3. Hukuk Dairesi 2015/16568 E. , 2016/11283 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 27.09.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların söz…
**3. Hukuk Dairesi 2015/16568 E. , 2016/11283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 27.09.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili dilekçesinde; davacı ...'in davalı ...'ye ait olan tek katlı trafo binasına tuvalet ihtiyacını karşılamak üzere girdiği sırada elektrik akımına kapıldığnı, elektrik çarpması sonucunda iki kolunun kesildiğini, ağır tehlike teşkil eden ve yüksek gerilim bulunması nedeniyle aynı ölçüde yüksek güvenlik tedbirleri ile korunması gereken trafo binasını çevreleyen tel örgünün olay tarihinde büyük bir bölümünün olmadığını, bir bölümünün de yere yatık olduğunu, trafo kapısı kilitli olmadığı halde davalı .... ve yetkililerinin muhtemel bir ceza ve hukuki sorumluluktan kurtulmak için müvekkili hakkında hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından şikayetçi olduklarını, bu şikayet sonrası ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/269 esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini ileri sürerek; davacı ... için sürekli desteğe muhtaç kalması, tedavi ve bakım giderleri nedeniyle 10.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminat, baba ve annesi olan davacılar... ve ... bakımından 15.000' er TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden, davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı hırsızlık ve mala zarar verme şikayeti ve suçlaması sebebiyle davacı ... hakkında ceza davası açılması ve bu suretle müvekkillinin kişilik haklarının ağır biçimde ihlali nedeniyle 5.000 TL manevi tazminatın şikayet tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olay ile müvekkili şirketin faaliyetleri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığını, davacı ...'in yaşamını ve bedensel bütünlüğünü tehlikeye atmak suretiyle zararın oluşmasına ve dava konusu olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, Germencik Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararının gerekçesinde görüldüğü üzere davacının savunmasında bahsettiği hususların ihtimal dahilinde olmasından bahisle beraat kararı verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Feri müdahil İntesan Limited Şirketi; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; aldırılan bilirkişi raporu ile olayın meydana gelmesinde davacı ... ile feri müdahil İntesan Limited Şirketinin kusurlu olduğunun, dolayısı ile davalı şirkete atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığının anlaşıldığı, ayrıca davalı şirketin davacı ... hakkındaki şikayetinin, şikayet hakkı sınırları içerisinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dava, elektrik çarpması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 58. maddesinde; “Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurundan dolayı mesul olur.” denmektedir. Burada, yasa koyucu bozuk yapılan bir yapı eserinden zarar görenleri, mümkün olduğu kadar basit ve dolaysız bir tazmin imkanı sağlayarak, onları korumaktadır. Bu anlamda sorumlu olabilecek malik, gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olabileceği gibi, kamu hukuku tüzel kişisi de olabilir. Borçlar Yasasının 58. maddesinde öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, söz konusu yapı eserinin, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden bir zarar doğması gereklidir. Yapım bozukluğu, bir inşaatın kötü yapılmasını, imal ve inşaat zamanında uyulması gerekli olan teknik kurallara uyulmamış olmasını ifade eder. Bir yapı eserinin maliki, bunların hiç kimseye hiçbir şey için tehlike taşımayacak şekilde yapılmasını ve işlemesini garanti etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, bir yapı eserinde herhangi bir yapım bozukluğu olmasa bile, ek güvenlik ve koruma tertibatının bulunmaması, yine de bir yapım eksikliği sayılır. Bakımsızlık ve koruma eksikliği ise, bir inşaatın kullanmaya uygun ve tehlikeleri önleyecek biçimde korunmamasını ifade eder. Bakım eksikliği biçiminde açıklanabilecek olan bu durum, yapının tamamlanmasından sonra ortaya çıkar. Yapının tamamlanmasından sonra kendini gösteren ek güvenlik tertibatı ihtiyacının giderilmemesi de bir bakım eksikliğidir. Bakımsızlıktan veya bakım eksikliğinden söz edebilmek için bir inşa eserinin bitmiş ve kullanım amacına özgülenmiş olması gerekir.Yapım eksikliği veya bakımsızlığın varlığı araştırılırken, durumun gerekleri ve özellikle bina veya yapı eserinin özgüleme