddesine dayanılarak ... İl Müftülüğünce reddedilmiştir. Daha sonra yine aynı davacı tarafından, bu kez, kızlarının kazanılmış hakkının korunarak kurasız şekilde hac görevini yerine getirmesine izin verilmesi, tekrar hac kurasına girecekse ne şekilde olacağının bildirilmesi veya masrafları davalı idarece karşılanacak bir umre organizasyonuna götürülmesi istemiyle 14/10/2019 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvuru, davalı idarenin ... tarihli ve E... sayılı işlemiyle dava konusu Talimatın dayanağı olan Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun ilgili kısmına yer verilmek suretiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin dayanağı olan ve davalı idarece tesis edilen... tarih ve E... sayılı, 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B-Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı kısmında yer alan 1. maddesinin iptali ile bu Talimata dayalı olarak tesis edilen 24/10/2019 tarihli işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık olarak 31.800,00 TL tazminatın ödenmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Dava dilekçesinin incelenmesinden; dilekçenin içeriğinde, manevi zararın, dava konusu Talimat maddesine dayanılarak ...'in kesin kaydının yapılmaması sonucu grup olarak (büyükanne, baba, anne, çocuk) hep birlikte hacca gidilememesinden ve kızlarının uzun süre ailesinden ayrı kalması sebebiyle yaşanan karşılıklı psikolojik çöküntüden doğduğunun, dolayısıyla kızlarının kesin kaydının yapılamayacağına yönelik 16/01/2019 tarihli işlem ile bu işlemin icrasından kaynaklandığının ileri sürüldüğü, bununla birlikte dilekçenin "sonuç ve istem" başlıklı kısmında açıkça 24/10/2019 tarihli işlemden doğan manevi zararın tazminine karar verilmesinin talep edildiği ve bu işlemin, davacıların ilk başvurusundan farklı bir istemin, davacı ...'in kazanılmış hakkının korunması isteminin reddine ilişkin olduğu anlaşıldığından; "taleple bağlılık" ilkesi gereği, manevi tazminat istemi, 24/10/2019 tarihli işlem ile sınırlı olarak incelenmiştir. Esasen, manevi tazminat isteminin 16/01/2019 tarihli işlemin icrasından kaynaklandığının kabul edilmesi, işbu davanın, işlemin icrasının tamamlandığı, daha açık bir anlatımla hac organizasyonunun sona erdiği 14/08/2019 tarihinden itibaren, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içinde açılmaması nedeniyle de mümkün değildir. Benzer şekilde, dilekçenin içeriğinde, davacılar tarafından, davacılardan ...'in kızının da hacca gidebileceği düşüncesiyle aracını sattığı, gidemeyeceğini bilmesi halinde satmayacağı, bu nedenle maddi zarara da uğradığı iddia edilmekte ise de; dilekçenin "konu" ile "sonuç ve istem" kısımlarında yalnızca manevi tazminat istemine yer verildiği, maddi tazminat talebinde bulunulmadığı görüldüğünden, anılan iddia "talep konusu" olarak kabul edilmemiştir. Kaldı ki davacı anne ve babanın, kızlarının hacca gidemeyeceğini öğrenmelerine rağmen grup olarak (büyükanne, baba, anne) hacca gittikleri, dolayısıyla anılan satış işleminin uygulama işleminden doğan bir zarar niteliğinde olmadığı (zarar ile idari işlem arasında illiyet bağı bulunmadığı) da anlaşılmaktadır. Öte yandan; her ne kadar davacılar tarafından, 16/01/2019 tarihli işlemle öğrendikleri Talimatın ilgili kısmının iptali istenilmiş ve işbu dava anılan tarihten (hatta hac organizasyonunun sona erdiği 14/08/2019 tarihinden) itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içinde açılmamış ise de; davacıların ilk başvurusundan sonra 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında farklı talepler içeren 14/10/2019 tarihli yeni başvurusu üzerine tesis edilen 24/10/2019 tarihli işlemde, anılan Talimatın dayanağı olan Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun ... tarihli ve...sayılı kararının ilgili kısımlarına yer verildiği, dolayısıyla Kurul kararına dayanılarak tesis edildiği, dava konusu Talimatın da bu Kurul kararının duyurulmasından ibaret olduğu, buna bağlı olarak 24/10/2019 tarihli işlemin, dava konusu Talimatın -dolaylı da olsa- uygulanması niteliğinde bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; davanın Talimat yönünden de süresinde olduğu sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasının incelenmesi uygun görülmüştür. