Başvuru, yürütülen soruşturma kapsamında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma aşamasında bağımsız ve tarafsız olmayan savcılık ve Sulh Ceza Hâkimliklerince kararlar verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin engellenmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, hâkimliklerce keyfî ve dayanaksız yöntemlerle kararlar verilmesi nedeniyle de masumiyet kari
Başvuru; yürütülen soruşturma kapsamında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma aşamasında bağımsız ve tarafsız olmayan savcılık ve Sulh Ceza Hâkimliklerince kararlar verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin engellenmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, hâkimliklerce keyfî ve dayanaksız yöntemlerle kararlar verilmesi nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/5992, 2016/7822, 2016/10108 ve 2016//12770 numaralı bireysel başvuruların 2016/3704 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilmesine; incelemenin 2016/3704 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Tutuklamaya İlişkin Süreç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 13/12/2015 tarihinde ilgili kolluk birimi tarafından dönem Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir milletvekili olan başvurucunun ifadesi alınmıştır. Bu ifade işlemi sırasında başvurucuya FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) ile ilgili bazı isnatlar yöneltilmiştir. Başvurucu 14/12/2015 tarihinde ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesi şöyledir:"...Beni milletvekilliği yaptığım dönemdeki milletvekilleri, ayrıca Adalet Bakanı B.B.ye sorup hakkımda bilgi alabilirsiniz. B.Y., İ.Y. beni iyi tanır. B.A. hakkımda olumlu şeyler söylemişti. Siyasete girişimi ifademde ayrıntılı şekilde anlattım. Ben bana yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmem. 24 dönem TBMM'de cemaatten hiçbir milletvekili yoktur. Siyaseten parti içerisindeki bir kavga nedeniyle bu olaylar yaşandı. Durdurmak için elimden gelen bütün gayreti gösterdim. Ben milletvekili olduğum dönemde Bakanlar ve milletvekilleri ile içiçeydim. Hiçbir suçla ilgim olmadığını onlar çok iyi bilirler. Hükümet ve Devlet aleyhine şimdiye kadar hiçbir faaliyetim olmadı. Yurt dışına bu süre içinde defalarca çıkıp geri döndüm. Ben bir iş adamıyım. İstesem yurt dışında kalabilirdim. Vicdanen ve gerçekten suçlu olmadığımı düşündüğüm için ülkeme geri döndüm. Benim ailem Devletine bağlıdır. Bu ülke ve Devlet için şehit vermiş bir aileyim. Ailemde birçok subay vardır. Olan olaylar siyasi parti içerisindeki güç dengesi, güç kavgasıdır. B.Y. milletvekilliğine aday olduğu için ben İzmir'e bile gitmedim. Seçimin sonuçları benim gidişimle etkilenebilir düşüncesiyle ben yanlış anlaşılabilirdim. Suçlamaların hiçbirini kabul etmem." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 14/12/2015 tarihinde başvurucuyu bir kısım şüphelilerle birlikte silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmaları istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Savcılığın talep yazısında başvurucuya isnat edilen eylemlerle ilgili değerlendirmeler yapılmak suretiyle özetle şöyle ifade edilmiştir:"...Fetullah Gülen tarafından kurulup yönetilen örgütlenmenin dini cemaat olmadığı, kamu kurumlarında sınav sorularını çalarak kadrolaştığı, kadrolaşmanın Emniyet, Adalet, Mülkiye TSK gibi birimlere yayıldığı, Devletin kritik kurumlarında kamu hiyerarşisi dışında ayrı hiyerarşiye bağlı bir örgütlenme oluşturulduğu, bu örgütlenmenin kişilerin haberleşmesinin gizliliğini ihlal ettiği, konuşmaları dinlediği, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği, kişisel