3. Ceza Dairesi 2022/6702 E. , 2024/11254 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2018/4198 E., 2019/559 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek yardım etme HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun…
**3. Ceza Dairesi 2022/6702 E. , 2024/11254 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2018/4198 E., 2019/559 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek yardım etme HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2018 tarih, 2018/103 Esas ve 2018/596 sayılı Kararı ile sanık hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanunun 314/2, 220/7-2, 3713 Terörle Mücadele Kanun'un (3713 sayılı kanun) 5, 5237 sayılı Kanun 62, 53/1-3 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarihli 2018/4198 Esas, 2019/559 sayılı Kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzelterek esastan reddine karar verilmiştir. 3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.01.2022 tarihli bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri; 1.Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2.Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, 3.Sanık hakkında usul ve yasaya aykırı olarak verilen mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine, 4.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabullü "Sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir." B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a. Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156 ncı maddesi gereğince re’sen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hal nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması yukarıda izah edilen mevzuat ile CMK'nın 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi, b.Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanları nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullandığı veya örgütsel iletişim ağına dahil olduğu saptanamayan, soruşturmanın en başından itibaren aksi kanıtlanamayan savunmalarında da görüleceği üzere dernek üyeliği, içeriği belli olmayan sohbet toplantılarına katılma ve bankasya hesap hareketleri dışında hakkında delil bulunmayan sanığın bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemleri hiyerarşik yapıya girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğinden, eylemlerinin sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, ayrıca sanığın banka hesap kayıtları incelendiğinde, aksi kanıtlanamayan savunmalarının aksine, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütsel amaçla ve örgüte yarar sağlamak saikiyle örgütle iltisaklı Bank Asyaya para yatırdığı ve katılım hesabı açtığına yönelik her türlü kuşkudan uzak mahkumiyetlerine yeterli ve kuvvetli delil elde edilemediğinden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Kabul ve uygulamaya göre de; a.Sanığa üyelik suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanun'un 5/1 inci maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b.TCK'nın 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda 53/1, 2, 3 maddelerinin uygulanması gerekirken 53/1-3 ün uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarihli 2018/4198 Esas, 2019/559 sayılı Kararını 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.