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasında, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere Cumhurbaşkanlığına bağlı Diyanet İşleri Başkanlığının kurulduğu hükme bağlanmış; "Hac ve umre hizmetlerinin yürütülmesi" başlıklı 13. maddesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle 7. fıkrasında, “Hac ve umre hizmetlerinin yürütülmesi, Hac ve Umre Hesabının oluşturulması, bu hesapta yer alan tutarların harcanması, hac ve umre dönemlerinde hac ve umre faaliyetleri için yurt içinde görevlendirilen Başkanlık personeline sınav hizmetleri karşılığında ödenecek ücretler, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu ile Hac ve Umre Komisyonunun kuruluş, görev ve yetkilerine dair usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.” hükmü yer almıştır. 30/10/2011 tarih ve 28100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ... tarih ve ... sayılı Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının, dava konusu işlem tarihindeki haliyle, "Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu; Diyanet İşleri Başkanının başkanlığında, Gümrük ve Ticaret, İçişleri, Kültür ve Turizm, Maliye, Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıklarının müsteşar veya müsteşar yardımcıları ile Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin birer temsilcisinden oluşur."; 3. fıkrasında, "Hac ve umre faaliyetlerine ilişkin temel esaslar ve stratejiler Kurul tarafından belirlenir." düzenlemesi; 4. fıkrasında, "Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: a) Hac ve umrenin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi ve sunulan hizmetin kalitesinin artırılması için yurt içinde ve yurt dışında alınması gerekli tedbirleri belirlemek. ... d) Hacı adaylarının hangi usulle belirleneceğine karar vermek." düzenlemeleri yer almaktadır. 19/02/2013 tarih ve 28564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in "Başkanlığın görevleri" başlıklı 4. maddesinde, Diyanet İşleri Başkanlığının hac ve umre ile ilgili görevleri arasında, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunu toplamak, Kurulun aldığı kararlara göre hac ve umre programlarını yapmak ve ilan etmek, hac ve umre faaliyetleri ile ilgili olarak Kurul tarafından belirlenen usul ve esasları duyurmak ve uygulamak görevlerine yer verilmiş; aynı Yönetmeliğin "Hac ve umre sürelerinin ilanı ve başvuru" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasında, "Hacca gitmek isteyen vatandaşlar, Başkanlıkça belirlenen tarihlerde, müftülüklere müracaat ederek ön kayıt yaptırırlar. Başvuranlardan Kurulca belirlenen miktarda ön kayıt ücreti alınır. Kontenjanların illere göre dağılımı, ön kayıt yaptıran vatandaşların sayısına göre Başkanlıkça belirlenir. Suudi Arabistan makamlarınca kota uygulanması ve müracaatların da uygulanan kotanın üzerinde olması halinde hacı adayları Kurul tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tespit edilir." düzenlemesi yer almıştır. Yukarıda anılan hükümlere istinaden 2019 yılı hac müracaatları da dahil olmak üzere umre ve hac organizasyonlarının usul ve esaslarını belirlemek üzere toplanan Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararının "I-2019 Yılı Hac Müracaatlarıyla İlgili Hususlar" başlıklı kısmının 9. maddesinde, "Hacca götürülmek istenen 0-6 yaş çocukların kayıtlarının ebeveynleri ile birlikte yapılmasına, 7-12 yaş arasındaki çocukların kayıtlarının alınmasına, üzerine hac farz olmadığından 07-12 yaş arası çocukların kuraya dahil edilmemesine" karar verilmiştir. Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunun 2019 yılı hac kayıtlarıyla ilgili yaptığı toplantı sonucunda aldığı kararları taşra teşkilatına ve ilgili kurumlara duyurmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen dava konusu... tarih ve E... sayılı 2019 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B- Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı bölümünün 1. maddesinde, "Hacca götürülmek istenilen '0-6' yaş çocukların ön kayıtları ebeveynleri ile birlikte yapılacaktır. 07-12 yaş arasındaki çocukların ise kayıtları alınabilecek ancak üzerlerine hac farz olmadığından kuraya dahil edilmeyecektir. Ön kayıttan sonra doğan çocukların ebeveynleri kesin kayıt hakkı elde ederlerse, istemeleri halinde bu çocuklarına, kontenjan durumu dikkate alınarak hacı sayılarının Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığına bildirildiği tarihe kadar kesin kayıt hakkı verilecek ve arşiv bilgileri tutulmayacaktır. Ön kaydı olup kuraya dâhil edilmeyen 0-12 yaş arası çocuklardan, 0-06 yaş arası çocukların kesin kayıt hakkı elde eden ebeveynleri ile birlikte kesin kayıtları alınacaktır. 