verilerin kaydedilip depolandığı, örgütlenmenin siyasi ve askeri casusluk, dini duyguları istismar ederek dolandırıcılık, kamu kuruluşuna karşı dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik, yağma, ihmalle öldürme, işkence, tehdit, kişi hürriyetini kısıtlamak, nitelikli hırsızlık, irtikap, iftira, suç uydurma, suç delilini gizleme gibi suçları işlediği, bu suçların örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar olduğu, örgütün yöneticisi şüphelilerin bu suçlardan da ayrıca sorumlu olduğu... " Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:"1946 Uzunköprü doğumluyum, astubay bir babanın oğluyum, Çankırı ve İzmir'de eğitimimi tamamladım, 1972 yılında Ege Üniversitesinde göreve başladım, 9 Eylül Üniversitesinin de kurucu genel sekreteriyim, Manisa'da Vakıflar Müdürlüğü yaptım, 1989-2004 yılları arasında Türkder Dersanesi yönetim kurulu başkanlığını yaptım, 2005 yılında Cezayirde bir tersane kurdum, yaptığımız geminin ilk kaynağını B.A. ve denize indirilmesi töreninde K.T. bey yaptılar, 2011 yılı milletvekili seçimleri için sayın R.T.E. halen bakan olan S. Hanımı aracı ederek bana milletvekilliği teklif ettiler. Meclise girdim ve 4 yıl vekillik yaptım, bu süre içinde ne parti, ne meclis ne de hükümetimizin mevzuatına veya işleyişine bir olumsuz müdahalem olmadığı gibi birlikte çalıştığım diğer vekiller ve kamu görevlileri tarafından takdir edilmişimdir, ayrıldıktan sonra da hiçbir şekilde partim veya sayın Başbakan ve Cumhurbaşkanı hakkında herhangi bir eleştirim veya müdahalem olmadı, hatta sayın Başbakan bazı şahıslar hakkında eleştiriler yapsa da hakkımda tek bir söz söylememiştir, memleketim İzmir'dir. İzmir'den B.Y. bey adaylığını koyduğu için son seçim sürecinde de çağrıldığım halde hiçbir içtimai veya siyasi organizasyona da yanlış anlaşılır saikiyle icabet etmedim. Benim gibi çalışmalarda bilen bir kişinin terörle bir ilgisi olamaz. Ben Fethullah Gülen ile nasıl tanıştığımı emniyette de açıkça anlattım. Ben hem okuyup hem çalışırken aynı zamanda berberlik de yapıyordum, esnaflık yaptığım için pek çok insanla temasım olmuştur, ben gençlik zamanımdan beri dini bütün bir insan olarak yetiştim, namazımı ve ibadetimi hep yerine getirdim. Bana sorulan tüm soruları samimiyetle cevapladım, ben Asya Finanstan ayrıldıktan sonra bu firmanın hiçbir ürününü kullanmadım, benden sonra Tuna Gayrimenkul diye bir yer kurulmuş MASAK inceleme yaparken beni de yanlışlıkla diğer ortaklar içinde görülmüş, 2004 Haziranda benim ilişkim bitmiştir, bu firma 2009 yılında kurulmuştur, bunun da bir yanlışlık neticesinde olduğunu düşünüyorum, böyle birşey söz konusu değildir, ben uzun süre ticari faaliyette bulundum benim ticari hayatımda karanlık hiçbir nokta yoktur, benim hiçbir milli eğitim faaliyetim olmadı, ben ticaretin içindeyim ancak bana savcılıkta sınav sorularının çalınması, casusluk, dolandırıcılık, yağma, iftira, nitelikli hırsızlık vb bazı suçlamalarla ilgili sorular yöneltildi. Benim şahsi geçmişim ve kişisel duruşum söz konusu suçlamalarla adımı yan yana getirecek vasıfta değildir. Benim kaçma şüphemin olması da söz konusu değildir, kendi işlerimle uğraşan birisiyim aynı zamanda ben kaçacak bir kişi olsaydım, ticari sebeplerle şahsi sebeplerle yurtdışına çıkıp geliyorum, bu da söz konusu değildir. Milletvekili iken tedavi amaçlı yurt dışına çıktım ve bu çıkışımda devlet erkanından Ş. bey, A. bey, E.E. bey gibigörevlilerle Washington'da ziyaretlere iştirak ettim. Bu esnada Fethullah Gülen ile görüşmüş olmam ileri sürülmektedir, ancak ben kendisi ile yıllar öncesinden İzmir'den tanışıklığım vardır, ayrıca