amacı, üçüncü kişiler için taşıdığı tehlike derecesi gözönünde tutulmalıdır. Bu nedenle, daha çok kişinin yararlanacağı, etkileneceği, yada zarar görme ihtimali olan tesislerin yapımında, buna oranla çok daha sınırlı insanların etkileneceği tesislerin yapımı sırasında uyulması gerekli zorunlu koşullara oranla, daha fazlasına dikkat edilmelidir. Malikin, bina yada tesisin tehlike taşımayacak bir durumda bulunmasını sağlama yükümlülüğü, yalnız onu kullananlara karşı değil, herkese karşı vardır. Bazı hallerde zararın ortaya çıkış biçimi, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin varlığını gösteren fiili bir karine oluşturur.Yapının yapımı ile ilgili mevzuata ve teknik kurallara uyulmadığı, alışılmış tedbirlerin alınmadığı ve resmi makamlarca yapılan denetimler sonucunda, bina ve yapı eserinin teknik niteliklerinin uygun görülmediği ispatlanırsa, bunlar eksikliğin ve illiyet bağının varlığına birer belirti sayılır((Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2003 gün ve 2003/4-144 Esas; 2003/161 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Bu açıklamaların ışığında somut olay incelendiğinde; olay tarihinde 17 yaşında olup akıl hastası olması nedeniyle sonradan kısıtlanan davacı ...'in tuvalet ihtiyacını gidermek için davalı şirkete ait trafo binasına girmesi nedeniyle meydana gelmiştir.Gerek hazırlık dosyası ve hemen olayın akabinde polisçe tutulan olay yeri tespit tutanağı, gerekse mahkemede alınan tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait trafonun etrafını çeviren tel örgünün bir bölümünün yıkılmış olduğu, ayrıca trafonun ana kapısı ile kazanın meydana geldiği fider odasının kapılarının açık olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı şirkete atfedilecek bir kusurun bulunmadığı belirtilmekte ise de, olayların gidişatından insanların ve canlıların yaşamı için önemli bir tehdit oluşturan bu tür tesislerin bakım ve korunmasında, tesisin yerleşim yeri üzerinde bulunduğu da düşünüldüğünde, normalin üzerinde bir özen borcu bulunduğu sonucuna varılır. Davalı şirket, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 5. maddesinde de belirtildiği üzere, bu tesislerini her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapmalı, herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulmasını olanaksız kılmalı, bu amaçla gerekli koruma önlemlerini almalı, bu tesislerin can ve mal güvenliğine zarar vermemesi için, yerleşim yeri dışındaki tesislere oranla çok daha kısa aralıklarla kontrollerini yapmalıdır. Ne var ki, somut olayda davalı idarenin bu bakım ve özen borcunu gereği gibi yerine getirmediği, söz konusu olaydan önce gereken denetimleri yaparak, tesise ve içerisindeki gerilim altındaki bölümlere girilmesini önleyecek tedbirleri almadığı anlaşıldığından, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Diğer bir anlatımla, enerji tesisini işleten davalı şirket, tehlike arzeden bu yapı eserinin bakımı ve işletilmesindeki eksiklikler nedeniyle Borçlar Yasasının 58. maddesi uyarınca sorumludur. Bu sorumluluk hukuki niteliği itibariyle kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluktur. Bundan ayrı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sorumluluğun, davalı şirketle arıza bakım ve onarım sözleşmesini yapan feri müdahil şirkete ait olduğu bildirilmiştir. Feri müdahil ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde yapılan işlerin davalı şirketçe denetlenip kontrol edileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan madde uyarınca davalı şirket, meydana gelen kaza nedeniyle zarar görenlere karşı feri müdahil şirket ile birlikte zincirleme sorumludur. Buna göre mahkemece; akıl hastası olan davacı ...'in, anne ve babası olan diğer davacılar tarafından gerekli denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle kazanın meydana geldiği yönündeki davalı savunması üzerinde durulması ve bu durumun davacı taraf yönünden bölüşük kusur oluşturup oluşturmayacağının tespiti amacıyla mahallinde konunun uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu refakate alınarak keşif yapılması, sonrasında ise meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna davacı ...'le ilgili tüm rapor ve bilgiler gönderilmek suretiyle evrak üzerinden alınacak raporla iş göremezlik oranı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre zarar kapsamının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın tümden reddedilmiş olması iusul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 27.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.