07-12 yaş arasındaki çocukların ise ebeveynleri kesin kayıt hakkı elde etseler dahi kesin kayıtları alınmayacaktır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, hac faaliyetlerine ilişkin temel esaslar ve stratejilerin belirlenmesi, haccın usulüne uygun olarak yerine getirilmesi ve sunulan hizmetin kalitesinin artırılması için yurt içinde ve yurt dışında alınması gerekli tedbirler ile hacı adaylarının belirlenmesi usulü konularında Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu'na düzenleme yapma noktasında takdir yetkisi verildiği, davalı idareye de Kurulca belirlenen usul ve esasları duyurma ve uygulama hususlarında bağlı yetki tanındığı görülmektedir. Bununla birlikte, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idareye tanınan takdir yetkisi, işlem tesis ederken serbestçe kullanılabilecek bir keyfiyeti ifade etmediğinden, bu yetkinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmak ve bu yönde kullanıldığını ortaya koyan olgularla desteklenmek zorundadır. Öte yandan, idari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya zorunlu kılar. Bu bağlamda, uyuşmazlık, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kuruluna tanınmış olan takdir yetkisinin kullanımında dayanılan olguların kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilip temellendirilemediği meselesinin açıklığa kavuşturulması ile çözüme kavuşturulabilecektir. Dava dosyasının incelenmesinden; Suudi Arabistan Krallığı tarafından ülkemize 2019 yılı için 80.000 kişilik sınırlı hac kontenjanın tanındığı, buna karşın ön kayıt yaptırarak kuraya katılan vatandaşların sayısının yaklaşık 2.213.835 kişi olduğu, dava konusu işlemlerin de bu kapsamda, kendisine henüz hac ibadeti farz olmamış, erginlik çağına gelmemiş ve ebeveyn bakımına 0-6 yaş arası çocuklara nazaran daha az ihtiyaç duyan 7-12 yaş arası çocukların, Suudi Arabistan Krallığı tarafından ayrı bir pasaport ve vize uygulamasına tabi tutulmaları, dolayısıyla ayrı bir hac kontenjanı ayrılmak zorunda kalınması gözetilerek, hac ibadeti kendisine farz olan kişiler yerine sınırlı sayıdaki kontenjanı doldurmasının engellenmesi amacıyla Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu kararına istinaden tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2019 yılı için ülkemize ayrılan hac kontenjanının çok üzerinde ön kayıt başvurusunda bulunulması nedeniyle tesis edilen 7-12 yaş arası çocukların kesin kayıtlarının yapılmamasına ilişkin Kurul kararının duyurulması yolundaki dava konusu Talimat maddesinde, Kurul tarafından takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılması ve davalı idarece Kurul kararına uygun olarak işlem tesis edilmesi karşısında, üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, davacılar tarafından, ...'in kurada çıkmak suretiyle hacca gitme hakkını kazandığı, bu nedenle dava konusu kuralın kazanılmış hakların korunması prensibine de aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Bununla birlikte, kazanılmış hak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel hukuk kurallarının bireylere uygulanması, objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesi ve onlar için doğan öznel hakkın korunmasıdır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır (Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı). Buna göre, yukarıda aktarılan gerekçelerle hukuka uygun bulunan Talimat kuralında, açıkça, 7-12 yaş arası çocukların kuraya dahil edilmeyeceği öngörüldüğünden, davacılardan ...'in pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandığı bir statüden bahsedilmesi de mümkün değildir. Bu itibarla, adı geçen küçüğün bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış hakkının bulunduğundan söz etmeye de imkan yoktur. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Dairemizin davanın reddi yolundaki 13/10/2022 tarihli ve E:2018/3116, K:2022/4477 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/03/2024 tarihli ve E:2023/820, K:2024/629 sayılı kararıyla kesin olarak onanmıştır. Davacıların manevi tazminat istemine gelince; Davacılar tarafından tazmini talep edilen manevi zararın, davacılardan ...in kazanılmış hakkının korunarak kurasız şekilde hac görevini yerine getirmesine izin verilmesi istemini içeren ... tarihli başvurunun, davalı idarenin ... tarihli ve E... sayılı işlemiyle reddedilmesinden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Anılan işlemin dayanağı olan Kurul kararı ile bu kararın duyurulmasına ilişkin Talimatın ilgili kısmı, yukarıda aktarılan gerekçelerle hukuka uygun bulunmuştur. Buna göre, hukuka uygun bulunan Kurul kararı ile Talimat kuralına istinaden tesis edilen 24/10/2019 tarihli uygulama işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığından; manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.