devlet erkanındaki pek çok insan da Ş. bey, A. bey, E.E. bey vb gibigörevliler de kendisine ziyarete gitmiştir. Herhangi bir gizli kapaklı görüşme söz konusu değildir, Mecliste parlamento dostluk gruplarında görev yaptım, bu sebeple yurt dışından gelen heyetleri de ağırlama vazifemiz vardı. Bunun dışında yurt dışından gelen heyetlerin burdaki görüşmelerinde randevu almaları ile ilgili tarafımca yapılmış herhangi çalışma olmamıştır, kimse için randevu almış değilim. Dosyada gizlilik vardır, detayından bilgim yoktur, ancak bahsi geçen tarihlerde benim bu faaliyetlerde bulunmam hayatın normal akışına uygundur, B.Y. bey, B.A. bey, K.T bey vs pek çok siyasetçi de benim gemicilikle ilgili yurtdışındaki ticari faaliyetlerim sırasında moral katkı sunmuşlardır. Örgüt faaliyeti iddiası vardır, ancak bana bununla ilgili herhangi bir delil sorulmamıştır veya ibraz edilmemiştir, ben güya örgüt yöneticisi olarak sunulmaktayım, ben K.A. dışında huzurdaki diğer şüphelileri tanımam, tanımadığım daha önce bilmediğim insanlarla örgütsel bir birliktelik içerisinde olmam mümkün değildir, bu kadar siyasi ve ticari yaşamdan sonra bu suçlamaları kabul etmem söz konusu değildir, ben milletvekili olarak ve siyasi yaşamın içerisindeyken de partimin kararlarına ve kurallarına aynen uymuş birisiyim, 11 yaşından beri hem çalıştım hem okudum, devlet ve toplum yaşamında ve ticari yaşamda faaliyetlerde bulundum, liyakati olmayan bir insan olsaydım, fakülte sekreterliklerini, kurucu üniversite sekreterliğini vb işleri yapamazdım, hakkımdaki suçlamalarla ilgili şaşkınlık içindeyim, halihazırda ben ve eşim tüm servetimizi bir eğitim vakfı kurarak milletimize vakfettik, eşim de bir holdingin %11 hissesine sahip bir insandır, söz konusu eylemleri ben işlemiş olsaydım, bu zamana kadar devletin emniyet ve istihbarat kurumlarının hakkımda takibatta bulunması gerekirdi, bunun dışında herhangi bir adli sorunum soruşturmam da olmamıştır, Vakıflar Bölge Müdürlüğü gibi üçlü kararname ile atama yapılabilen bir kuruma ve hatta B.A. beyin isteği ile müdürlük yaptım, isteklerle vazife kabul eden ve onurlu biçimde vazifelerini bırakan bir insan olarak hakkımdaki suçlamalardan dolayı rencide olmuş durumdayım, zaten kalp ve tansiyon hastalığım vardır, hakkımdaki tüm suçlamalar asılsızdır, suçlamaları kabul etmem. Vatikan ziyaretine ilişkin olarak olay şöyledir, söz konusu tarihte Dinlerarası Diyalog çalışmaları yapılmaktaydı. Vatikan İstanbul temsilcisi Vatikandan bir randevu talebinde bulunmuştu, Vatikanda bir Türkiye büyükelçiliği vardır, oraya gidildi ziyaretler yapıldı. Bana bununla ilgili sorulan husus el öpme meselesidir. Gidilen yer Vatikandır, protokol kurallarının en sıkı uygulandığı yerdir, buranın görevlileri tarafından uygulanacak protokol ile ilgili yönlendirmeler yapılmaktadır. Ziyaret sırasında papa Jean Paul'ün protokol kuralları içerisinde elini öpmüş bulunduk ancak biz kendi kendimize böyle birşey yapmış değiliz. Bir mahsuru görülmüş olsaydı Dışişleri ve hükümetin ilgili birimleri tarafından müdahaleler yapılırdı." Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 14/12/2015 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"...suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren MASAK raporu, tanık beyanları, tape kayıtları ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde somut olguların bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarakşüpheliler K.A., İlhan İşbilen ve A.nın isnat edilen silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına..." Başvurucunun verilen tutuklama kararlarına karşı yaptığı itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/12/2015 tarihli verdiği kararla kesin olarak reddedilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 12/2/2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş ve bu karara karşı başvurucu müdafince yapılan itiraz Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 18/2/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 25/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda 6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı iddianame ile FETÖ/PDY'nin kurucusu ve liderinin de aralarında olduğu başvurucuyla birlikte yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla dava açılmıştır. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise örgütün yapılanmasına ilişkin unsurlara yer verilmiştir. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir. Başvurucunun;i. Fetullah Gülen’in "Ben Cemaat’i iki deli ve bir veli ile kurdum." şeklindeki söyleminde deli olarak bahsedilen şahıs olduğu,ii. Fetullah Gülen’in sohbet ve vaazlarının kaset, CD vb. hâline getirilerek çoğaltılmasından bizzat sorumlu olduğu,iii. 1980’li yıllarda Akyazılı Orta ve Yüksek Öğretim Vakfı sekreterliği yaptığı,iv. 1995 yılında Feza Gazetecilik Anonim Şirketi eski genel müdürlüğü yaptığı,v.FETÖ İstişare Kurulunda görev yaptığı,vi. FETÖ Tayin Heyetinde yer aldığı,vii.FETÖ Üst Kurulu üyesi olduğu,viii. Fetullah Gülen’in operasyon ekibi içinde yer aldığı,ix. FETÖ Erzurum il imamlığı yaptığı,x. FETÖ Azerbaycan imamlığı yaptığı,xi. 2006 yılı itibarıyla Zaman gazetesi sarı basın kartı sahibi olduğu,xii. Geçmiş dönemde Asya Finans A.Ş.'de murakıp üye olarak görev yaptığı,xiii. FETÖ’nin siyasi kanadında yer aldığı,xiv. Adalet ve Kalkınma Partisi dönem milletvekiliyken 17/25 Aralık operasyonları sonrası süreçte istifa ettiği,xv. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne bağımsız aday olarak katılıp seçilemediği,xvi. HTS ve baz istasyon analizinde FETÖ üyeleri ile sık sık bir araya geldiği ileri sürülmüştür. Tanık beyanlarında başvurucu hakkında belirtilen hususlar özetle şöyledir: - S.Ç. beyanında; FETÖ/PDY’nin ana kadrosu içinde yer aldığını, ayrıca Zaman gazetesinin ilk genel müdürü olduğunu ifade etmiştir.- K.Ö. beyanında; İlhan İşbilen’in Fetullah Gülen ile İzmir’e geldiğinden beri beraber olduğunu, Manisa’da Kurşunluhan Öğrenci Yurt Müdürlüğü yaptığını, Akyazılı Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı başkanlığı yaptığını, bir dönemde Erzurum’da örgüt imamlığı yaptığını, Medya Genel Müdürlüğü (Zaman gazetesi, Samanyolu TV) yaptığını, Asya Finans ortaklığı olduğunu, Bankanın murakıplığını yaptığını, bu Bankanın kurucusu olduğunu, Türkter Tersanesi Yönetim Kurulu başkanlığı yaptığını, Mayna Denizcilik Limitet Şirketini, Cezayir’de Türk Maritime Limitet Şirketini ve tersanesini kurduğunu, Evyap Holding Yönetim Kurulu ve Oruç Reis Denizciler Kulübü Yönetim Kurulu üyelikleri yaptığını ve şu anda İzmir bağımsız milletvekili olduğunu, Başyüceler Kurulunda bulunduğunu ifade etmiştir.- A.K. beyanında; cemaat yapılanmasında İlhan İşbilen’in kademede olduğunu, Zaman grubu içinde yer aldığını, Fethullah Gülen’in operasyon ekibinden olduğunu, PDY’nin siyasi kanadında bulunduğunu, ayrıca ana kadro içinde yer aldığını ifade etmiştir.- E. beyanında; hizmette üst düzey görevde bulunduğunu, örgüt içinde Akyazı Vakfının genel müdürlüğünü, Erzurum imamlığını, Zaman gazetesi ve Samanyolu TV’nin genel yayın yönetmenliğini yaptığını, örgütün Tayin Heyetinde de yer aldığını, cemaat içinde kendisinin ayrı bir özel ekibinin olduğunu, mülki amirlerle (vali ve kaymakam) koordine sağladığını, bürokrasiyi bildiğini, Asya Finans Başkanlığı ve Ege Üniversitesi genel sekreterliği ile Manisa Vakıflar bölge müdürlüğü yaptığını, cemaat içinde önemli bir isim olduğunu, Vatikan ile Fetullah Gülen’in görüşmelerinin cemaatin Vatikan görevlisi olan ancak şu an hayatta olmayan tarafından sağlandığını, Gülen’in Vatikan’a ziyaretinde ise A.K., İlhan İşbilen, E. ve T.nin de bulunduğunu ifade etmiştir.- Ç.A. beyanında; ...örgüt içinde 1985 ve 1986 yıllarında Erzurum imamlığı ile 1992 yılı sonrasında yurt dışına açılım kapsamında Azerbaycan imamlığı yaptığını duyduğunu, Fetullah Gülen’in vaazlarının kasetler ve videolar aracılığı ile çoğaltılması işlemi ile bizzat kendisinin ilgilendiğini, bu şahıs ile 1988-1990 yılları arasında yaklaşık beş altı ay kadar aynı örgüt evinde birlikte kaldıklarını, bu dönemde Zaman gazetesi genel müdürü olduğunu, 1988-90 yılları arasında Zaman gazetesi genel müdürü olan İlhan İşbilen'in Ankara’ya geldiğinde H.nin kaldığı evde kaldığını, bu evde kendisi ile birlikte H.nin de kaldığını, Afganistan’da Raşit Dostum’a karşı yapılan darbe girişimi ile ilgili olarak N.G.nin Afganistan’a problemi çözmek için bizzat Fetullah Gülen tarafından gönderildiğini, iddia edilen Azerbaycan darbe girişiminin gerçeklik payının olması durumunda bu konuda o dönemin Azerbaycan İmamı İlhan İşbilen ve Y.A.nın yakın diyaloğunun dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.- H.A. beyanında, İlhan İşbilen'in örgüt içinde faaliyet yürüttüğünü ifade etmiştir.- N. beyanında; FETÖ/PDY'nin başlangıç tarihi olan 1960'dan beri üst düzeyde görev alan ve görevine devam eden şahıslardan birisinin de İlhan İşbilen olduğunu, 1997 yılında Fetullah Gülen'in Zaman gazetesinin eski sahibi A.K. vasıtası ile eski Halk Partili Dışişleri Bakanı K.G. aracılığı ile Vatikan'la temasa geçtiğini öğrendiğini, ABD ile irtibatı olduğunu duyduğunu, K.G.nin kız kardeşinin de Amerika'da albay rütbesi ile asker olduğunu duyduğunu, yurt dışından bir seyahatten döndüğünde Altunizade Fem'de Fetullah Gülen ile birlikte O. (Türkiye'deki Yahudi cemaatinin başkanı), İ.H. (Yahudi Cemaati Başkanı), o zamanki Ermeni Cemaati Başkanı , Ortadoks Kilisesi Başkanı B. ile gizli bir toplantı yaptıklarını gördüğünü, bu şahısların Fetullah Gülen ile fotoğraf çektirdiklerini, Fetullah Gülen'in orta büyüklükte sandıklar içinde bu şahıslara hediyeler takdim ettiğini, Vatikan tarafından her hafta kendisine dua edildiğinin tarafından halka açık her yerde ilan edildiğini, daha sonra 1997 yılında yanında İlhan İşbilen, A.K., E., K.nın ağabeyi olduğunu bildiği ancak ismini bilmediği kişi ile birlikte Vatikan'a Papa Jean Paul'ü ziyarete gidip çok kıymetli halı ve vazolar götürüp hürmetlerini ve bağlılıklarını ilettikleri, Papa'nın elini öptüklerini ifade etmiştir.- B.Ç. beyanında; cemaatle ilk tanıştığı 1986 yılında hizmetteki abiler arasında bilmediği bir sebepten kavga çıktığını, o tarihte bütün yetkili abilerin görevden alındığını, tüm yetkinin İlhan İşbilen'e verildiğini, İlhan İşbilen'in isteği üzerine yanında kalmaya başladığını, kendisini örgüt içinde yetiştiren kişinin İlhan İşbilen olduğunu, o zamanki görevinin doğu ve güneydoğu illerinin sorumluluğu ile Akyazılı Vakfının genel müdürlüğü olduğunu, İlhan İşbilen ile beraber çalıştığı dönem Muş valisi ile görüşme yaptığını, İçişlerinden bir kişinin kendisini arayarak kaymakam olmak için destek istediğini, Samanyolu televizyonunun kurulması ile ilgili işlerin başında olduğunu, televizyon kuruluşu ile ilgili tek yetkili kişi olduğunu, Fetullah Gülen’in vaaz video kasetlerine bandrol alınıp resmî yoldan satılması için çalıştığını, örgütün illegal işlerinin başına getirilen ilk kişi olduğunu, istihbarat ve devletin kritik kurumlarındaki özel yapıyı hazırladığını, daha sonra bu yapının K.Ö.ye devredildiğini, İlhan İşbilen ile K.Ö. arasında sürtüşme olduğunu ve bunun sebebinin bu görev devri olduğunu ifade etmiştir.- Gizli tanık G. beyanında; bu görüşmede Ş.A.T., H.K., İlhan İşbilen, S.Y., A.Ş., E.nin de olduğunu, toplantıda İlhan İşbilen’in Ş.A.T.yı dinlediğini, o konuşmada yapılacak olanın kendileri tarafından yapılacağının kamuoyuna söyleneceğini, bunu da cemaat yaptırdı diye bir savunma geliştirileceğini, bu durumun kendi aleyhlerine olabileceğini, bu durumun önlemini almak gerektiğini söylediğini, 2011 yılı başlarında kendisini Ö.nün telefon ile aradığını, bu telefonun normal bir telefon olmadığını, bir firma tarafından temin edilen kriptolu bir telefon olduğunu, Gaziantep, Ankara ve İstanbul'da da görüşmelerinin olduğunu, İstanbul’daki görüşmelere Ş.A.T., Y., U. ile isimlerini hatırlamadığı kişilerin katıldığını, bu görüşmelere kendilerinin alınmadığını, Ş.A.T., Y., U. ve İlhan İşbilen'in kendi aralarında görüşmelerini ve müzakerelerini yaptıktan sonra kendilerine toplantıda alınan kararlar hakkında bilgi verdiklerini, kendilerine bildirilen kararın "Bulunduğunuz illerde devlet büyüklerinin, bürokrasideki üst düzey görevlilerin, AK Partiye yakın siyasi ve mütahitlerin aile yapısının, ne iş yaptıklarının, özellikle özel hayatlarının organize bürolar tarafından ayrıntılı olarak araştırılmasını istediklerini, bir siyasinin gizli çekilmiş cinsel içerikli görüntüsünü izlettiklerini, bu şekilde görüntüler olursa daha güzel olur." şeklinde bildirildiğini ifade etmiştir.- Gizli Tanık K. beyanında; Fetullah Gülen'in Bank Asya'da kendi görevlendirdiği gerek genel müdür, gerekse murakıp İlhan İşbilen gibi üst düzey bir kişi olarak adamı olduğunu, bu kişilerin Hoca'ya direkt bağlı olduklarını, Bank Asya üzerinden yapılan işlemlerin bu kişi/kişiler aracılığıyla yapıldığını bildiğini, ayrıca Bank Asya tarafından yeterli görülmeyen kişi veya kuruluşlara verilecek kredilerde Ö. ve onun gibi etkili kişilerin devreye girmesiyle hak edilmeyen krediler verildiğini, Bank Asyanın ağırlıklı ortağının cemaate bağlı (Kaynak Holding, Sürat Kargo vs.) bazı şirketler olduğunu düşündüğünü ifade etmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü ise şöyledir:"Fetullahçı Terör Örgütü içerisinde siyasi işlerden sorumlu imam olarak faaliyet yürüttüğü, Dönem İzmir AKP Milletvekili olduğu ve fakat 17-25 Aralık sonrası partisinden istifa ettiği, Fetullah Gülen’in operasyon ekibi içerisinde yer aldığı, FETÖ içerisinde üst düzey sorumlulardan olduğu, Samanyolu TV ve Zaman Gazetesi Genel Müdür olarak görev yaptığı, çeşitli tarihlerde örgüt mensupları ile aynı otel, konaklama yerlerinde bir araya geldiği, Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilindiği, örgüt içerisinde halen 'İstişare Heyeti Üyesi' olarak faaliyetlerine devam ettiği [anlaşılmıştır]." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/7/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/238 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı gün yapılan tensip incelemesi ile "atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair, müşteki ve tanık beyanları, HTS analiz raporları, MASAK Raporu, bilirkişi raporları, soruşturma raporları, iddianame ve karar suretleri, atılı suçun CMK.nun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, eylem ile tutuklama tedbiri arasında orantılılık bulunması, bu aşamada adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu aynı konulardaki şikâyetleriyle ilgili olarak 30/3/2016 tarihinde 2016/5992 numaralı, 26/4/2016 tarihinde 2016/7822 numaralı, 31/5/2016 tarihinde 2016/10108 numaralı ve 18/7/2016 tarihinde 2016//12770 numaralı bireysel başvurular da bulunmuş ve bu başvuruların 2016/3704 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilmesini talep etmiştir. Başvurucu kovuşturma aşamasındaki savunmasında da suçlamaları kabul etmeyerek soruşturmadaki beyanları yönünde ifade vermiştir. Mahkemece kovuşturma aşamasında yapılan araştırmada Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan 8/2/2017 tarihli rapor içeriğine göre başvurucunun ByLock programını 3/11/2015 tarihine kadar kullandığı ve değişik hatlar üzerinden belirtilen cihazlarla sorgulanan tarih aralığında toplam 800 kez internet üzerinden bu programa erişim sağladığı belirtilmiştir. Yapılan yargılama sonucu Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 8/6/2018 tarihli kararıyla başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan 10 yıl 8 ay hapis ve 000 TL adli para cezası ile dinî inanç ve duyguları istismar etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan 6 yıl 8 ay hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:" ... Fetullah Gülen'in 'Ben Cemaat’i iki deli ve bir veli ile kurdum' şeklinde geçen söyleminde deli olarak bahsedilen şahıs, F.Gülen ile cemaatin kuruluşundan itibaren toplantılar yapıp cemaate bağlı öğrencilerin yetiştirilmesini, eğitim, askeriye, mülkiye, adliye ve emniyetin ele geçirilmesi konusunda istişareler yapan, Fetullah Gülen ’in sohbet ve vaazlarının kaset, cd vb. haline getirilerek çoğaltılmasından bizzat sorumlu olan, 1980’li yıllarda Akyazılı Orta ve Yüksek Öğretim Vakfı sekreterliği yapan, 1995 yılında Feza Gazetecilik Anonim Şirketi Eski Genel Müdürlüğü yapan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü İstişare Kurulunda görev alan, Tayin Heyetinde yer alan,Üst Kurulu üyesi, Fetullah Gülen’in operasyon ekibi içerisinde bulunan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü Erzurum İl İmamlığı,Azerbaycan İmamlığı yapan, 2006 yılı itibarıyla Zaman Gazetesi Sarı Basın Kartı sahibi olan, Asya Bank'ın kuruluşunda görev alıp bankanın %5 hissesine sahip olan ve murakıp üye olarak görev yapan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü’nin siyasi kanadında görev üstlenen, dinler arası diyalog projeleri içinde yer alıp F.Gülen ile birlikte Papa ziyaretine katılan, kuruluşundan itibaren sürekli ve hatta Milletvekilliği döneminde F.Gülen ile ABD'de birçok kez bizzat görüşebilen, 2011 yılında F.Gülen'in tavsiyesi ile Ak Partiden milletvekili olan 4 kişiden biri olan ve Dönem Milletvekiliyken, 17/25 Aralık Operasyonları sonrası sözde cemaat lehine tepki olarak partisinden istifa eden ve açıklamasında F.Güleni 50 yıldır tanıdığını, F.Gülen'i terör örgütü lideri olarak görmediğini ve cemaat ile parti arasında aracı olabileceğini beyan ve kabul eden, Dönem Milletvekili Seçimlerine bağımsız aday olarak katılıp seçilemeyen, Emniyet birimlerinin kullandığı böcek ve ortam dinlemesi yapan aletlerin temin edildiği Hacking Team şirketinin sahibi ile Beren Tarım Hayvancılık şirketinin yönetim kurulunda beraber yer alan sanık İlhan İşbilen'in istişare heyeti üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütü/PDY silahlı terör örgütününkurucusu ve yöneticisi olduğu ......" Başvurucu verilen hükmü 10/6/2018 tarihinde istinaf etmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumu devam etmektedir.B. İlgili Süreç Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12). İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Mahir Kanaat (B. No: 2017/12653, 30/10/2018, §§ 28-48).